Depremzedeye 'ruhsal yardım'

Felaketten hemen sonra öncelikli olarak beslenme, barınma gibi temel gereksinimlerin karşılanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ünal, "Bunlardan sonra ruhsal bozuklukların tedavisi için psikiyatrik yardım yapılmalıdır" diye konuştu.

Depremzedeye 'ruhsal yardım'
Depremlerde zarar gören insanlara ruhsal yardımın, kurtarma, fiziksel sağlığın korunması ve barınma gibi temel ihtiyaçların karşılanmasından sonra yapılması gerektiği, aksi halde hiçbir anlamının olmayacağı belirtildi.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ünal, yaptığı açıklamada, depremin insan yaşamını tehdit eden en önemli doğal yıkım olayı olduğunu ve insanların ruhsal durumlarını büyük ölçüde etkilediğini vurguladı.
Bu durumun değişik ruhsal ve bedensel bozukluklara yol açabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Ünal, "Ancak, depremden hemen sonra kişilere yapılacak yardımlar arasında, ruhsal yardım öncelikli değildir" dedi. Felaketten hemen sonra öncelikli olarak enkaz altında olanların çıkarılması, yaralıların iyileştirilmesi, beslenme, barınma gibi temel gereksinimlerinin karşılanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ünal, şöyle devam etti: "Tüm bunlardan sonra ortaya çıkacak ruhsal ve strese bağlı bedensel bozuklukların tedavisi için psikiyatrik yardım yapılmalıdır. Kimi kurum ve kişilerin isimlerini medyada duyurmak adına, aç, açık, acı çeken insanlara 'Psikolojik yardım yapıyoruz, yapılmalı' diye ortaya çıkmalarını anlamak güçtür." Tüm canlılarda olduğu gibi insanlarda da öncelikli ihtiyacın temel fizyolojik gereksinimler olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Ünal, "Ancak bu ihtiyaçlar karşılandıktan sonra sıra psiko-sosyal gereksinimlere gelir" dedi.
'Duygu sömürüsü yapmayın'
Acı içindeki insanları, duygu sömürüsü yaparak yanlış yönlendirmeye çalışmanın da bağışlanamayacak bir kötülük olduğunu kaydeden Prof. Ünal, şöyle konuştu: "Bilimin gerçeklerini göz ardı ederek doğa olaylarını, toplumsal çöküntülere bağlayarak insanları yanlış yönlendirmek aymazlıktır. Kötü alışkanlıklar, toplumsal yozlaşma, ahlaki değerlerin çökmesi gibi sanayi toplumunun uğraştığı sorunlar başka, doğa olayları başkadır. Bunlar arasında bağlantı kurarak insanları yanlış yönlendirmek bağışlanamayacak bir kötülüktür. Ne yazık ki, fısıltı gazetesi vatandaşlar arasında çok çabuk yayılıyor. Felaket senaryoları insanlara zarar veriyor."
Bilime inanmak
Yaşama yönelik her türlü gerçek ya da olası tehdit ve tehlikelerin en büyük, en ağır stres etkeni olduğunu, deprem gibi tehlikeler karşısında insanların yaşamak için arayış içine girdiğini anlatan Prof. Ünal, sözlerini şöyle tamamladı: "Ancak bu arayış gerçeğe uygun düşmeyebilir. İnsan kendi yaşamını tehlikeye sokabilir. Deprem bölgesinde yaşayanların yapacağı en iyi şey, bilime inanarak gerekli önlemleri almaktır. İnsanı öldüren deprem değildir. İnsanlar kendi mezarlarını kendileri yapıyor ya da parayla satın alıyorlar. Konutların süper lüks olmasına değil, doğa koşullarına uygunluğuna ve güvenliğine bakılmalıdır."
www.evrensel.net