'Deprem önlemleri tartışılmalı'

Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik, "deprem riskine karşı hazırlıklı olmak ve yapıların dayanıklılığı" konularının üzerinde durulması gerektiğini belirtti.

'Deprem önlemleri tartışılmalı'
Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik, bir depremin öncü ya da artçı olmasının kamuoyu açısından çok önemli olmadığını, asıl üzerinde durulması gereken konuların ''deprem riskine karşı hazırlıklı olmak ve yapıların dayanıklılığı'' olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Erdik, depremlerin niteliğinin kamuoyu önünde tartışılmasını eleştirerek, bir depremin ister artçı, ister öncü olsun, mühendislik açısından bilimsel anlamda başlı başına bir ''deprem'' olarak değerlendirildiğini ifade etti. Tekirdağ'da meydana gelen 5.0 büyüklüğündeki depremin ardından yaşanan ''Artçı mı, öncü mü?'' şeklindeki tartışmaların gereksiz olduğunu belirten Prof. Dr. Erdik, ''Bir depremin öncü mü, artçı mı olduğu çok önemli değil. Önemli olan o depremin verdiği hasar ile yapıların dayanıklılığıdır'' dedi. Kamuoyunun gündeminin artık değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Erdik, "Toplumun gündemi, fayların nereden geçtiği olmamalı, 'Ben evimdeki, okullardaki, hastanelerdeki riski nasıl azaltırım' olmalı. Depremle ilgili bilimsel tartışmalar sadece akademik düzeyde kalmalıdır. Bundan sonra atılacak her adımın, deprem riskini azaltacak yönde olması zorunludur. Şunu da unutmamak gerekiyor; İstanbul'da trafik kazalarında ölme riski, depremde ölme riskinden çok daha fazladır. Hele bir insan sigara içiyorsa, ölme riski depremde ölme riskinden en az iki kat daha fazladır" dedi.
Binalar onarılmalı
17 Ağustos'ta yaşanan depremden sonra insanların büyük miktarlarda para vererek evlerinin dayanıklılığını ölçtürmelerinin de doğru olmadığını kaydeden Prof. Dr. Mustafa Erdik, her yapının mutlaka belli ölçüde tamirata ihtiyacı olduğunu, birçok yapının duvarlarının yıkılarak, yerine örme duvar yapılmasının şart olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Erdik, ''İstanbul'da beklenen büyük bir depreme neden olacak fay hattının kentin çok uzağında olduğu ve bu nedenle de şehri fazla etkilemeyeceğine'' ilişkin bazı bilim adamlarınca ileri sürülen görüşle ilgili olarak da şöyle konuştu: "Ayasofya, İstanbul'un depremlere karşı yaşayan tarihidir. 1500 yılda 3 kez çok ağır hasar gören Ayasofya'da o tip hasara neden olabilecek deprem, en az Kocaeli depremi kadar şiddetlidir. Dolayısıyla birazcık tarih bilen biri, geçmişte İstanbul'da neler olduğunu bilir. Ayrıca, bilim adamları arasında tartışmalar olabilir. Ancak akademik tartışmaların kamuoyunun önünde yapılması, insanları yanlış yönlendirebilir".
Tsunami büyük denizde olur
Prof. Dr. Mustafa Erdik, tsunaminin sadece büyük ve açık denizlerde olabileceğine dikkat çekerek, Körfez'de depremden sonra tsunami yaşanmadığını söyledi. Prof. Dr. Erdik, "Dalga, karşı kıyıya çarpmış ve geri gelmiştir. Körfez'deki olay tsunami değildir, deniz dalgasıdır. İstanbul Boğazı'nda da tsunaminin etkili olacağını sanmıyorum. Tsunami gelirse Marmara'dan gelir, bu da Boğaz'ın içine kadar giremez" diye konuştu.
İstanbul'un tarihi simgelerinden biri olan Kız Kulesi'nin de, meydana gelebilecek bir depremden etkilenmeyeceğini bildiren Prof. Dr. Erdik, "Sonuçta bir kara parçası... Deniz ortasında diye daha çok etkilenmesi söz konusu değil" dedi.
Tüp geçit etkilenmez
BÜ Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik, son yıllarda gündemde olan ve büyük tartışmalara neden olan üçüncü boğaz köprüsüne alternatif olarak gösterilen tüp geçitin hiçbir şekilde olası bir depremden etkilenmeyeceğini bildirdi. Yerel gömülü yapıların deprem açısından çok daha az tehlikeli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Erdik, tüp geçitlerdeki depreme dayanıklılığı, bloklar arasına yerleştirilmiş çelik ya da lastik contalar olan 'derzler'in sağladığını kaydederek, "Boğaz'ın iki yakasını birleştirecek olan tüp geçit, hiçbir şekilde olası bir depremden etkilenmez. Derzler arasındaki esnekliğin çok iyi hesaplanması gerekiyor. Yumuşak tabakalardan daha sert tabakalara geçişlerde meydana gelebilecek hareket değişikliklerine karşılık yapılan derzlerin, depremlerde eğilir, bükülebilir ve hareket edebilir özelliklere sahip olması şart" dedi.
ABD'de ve Avrupa'da, Türkiye'de yapılması düşünülenden çok daha uzun tüp geçitler bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Mustafa Erdik, şekil ve güzergâh olarak daha geniş olan Kaliforniya ve San Fransisco'daki tüp geçitlerin birçok defa depreme maruz kalmalarına rağmen etkilenmediğine de dikkat çekti.
www.evrensel.net