Şiirin sokak çocuğu: Can Yücel

Şiirin sokak çocuğu: Can Yücel

“Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlıVe öylesine harlı kiesrik nefesimBir kibrit tutsam parlayacak.Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almışBoğazın iki yakasındanOysa bir gaz tenekesiyle bir şişe maviGelişi güzel mi güzel bir ocakSuların ortasında sevgili öfkemle benimYanacak bahar erişinceye de

Yücel Sarpdere

Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından

Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar
Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin”

Diye yazmıştı ya Can baba…
Ki, bu martılara onun tarafından verilmiş bir sevgidir sevgi duvarı gibi…
Ya da özgürlük yaftası…
Aslında kendisi de bir martıdır…
Deniz fenerlerinin üstünden dolanan…
Vapur küpeştelerine konan…
Sularla oynaşan…
Rüzgara mani atan…
İnananların duygularını koklayarak yaşayan ve yazan…
Aklına geldiğinde içlenen…
Kafası kızdığında hiçlenen…
Sigortası attığında saydıran…
Bir keresinde dangalozun birileri “bütün köşe yazarları mal beyanında bulunsun, buna Evrensel yazarları da dahil” diye yazmıştı.
Can Baba’da Evrensel’de anında yanıt vermişti.
“Mal Beyanımdır” başlığı altında iki satırlık bir beyanı vardı:
“İpimle kuşağım” diye başlayan ve  “……” diye sonlanan!
Güzel açık seçik bir mal beyanıydı.
Demek herkes tarafından gayet iyi anlaşılmıştı ki, mal beyanı isteyenden de herhangi bir itiraz gelmemişti!

***
Bir bakan oğluydu…
Ama bir asi olarak yaşadı.
Zaten babası da bakan gibi değil, bir eğitim gönüllüsüydü.
O kokteylden bu kokteyle, o ihaleden bu pazarlığa değil, o şehirden bu şehre, o kasabadan bu köye koşturuyordu.
Hasan Ali Yücel…
Yani Can Baba’nın;
“Hayatta en çok sevdim” dediği adam…
Memleket kültürlensin…
Çocuklar aydınlansın diye uğraşıyordu.
Bir söyleşide okurlarından bir bayan Can Baba’ya sormuştu:
“Sevgili Can baba; Hep babanızdan bahsediyorsunuz. Annenizden bahsetmiyorsunuz. (Demek Can babanın annesini anlatan şiirini henüz okumamıştı)  Pekiyi, anneniz şiirden anlamaz mıydı?
Can baba şöyle yanıt vermişti;
“Anam bir tek babamdan anlardı!”
Can Baba da, halktan, işçi sınıfından anlardı.
Ne tarafını kazırsanız kazıyın altından;  
Sapına kadar bir halk adamı…
Sapına kadar işçilere bağlılık, çıkardı.

“Can yasası bu insanın:
Savaşlara yoksulluklara
Ve binbir belaya karşın
İlle de yaşayacaksın!”
Öyle de yaşadı.
Yaşadığı gibi yazdı.
Yazdığı gibi yaşadı.
Ve sonsuzluğa ulaştı.
Bu yüzdendir ki, şimdi o;
Önünde bir şişe şarap, ya da bira, ya da rakı…
Ki, hiç fark etmez…
Adaletlidir…
Halk adamıdır, içkiler arasında ayrımcılık yapmaz.
Kalp kırmaz ne bulsa götürür…
Datça’da denize karşı oturmuştur…
Rüzgara karşı bir şiir tutturmuştur.
“Farzet hiç ayrılmadık
Gözümde tütüyor
Gözümü tütsülüyorsun hala
Hep birlikteyiz sanki
Seninle ben ve DÜNYA”
Gözümüzde tütüyorsun CAN BABA.

www.evrensel.net