Dünya Bankası günah çıkarttı!

Dünya Bankası günah çıkarttı!

"Yeniden yapılandırma" politikaları ile yoksulluğun ve eşitsizliğin daha da artmasına neden olan Dünya Bankası, eski politikalarının bir çoğunun yanlış olduğunu kabul etti.

Dünya Bankası günah çıkarttı!
Gelişmiş ülkelerin geri bıraktırılmış ülkeler üzerindeki ekonomik tahakkümünün sürekliliğini korumak için kurulan Dünya Bankası (DB), bugüne kadar yoksullukla savaş adına uygulamaya soktuğu politikaların birçoğunun yanlış olduğunu söyledi. Bankanın bu açıklamasının, geri bıraktırılmış ülkelerde IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların politikalarına olan güvensizliğin ve tepkinin iyice arttığı bir döneme gelmesi dikkati çekiyor.
Yıllardır geri kalmış ülkelere "yapısal uyum" programları hazırlayan, ancak bu politikaları ile yoksulluğun daha çok artmasına yol açan Dünya Bankası, özellikle Asya krizinin ardından bankaya duyulan güvensizliği ve tepkiyi yumuşatmak için birçok politikasının yanlış olduğunu kabul etti. Raporda, Dünya Bankası'nın, geçmiş yanlışlarından çok şey öğrendiği, yoksullukla savaş için daha fazla pragmatik yaklaşım göstermeye hazır olduğu savunuldu.
Yoksulluk azalmadı
Küresel düzeyde yoksulluğun azaltılması konusunda dogmatik düşüncelerden ziyade pragmatik yaklaşımların önemine işaret edilen raporda, "Hükümetler, özel sektör, toplum ve mali yardım kuruluşları, geniş kapsamlı kalkınmalarının desteklenmesinde birlikte çalışmalıdır" denildi.
Geleceğe yönelik iyimser yaklaşımına devam eden Dünya Bankası, geçmişteki başarı ve başarısızlıktan ders alınarak, geleceği kurmak için yeni politikalar oluşturulacağını bildirdi. Dünya Bankası'nın geçmişte, yoksulluğun ortadan kaldırılması ile ilgili sorunların çözümünde "sihirli formüller" aradığı ileri sürülen raporda, şu ifadelere yer verildi:
"Geçen son 50 yılda kalkınmanın kavramsal çatısının tanımlanması için tek bir anahtarın aranmasında yoğunlaşıldı. Kalkınmanın kapısını açacak bu anahtar başarısızlığa uğradığında, yeni bir anahtar bulunmasına çalışıldı."
'Sihirli formül'
Raporda, bu tür "sihirli formüller" arasında 1950 ve '60'lı yıllarda Dünya Bankası'nın desteğiyle dünyayı saran "baraj yapma humması" örnek gösterildi. O dönemde, yoksulluğun çözümü ve kalkınma için "sihirli formül" kabul edilen barajların, yararlarının yanı sıra toplulukların geleneksel topraklarından koparılmasına neden olduğu kültürel yıkımlar ve çevre tahribatı gibi öngörülmeyen bir dizi olumsuzluğu da getirdiği kaydedildi.
Raporda, Dünya Bankası'nın, yatırım ve istihdamı artırararak uzun dönemde yoksulların yararına olacağı gerekçesiyle "zengin kesimin vergilerinin azaltılması" yolunda gelişmekteki ülke hükümetlerine verdiği politik öğütlerinin de uygulamada istenen sonucu vermediği itiraf edildi.
Dünya Bankası'nın, kardeş kuruluş Uluslararası Para Fonu (IMF) ile birlikte faaliyete geçtiği 50 yılı aşan süre içinde, geliştirilen birçok politikaya rağmen, yoksulluk, azalma yerine giderek artıyor.
Dünya Bankası raporunda, dünyada günlük geliri 1 doların (450 bin lira) altında kalan insanların sayısının, 1987'de 1.2 milyardan, bugün 1.5 milyara çıktığı belirtildi. Bu sayının 2015 yılında 1.9 milyara ulaşması bekleniyor.
Geçen 50 yılda, zenginlerle yoksullar arasındaki gelir uçurumu da kapanacağına genişledi. Aynı rapora göre, dünyanın en yoksul ülkelerinde kişi başına düşen gelir, 1970-1985 yılları arasında zengin ülkelerdeki kişi başına gelirin yüzde 3.1'i düzeyindeyken, bu oran 1990'ların sonunda yüzde 1.9'a dek düştü.
www.evrensel.net