Olmak ya da ol(a)mamak

Son günlerin tartışılan adamı Lemi Bilgin, Kültür Bakanı İstemihan Talay ile birlikte. Gelen haberlere göre, Bilgin Cmuhuriyetin 75. yılı, Osmanlı'nın 700. yılı etkinliklerinde görevini 'yerine getiremediği' için araları bozuk.

Olmak ya da ol(a)mamak
Barış Kaygısız
Devlet Tiyatroları (DT)'nda yine bir kazandır kaynıyor. Tiyatroseveler, her sene aynı senaryoya yeniden izleyici olmaya zorlanıyor. Bozkurt Kuruç'un görevden alınıp, Lemi Bilgin'in genel müdür atanmasının üzerinden bir yıl geçmişken, bu kez benzer şekilde Bilgin tartışmaya açıldı. Bölge müdürlerinin istifaları birbirini izlerken, provaların yetişmeyeceği, "perdelerin açılmasında sorunların ortaya çıkacağı" söylentileri tiyatro çevrelerini sardı. Tiyatro camiası, sanatçılar ve DT çalışanları sorulara cevap arıyor.
Tartışmaların ortasındaki adam, -genel müdürlük koltuğuna bir yıl önce hiç beklenmedik şekilde, alel acele imzalanan bir üçlü kararnameyle oturan- Lemi Bilgin; perdelerin açılacağı günlerde, Ankara Sanat Tiyatrosu'yla "Akrep" isimli oyunun Almanya turnesindeydi. Tartışmalar boyunca sesi soluğu, "hoş bir seda" olarak bile duyulmadı. Tartışmaların ilginç noktasını ise kuşkusuz, Bilgin'in yokluğunda cereyan eden tartışmalar sonucu, genel müdürlüğe vekalet eden Genel Müdür Yardımcısı Rahmi Dilligil'in gerçekleştirdiği atamaların tamamının Kültür Bakanlığı'nca onanması ve Bilgin hakkında idari soruşturmanın açılması oluşturdu.
Yanlış burada,doğru nerede?
DT merkezli tartışmalar üzerine geçen hafta yazılı açıklama yapan Tiyatro, Opera ve Bale Çalışanları Vakfı (TOBAV), "Devlet Tiyatroları misyonu kavranmadı. Kuşaklar arası bilgi aktarımı sağlanmadı. Bayrak tesliminin etik ve estetik felsefesi oluşturulmadı." demişti. Acaba sorun gerçekten, özellikle son yıllarda genel müdürlerin sahsi tavır ve seçimleriyle sınırlı açılara sahip "kuşakların" aralarındaki "etik ve felsefe" farklılığı ve bunun aktarılamasımıydı.
Yalnızca bu sorunun değil, DT'nin varolagelen tüm sorunlarının kökeninde, özerk bir kurumsal yapının oluşturulamamasını aramak, sanırız en mantıklı yol olacaktır. Çünkü orta yerde; 50'inci yılına giren bir tiyatro ve onun yanıbaşında adeta bir "mezar taşı" gibi dikili duran 50 yıllık yasası var. Bunun tepesinde ise halen üçlü kararnameyle "iş başına" gelen ve buna uygun olarak da "bir gece vakti", bir takım pazarlıklar, gizli toplantılar sonrası "işten el çektirilebilen" genel müdür bulunuyor.
Bir gece ansızın
Lemi Bilgin'de yine böyle bir tartışma bolluğu sonrası göreve gelmişti. Hem de süpriz bir isim olarak. Gerçi zamanında genel müdürlük bünyesinde yöneticilik yapmıştı yapmasına ancak, kimi DT çalışanlarının demesiyle "karambolden" bir gelişti bu. Tartışmalar tam bu noktada alevleniyordu. Bilgin gerçekten karambolden mi gelmişti? Kimi iddialar, perdenin arkasının hiç de böyle olmadığını söylüyor.
Son günlerde yüksek sesle dillendirilen iddiaların ilki; Bilgin'in, Cumhurbaşkanı Demirel'le "köklü bir mazisi" bulunan eski AP'li parlamenter ve bakanlardan Turhan Bilgin'in oğlu, Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Demirel'le yakınlığı bilinen Nazmi Bilgin'in kardeşi olmasının Demirel'in atamasında etkili olduğu. İkinci iddiada da yol yine Demirel'e çıkıyor. Halen Bilkent Üniversitesi'nde öğretim üyeliği görevini sürdüren Bilgin'in genel müdürlüğe getirilmesinde yine Demirel'le ilişkileri geçmişten günümüze herkesçe bilinen üniversitenin sahibi İhsan Doğramacı'ya uzanıyor. İddia buradan, üniversitenin Tiyatro Bölümü Başkanı Cüneyt Gökçer'in atamada etkili olduğu söylentilerini de kapsayarak genişliyor.
Yasa, 'perde!' diyemedi
İddialara göre, 56'ıncı hükümetin kurulmasıyla birlikte "rahatsızlıklarla dolu genel müdürlüğe" yeni atama yapılması tartışmalarında, Demirel'in bizzat bastırması sonucu Kültür Bakanı İstemihan Talay'a yapılan emrivakiyle işin bağlandığı.
Genel Müdürlüğü sürecinde, Bilgin'in en önemli vaadinden ses-seda çıkmadı. Bu vaat, 50'inci yılını geride bırakmaya hazırlanan DT'nin 1999'da yeni bir yasaya kavuşturulmasıydı. Bilgin, 1 Şubat 1999 tarihinde gazetemize verdiği mülakatta, "Şubat ayı sonuna kadar komisyon kurup, yasayı hazırlamaya başlayacağız. Planımız Haziran ayı sonunda taslağın hazırlanmış olması. Yasanın, yeni dönemde meclisten çıkmasını hedefliyoruz." demişti. Ancak biliniyor ki, 10 kişilik komisyon somut karar alınmayan 3 toplantı ardından bugün işlevini yitirmiş durumda.
Bu aşamada kurum içinden, Bilgin'in "öğretim üyeliği bir yana, idareci olarak geleneksel genel müdür tavırları" içinde olduğu, kurumun bilgi birikimini değerlendiremediği, yardımcılarıyla bile DT'yi tartışmadığı, Sivas ile Diyarbakır bölge müdürlerinin istifaları da dahil olmak üzere bölgelerde yaşanan sorunlara duyarsız kaldığı, "plan ve projesiz bir genel müdür olduğu" ve kurumu koordine edecek niteliklere sahip olmadığı iddiaları yüksek sesle dillendirilmeye başlandı.
Eleştirilerin odak noktasını ise tüm bu yaşananların bölgelerde dağınıklığa neden olduğu oluşturdu. Ankara Devlet Tiyatroları sanatçıları ve çalışanları adına geçtiğimiz günlerde yapılan "Lemi Bilgin Nerede? başlıklı açıklamada da buna dikkat çekilerek, "DT'nin perde açamama tehlikesiyle karşı karşıya olduğu" vurgulandı.
Müdür kapı arkasında mı?
Bilgin'in ülke dışına çıkar çıkmaz, bakanlıkça onaylanan yeni atamaların gerçekleşmesi ve hakkında açılan soruşturma ise "acaba yeni genel müdüre giden yol mu açılıyor?" söylentilerine yol açtı. Çünkü Bilgin'in Bakan Talay'la arasının "limoni" olduğu bir süredir dillendiriliyor. Hatta bakanın Bilgin'i, "DT'nin 50'inci, Cumhuriyet'in 75'inci ve Osmanlı'nın 700'üncü yılları ile yaklaşan 2000 yılı çalışmalarının eksiklikleri" dolayısıyla yazılı ve sözlü bir çok kereler uyardığı ifade ediliyor.
Tüm yaşananların ardından bir gerçek çarpıcı şekilde ortaya çıkıyor: o da, kurumun biran evvel özerkleştirilmesi gerektiği. Ayrıca belli kriterler belirlemek kaydıyla genel müdür seçiminin 12 bölgeye yayılmış 30'u aşkın sahnede görev yapan sanatçısı, işçisi, sahne gerisi elemanı vs'den oluşan 2000'i aşkın DT personelini kapsayacak bir düzene kavuşturulması. Ardından ise, ilişkili yasaların da gözetildiği bir süreçle, "atölyedeki insan da hesap edilerek" yeni bir yasanın oluşturulması gerekiyor.
www.evrensel.net