Katliam davası yerinde sayıyor

24 Eylül 1996'da Diyarbakır Cezaevi'ndeki tutuklular koridora çıkarıldıktan sonra özel tim, asker ve gardiyanlar, ellerindeki demir çubuklarla tutuklulara saldırdı.

Katliam davası yerinde sayıyor
Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi'nde, 24 Eylül 1996 tarihinde, 10 tutuklunun özel tim ve gardiyanlar tarafından katledilmesi üzerine açılan davaya devam edildi. Müdahil avukatların tutuklama isteği reddedilirken, duruşma ileri bir tarihe ertelendi.
Dün Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edilen davaya, 36'sı polis, 29'u asker, 7'si cezaevi görevlisi olmak üzere tümü tutuksuz yarglanan toplam 72 sanıktan hiçbiri katılmadı. Sanık ve müdahil avukatlarının hazır bulunduğu duruşmaya ABD'nin Adana Başkonsolosluğu görevlisi de izleyici olarak katıldı. Duruşmada söz alan müdahil avukatlardan Sezgin Tanrıkulu, davanın bir hafta sonra üçüncü yılına gireceğini ve halen bir ilerleme kaydedilmediğini belirtti. Tanrıkulu, tüm sanıkların duruşmada hazır edilmesi gerektiğini belirterek, "Adaletin gerçekleşmesi yetmez. 3 yıl geçti, bir sonuç yok. Sanıklar duruşmalara gelmedi. Biz davanın uzun bir süre ertelenerek, tüm sanıklar ve mağdurların burada hazır bulundurulmalarını istiyoruz. O zaman kimlerin suçlu olduğu ortaya çıkar ve 1-2 celsede dava sonuçlanır" diye konuştu. Olaylar sırasında Kadri Demir adlı bir tutuklunun yaralı olarak Gaziantep'e sevk edildiğini ve yolda öldüğünü belirten Avukat Tanrıkulu, "Sevkte görev alan şahışlar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını ve sanıkların da tutuklanmasını talep ediyoruz" dedi. Sanık avukatlarından Ziya Özmen ise, sanıkların duruşmaya getirilmelerinin bir anlamı olmadığını ve aksine mağdurlarla bir araya getirilmeleri halinde kargaşa çıkacağını belirterek isteğin reddedilmesini istedi.
'Sorumlular cezalandırılsın'
Bu arada öldürülen tutuklulardan Hakkı Tekin'in annesi Süreyya Tekin, oğlunun öldürüldüğünü ancak sorumluların halen cezalandırılmadığını belirterek, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götüreceklerini söyledi. Öldürülen Mehmet Çakmak adlı tutuklunun eşi ise 9 çocuk sahibi olduğunu ve hiçbir gelirinin bulunmadığını belirterek, "Eşimin cenazesini tanımadım. Kafatasından beyni çıkmış yerine pamuk doldurulmuştu" diyerek sorumluların cezalandırılmasını istedi.
Kısa bir ara veren mahkeme heyeti dosyadaki eksikliklerin tamamlanmasına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Depremzedeler sokağa atıldı
Sibel Hürtaş
İstanbul'da depremden en çok zarar gören Avcılar'da halk, sığındığı okullardan çıkarılıyor. Önceki akşam Avcılar'da bulunan Saide Zorlu Ticaret Lisesi'nde bulunan yaklaşık 14 aile, önce polis zoruyla, sonra da okulların ilaçlanacağı bahanesiyle okuldan çıkarıldı.
Depremin hemen ardından okulların bahçelerine, yağmurun bastırmasıyla da okulun içine yerleşen, ancak burdan da çıkartılan depremzedeler; muhtarlığa yaptıkları başvurularda ise okullara yönlendirildiklerini söylüyorlar.
Saide Zorlu İlköğretim Okulu'na yerleşen aileler, okullarda gördükleri baskıdan sonra evlerine geri dönmüş, ancak sonraki depremin ardından evlerini tekrar boşaltmak zorunda kalmışlardı. İlk başta 14 ailenin kaldığı okulda, polis 'çıkın' uyarısı yaptıktan sonra 8 aile kalmış. Kalan 8 aileye de okul yöneticileri sürekli 'boşaltın' uyarısında bulunmuş, daha sonra da okulu ilaçlayacaklarını söylemişler. Sınıflarında hâlâ depremzedelerin tencerelerinin, giysilerinin bulunduğu Saide Zorlu Lisesi, dün, depremzedelerin okulu boşaltmamaları üzerine ilaçlandı.
Okulu kirletiyorlar
Okulun Müdür Yardımcısı Lütfü Alkan, kendisine valilikten gönderilen raporu göstererek, okulu boşaltmak zorunda olduklarını söylüyor. Okulda kalan depremzedelerin okulu kirlettiğini öne süren Alkan, "Buraya yarın öbür gün bit bulaşırsa, pislik olursa biz bir şey yapamayız. Okulu kirletiyorlar, kırıyorlar, döküyorlar. Önceden bir şey demiyorduk. Şimdi de boşaltmak zorundayız" diye konuştu. Depremzedeler ise, valilik kararının dün geldiğini, oysa bu baskının önceden beri var olduğunu belirtti. Depremzedeleri hiçbir neden göstermeden okuldan çıkartan yetkililer, gitmeleri için Kurtköy ve Tekirdağ'daki çadırkentleri göstermiş. Depremzedeler ise uzak olan bu çadırlara gidemeyeceklerini belirterek, ne yapacaklarını bilmediklerini söylüyorlar. Saide Zorlu Lisesi'nde kalan ve evi orta hasarlı rapor alan Fatoş Doğan, sekiz kişi olduklarını ve nerede barınacaklarını bilmediğini söylüyor. Doğan, muhtarın her seferinde kendilerini okullara yönlendirdiğini söyleyerek, sorunlarına çözüm bulunmamasından şikâyetçi olduğunu belirtiyor. Eşyalarını toplayıp okul dışına çıkaran Hatice Sönmez'in ailesi ise 7 kişi. Nereye gideceklerini bilmediklerini söyleyen Sönmez, birinci depremin ardından evlerine hasarlı raporu verildiği halde girmek zorunda kaldıklarını, ikinci depremin ardından da tekrar okula gelip yerleştiklerini söylüyor.
www.evrensel.net