Öğrenciler kitaplarına kavuşamadı

Öğrenciler kitaplarına kavuşamadı

Okulların açılmasının üzerinden 10 gün geçmesine karşın, öğrenciler hâlâ kitaplarına kavuşabilmiş değil.

Öğrenciler kitaplarına kavuşamadı
Özlem Albayrak
Ders kitabı seçimlerinin eylül ayına kalması, kitapların öğretim yılına yetişmemesi sonucunu doğurdu. Bu durumdan sadece öğrenciler değil, kitap yayıncıları ve dağıtımcıları da rahatsız. Ankara Kitap ve Kırtasiyeciler Odası Başkanı Ünal Şimşek, Milli Eğitim Bakanlığı ve özel sektörün ders kitaplarının ancak yüzde 60'ının temin edilebildiğini ve halen ders kitaplarının yüzde 40'ının öğrencinin eline ulaşmadığını söyledi. Ders kitaplarını temin edemeyen öğrenci ve veliler, kitapçıların kapısında, kitapçılar dağıtıcıların kapısında sabahlarken, dağıtıcılar da yayıncıların kapısında kuyruk oluşturdu.
Geç kalındı
Ders kitapları yönetmeliğine göre, Tebliğler Dergisi'nin 27 Ağustos tarihli sayısında, öğretim yılında okutulacak kitapların yayınlanmasının ardından, öğretmenlerin göreve geldiği 3 Eylül'den 8 Eylül'e kadarki sürede ders kitapları okullar tarafından belirlendi. Ancak, okulların açılmasına sadece bir hafta kala ders kitaplarının seçilmesi, yayıncıların kitapları yetiştirememesine neden olurken, yayıncıların az sayıda bastığı kitabı alabilmek için dağıtıcılar kuyruk oluşturdular.
Ankara Kitap ve Kırtasiyeciler Odası Başkanı Ünal Şimşek, gazetemize yaptığı açıklamada, ders kitapları yönetmeliğinde değişiklik yapılarak kitap seçimi nisan ve mayıs ayına alınmadığı sürece kargaşanın devam edeceğine ve gecikmenin yaşanacağına dikkat çekti. Ders yılı başlamasına rağmen basılmamış kitap olduğuna vurgu yapan Şimşek, bu durumu önlemek için oda olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nı uyardıklarını, ancak dikkate alınmadıklarını ifade etti. Şimşek, gelecek eğitim öğretim dönemi için kitap seçiminin mayıs ayında tamamlanmaması durumunda, velilerin yine sokakta korsan ve eski kitap peşinde koşmak zorunda kalacaklarını ifade etti.
Şimşek, 1995'e kadar kitap seçiminin Haziran'da yapıldığını hatırlatarak, bazı çıkar çevrelerinin baskıları sonucu bu tarihin eylül ayına kaydırıldığını belirtti. "Kitap seçiminde kitabın bilgi doluluğuna, kalitesine, bulunur olmasına bakılması gerekirken, bu kriterler dışına çıkıldı ve rüşvet dönmeye başladı" diyen Şimşek, kitap seçiminin objektif yapılmadığına vurgu yaptı. Şimşek, bazı öğretmenlerin kitapçıları arayıp "Ben bu kitabı okutmam" dediğini anlatarak, "Öğretmen 8 Eylül'de seçtiği kitabı neden 13 Eylül'de okutmam desin. Öğretmenler ya örnek kitapları görmüyor ya da kitap seçimi kendisinden habersiz yapılıyor" dedi.
Tonlarca kitap SEKA'ya
Evrensel İletişim Yayınları Sahibi Durali Karapınar ise, her yıl okutulan kitapların değiştirildiğini belirterek, geçen yıl 6 tona yakın kitabı SEKA'ya gönderdiğini dile getirdi. İnsanların köşe bucak kitap aradığını kaydeden Karapınar, eğitimde uzun dönemli programlar yapılmadığı için sorunlar yaşandığına dikkat çekti. Karapınar, geçen yıl MEB'de yapılan bir toplantıda Müsteşar Bener Cordan'ın "Çevre sağlığı dersini kaldırdım" dediğini, ardından Yayıncılık Dairesi'nin "Elimizde kitap var" diye uyarması üzerine kararın geri alındığını anlatarak, her yıl binlerce kitabın heba edildiğini söyledi. Ünsal Yayın Dağıtım'dan Tekin Çıkrık ise 24 saat açık olduklarını, ancak ihtiyaçlara cevap veremediklerini belirterek, "Bizden 30 kitap isteniyor ama ancak 5 tane verebiliyoruz. Dolayısıyla öğrencilerin ancak beşte biri kitap bulabiliyor" bilgisini verdi.
Rüşvet iddiaları
Eğitim-Sen ise ders kitabı sorunu ile ilgili görüşlerini bir kitapçıkta topladı. Kitapçıkta, ders kitabı pazarında dönen paranın bazı bakanlıkların bütçelerine eşit olduğuna dikkat çekilerek, bu pazardan pay alabilmek isteyen yayınevlerinin rüşvet dağıttıkları dile getirildi. Yayınevlerinin piyasada dağıttığı rüşvetin bir bölümünün Talim Terbiye Kurulu üyelerine, bir bölümünün il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine, bir bölümünün de okul müdür ve yöneticilerine verildiği ifade ediliyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Kenan Bilgin davası AİHM kararına kaldı
Türkiye Devrimci Komünist Partisi (TDKP) üyesi olduğu gerekçesiyle gözaltına alınarak kaybedilen Kenan Bilgin'in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'ne bağlı bir komisyon tarafından Ankara'da sürdürülen duruşması, dün polislerin dinlenmesiyle sona erdi. Komisyonun hazırlayacağı rapor doğrultusunda AİHM'nin toplanarak karar vermesi gerekiyor.
Ankara Adliyesi Kütüphanesi'nde üç günden beri devam eden duruşmanın dünkü oturumunda, Kenan Bilgin'in gözaltında olduğu dönemde TEM'de görevli polisler dinlendi. İlk önce TEM'de kayıt memuru polis Mehmet Karataş dinlendi. Yaklaşık bir saat süren sorgulamanın ardından dönemin TEM amiri, Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Ülkü Met'in dinlenmesiyle Kenan Bilgin davasının tanık dinleme aşaması tamamlandı.
Komisyon Başkanı MM Jean-Claude Geus, AİHM'nin davayla ilgilenmeye devam edeceğini söyledi. Tanıkların ifadeleri ve kendi hissiyatları doğrultusunda bir rapor hazırlayarak, AİHM'ye sunacaklarını belirten Geus, gizli yürütüldüğü için duruşmanın içeriği konusunda bilgi vermedi.
AİHM Komisyonu öğleden sonra ise sağlık memuru Necati Aydın davasıyla ilgilendi. Diyarbakır'da öldürülen sağlık memuru Nicati Aydın için eşi Süheyla Aydın tarafından 4 Ekim 1994 tarihinde AİHM'ye başvuruldu. AİHM ise 12 Ocak 1998'de davayı görülmeye değer bulduğunu açıkladı. Bunun üzerine başlayan soruşturma dün Kenan Bilgin davasının ardından görülmeye başladı.
SES Diyarbakır Şubesi başkanı iken 18 Mart 1994'te üç kişiyle birlikte gözaltına alınan Necati Aydın, 5 Nisan'da DGM'de serbest bırakıldı. Ancak daha DGM kapısından çıkar çıkmaz sivil kişilerce gözaltına alınarak kaçırılan Aydın, 9 Nisan'da Diyarbakır Silvan karayolunda kurşunlanmış ve işkence edilmiş bir şekilde ölü bulundu.
www.evrensel.net