Devlet özel üniversitelere çalışıyor

YÖK'ün, özel yüksekokullar açılmasını kolaylaştırması ve özel okullara yapılan devlet desteğinin artırılması için yasal düzenleme istemesi, kaygıyla izleniyor.

Devlet özel üniversitelere çalışıyor
İzmir Üniversiteleri Öğretim Elemanları Derneği (İZÜNİDER) Başkanı Prof. Dr. Hamza Bulut, YÖK'ün üniversiteleri ticari kurumlara dönüştürme girişimleri olduğunu belirterek, bu durumu kaygı verici olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Bulut, yaptığı açıklamada, YÖK'ün 1960'lı yıllarda yaşanan özel yüksekokullar furyasına yeniden dönüşümün kolaylaştırılması, özel üniversitelere yapılan devlet desteğinin artırılması, Hazine arazilerinin tahsisinin kolaylaştırılması için girişimde bulunması ve bu amaçla yasal düzenlemeler istemesini kaygı ile izlediklerini kaydetti.
Kaynaklar özel üniversitelere
"Bu düzenlemeler bazı kesimlerin iştahını kabartacaktır" diyen Bulut, patronların, holdinglerin ve tarikatların özel yükseköğretim kurumları açmak için yarış halinde olduklarını kaydederek, şöyle konuştu: "Vakıf üniversiteleri kılıfı altında açılan özel üniversiteler, öğrencilerden yılda 6-13 bin dolar arasında para almakta ve öğretim üyelerine ayda 2-5 bin dolar arasında maaş ödemektedir. Oysa, devlet üniversitelerinde çalışan bir profesörün aylık geliri 1000 doların altındadır. Devlet üniversitelerinde büyük bir kaynak sıkıntısı çekilirken, özel üniversitelerin harcamalarının yüzde 45'inin devlet tarafından karşılanması, Hazine arazilerinin tahsis edilmesi düşündürücüdür. YÖK ile başlayan dönemde Yeni Dünya Düzeni için ne gerekiyorsa yapılmıştır."
'Özelleştirmeye hayır'
Üniversitelerin, "araştırma merkezi, pahalı yatırım gerektiren ve kamusal görevleri olan kurumlar" olduğunu hatırlatan Hamza Bulut, özel üniversitelerin bu yükü taşımasının tartışmalı olduğunu ifade etti. Bulut, "Özel üniversitelerin belli bir sosyal sınıfa diploma fabrikası olmanın ötesine gidemeyeceği, sosyal devlet anlayışını ve eğitimde fırsat eşitliğini zaafa uğratacağı ve sosyal çelişkiyi artıracağı kanısı ağır basmakta" dedi. Bulut, şöyle devam etti: "Bu üniversitelerde albeniyi artırmak için yapılan yabancı dille eğitim, tehlikeli gidişin ve sömürge ülkelerindeki koşulların habercisidir. Bu üniversitelerin bir eli devletin cebinde. Bu el devlet üniversitelerinin aşınması pahasına tutulmaktadır. Üniversitelerin ticari kurumlara dönüştürülmesi ve özelleştirilmesi, bu kurumların işlevsizleştirilmesini beraberinde getirmektedir." src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'Gazi sanıklarını kapsayacak aftan
   mahkeme sorumludur'
Gazi davasının dün görülen 24'üncü duruşmasında müdahil avukatlar Af Yasası ile ilgili çekincelerini ortaya koydular. Avukatlar, Cumhurbaşkanı Demirel tarafından veto edilen yasanın aynen kabul edilmesi halinde dava sanıklarının ceza almayacağını belirterek, bundan, bugüne kadar mahkemeyi uzatan mahkemeyi sorumlu tutacaklarını söylediler. Gazi olayları ile ilgili GOP Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan keşif raporu ise mahkemeye ulaştı.
İstanbul Gaziosmanpaşa'da 12-13 Mart 1995 tarihinde meydana gelen ve 17 kişinin ölümü yüzlercesinin de yaralanması ile sonuçlanan olaylara ilişkin Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 24. duruşmasına Dursun Kaya Güleç başkanlığında devam edildi.
Davada 17 kişinin öldürülmesine rağmen sadece 9 kişinin öldürülmesinden sorumlu 1'i tutuklu 20 polis yargılanıyor. Duruşmada, davanın tek tutuklu sanığı Adem Albayrak, avukatı İlhami Yelekçi ile müdahil avukatlardan Cemal Yücel, Gülizar Tuncer ve müdahillerden Menekşe Poyraz hazır bulundu. Mahkeme heyeti, İstanbul Gaziosmanpaşa'da müdahillerin ve avukatlarının sağlıklı bir sonuç alınamayacağı gerekçesiyle yaptığı tüm itirazlara rağmen tek hakimli GOP Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan keşfin raporunun mahkemeye ulaştığını açıkladı. Müdahil avukatı Cemal Yücel, rapora itirazları olduğunu belirterek, bu itirazı daha sonra yazılı olarak bildireceklerini söyledi. Avukatlar başından beri keşfin sağlıklı olması açısından dosyayı bilen Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılmasını istemiş, ancak bu talep reddedilmişti.
Af Yasası'na çekince
Yücel, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından veto edilen Af Yasası'na ilişkin çekincelerini de açıkladı. Yasanın önceki haliyle yürürlüğe girmesi halinde, bunun Gazi davası sanıklarına yarayacağını vurgulan Yücel şöyle devam etti: "Bunun sorumluluğu mahkemenin uzamasındadır. Buradan da adalet sisteminin bozukluğu ortaya çıkmaktadır" dedi. Af Yasası aynen kabul edildiği takdirde Gazi sanıkları 12 yılın altında ceza alacaklarından af kapsamına girebilecekler.
Poyraz'ın ardından söz alan müdahil Menekşe Poyraz ise, kendisinin mağdur edildiğini, davanın uzamasının adalete olan güvenini yitirmesine neden olduğunu belirterek, "Adem Albayrak her zaman 'Ben devletin polisiyim' diyor. Ben de devletin vatandaşıyım" diye konuştu. Poyraz, daha fazla mağdur edilmemesi için davanın sonuçlandırılmasını ve sanıkların cezalandırılmasını istedi. Sanık avukatı İlhami Yelekçi'nin her duruşma tekrar ettiği Albayrak'ın tahliyesi talebi ise mahkeme heyeti tarafından tekrar reddedildi. Duruşmaya 5 dakika ara veren mahkeme heyeti, sanık Adem Albayrak'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi ve eksik belgelerin tamamlanması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
www.evrensel.net