'Liman-İş mücadeleye devam edecek'

Liman-İş Genel Başkanlığı'na yeni seçilen Raif Kılıç, Liman-İş'in bugüne kadar olduğu gibi çalışan kesimin haklarının korunması, ileriye götürülmesi için alınan her türlü eylem kararına uyacaklarını belirtti.

'Liman-İş mücadeleye devam edecek'
Sultan Özer
Türk-İş'e bağlı Liman-İş Sendikası'nın eylül başında yapılan olağan genel kurulunda genel başkanlığa getirilen eski Genel Sekreter Raif Kılıç, limanların özelleştirilmesinin hem stratejik, hem savunma, hem de ülke yararı açısından yanlış olduğunu belirtti. Bugüne kadar özelleştirilen limanlarda çalışanların ilkel ve ağır koşullarda çalıştırıldıklarını belirten Kılıç, amaçlarının tekrar bu limanlarda örgütlenmek olduğunu söyledi.
Hükümetin, Sosyal Güvenlik Yasası'nı IMF ve Dünya Bankası'na verdiği sözler doğrultusunda çıkarttığını da belirten Kılıç, işçi kesimi olarak 24 Temmuz eyleminin devamını getiremedikleri özeleştirisini de yaptı. Raif Kılıç ile, Liman-İş Genel Başkanı seçildikten sonra görüştük.
İşkolunuzda özelleştirme dayatıldı. Birçok liman satıldı. Önünüze nasıl bir program koydunuz? Neler yapacaksınız?İster Liman-İş'in olsun, isterse Türk-İş'in aldığı kararlar olsun, çalışan kesimin haklarının korunması, ileriye götürülmesi için alınan her türlü eylem kararına uyacağız. Liman-İş, dün olduğu gibi bundan sonra da liman işçilerinin lokomotifi görevini yerine getirecektir. Aslında limanlar Türkiye'nin en kârlı kurumlarıdır. Dolar endeksli çalışma olduğu için zarar etmesi de söz konusu olamaz. Yeter ki insanlar o kurumları istenilen düzeyde çalıştırsınlar, çalışma koşullarını yaratsınlar. Limanlar hem ülke kalkınmasına yarar sağlıyor hem de savunma açısından önemli. Bu bakımdan özelleştirilmesi son derece yanlıştır. Her türlü kaçakçılık, ticari ilişkiler, özellikle karapara aklamalarıyla ilgili pek çok söylenti var. Limanların devletin denetim ve kontrolü altında olmasında yarar görüyoruz. Özelleştirilen TDİ limanlarında insanlar can güvenliğinden yoksun çalıştırılıyor. Bundan dolayı hayatlarını kaybedenler oldu. Eğer sadece kâr amaçlı düşünülürse yazık olur. Ülkeye, topluma, limanlara da yazık olur. Bunlar bir an önce görülerek, gerçek değerlendirme yapılmasında ve geri dönülmesinde yarar vardır. Biz özellikle özelleştirilen limanlarla ilgili önümüze bir hedef koyacağız. Özelleştirilen işyerlerinde yeniden örgütlenmek. Umarım başarılı oluruz. Bu insanlara yeniden hem işgüvencesi bakımından, hem sigortalı olmaları ve çok düşük, ilkel koşullarda çalışmalarının önünü kesmek için... Üzerimize düşeni, ağır ve emin adımlarla yapmayı düşünüyoruz.
Kaç liman özelleştirildi? O limanlarda durumunuz nedir?- Hopa, Rize, Giresin, Ordu, Tekirdağ, Antalya limanları özelleştirildi. Antalya'da kısmen örgütlenebildik. Diğer limanlarla ilgili girişimlerimiz olumlu sonuç vermedi. Alan firmalar kendi içlerinde bölünerek, ajantalara veya taşeronlara devrettikleri için insanlar çok ilkel koşullarda çalıştırılıyor. 15-16 saat gibi sürelerle ve düşük ücretlerle çalıştırılıyor. Buralarda yeniden örgütlenme imkânımız olursa çalışanlar en azından belirli çalışma statüsüne kavuşmuş olacaklar.
Sosyal Güvenlik Yasası'nın, tüm tepkilere, kitlesel gösterilere karşın kabul edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Büyük bir kitle oluşturularak partilere gerekli mesajlar verildi. Türkiye'de bir partinin, hatta iki partinin bile oluşturamayacağı bir kitle Ankara'ya taşındı. Türkiye'de işçi, memur, çalışanlar ileride karşılaşacağı sorunu gördüğü için üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Ama bir ara kendi içlerinde bölünme yaşadılar. Hükümet bundan cesaret alarak ve 17 Ağustos'ta meydana gelen depremden yararlanarak, oldubittiyle bir an önce yasayı çıkarttı.
Elbette yasaya karşı mücadele verilmesi gerekiyor. Hükümet bu yasayı sadece IMF ve Dünya Bankası'na karşı verdikleri sözlerden dolayı çıkartmak zorunda kaldı diye düşünüyorum. Bugün hükümette bulunan üç partinin, yarın seçim meydanlarında, SSK'yla ilgili ister yaş ister gün sayısı bakımından yeniden gözden geçireceklerini şimdiden görüyorum. Düne kadar çok farklı şeyler söyleyen DYP, bugün emeklilik yaşı ve prim ödeme gün sayısı bakımından çalışmaları başlatacakları yönünde beyanatlarda bulunuyor.
Yarın öbür hükümet partilerinin de başına aynı şeyler gelecektir. Biz mücadele, hizmet bakımından üzerimize düşen görevlere hazırız. Platformun aldığı kararlar doğrultusunda önümüze ne görev konursa, Liman-İş olarak dün yaptığımız gibi bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.
Üç işçi konfederasyonu bu konuda üzerlerine düşen görevi yapmadı mı?
- Elbette ki basındaki yansımayla icraatlar arasında farklılıklar olunca, sermaye sınıfı da hükümet de bunu çok rahat gördü. Eylem kararları alındı, ama icraatta aynı duyarlılık, dürüstlük, inanç gösterilmedi. İşkolumuzda örgütlü sendikalar üzerlerine düşeni yaptı. Diğerlerinin yapmayışı, kendi içinde sınıfın bölünmesine sebep oldu. Bunu karşı taraf da görüp iyi değerlendirdi. Sorun burdan kaynaklanıyor.
MESS Başkanı işsizlik sigortasına karşı kıdem tazminatlarının kaldırılmasını istiyor. Buna karşı şimdiden ne yapmak gerekiyor?
- Kıdem tazminatlarıyla ilgili böyle bir şey gündeme gelirse, inanıyorum Türkiye'de hangi konfederasyona bağlı olursa olsun sendikalar gerekli duyarlılığı göstermezse bile, işçi sendikacının önüne geçip, tavrını somut olarak ortaya koyacaktır. Böyle bir saldırı karşısında birlik-bütünlük sağlamamak mümkün değil. Yıllardır düşünülen bir olaysa da bu, hükümetin böyle bir konuda girişimde bulunabileceğini, böyle gaflete düşeceğini zannetmiyorum. Eğer insanların bu güvenceleri ellerinden alınacak olursa, volkanik dağlar gibi püsküreceklerini düşünüyorum.
Liman-İş'in mücadele anlayışında bir değişiklik olacak mı?
- Yönetimde bir kişinin değişmesi, Liman-İş Sendikası'nın geri adım atması, farklılıklar olması anlamına gelmez. Toplumun menfaati ne gerektiriyorsa o doğrultuda elbette mücadelemiz devam edecektir. Makam ve mevkiler kişilere bağlı değildir. Bundan sonra da bütünlük sağlayarak, Türk-İş'le birlikte alınan kararlar doğrultusunda mücadeleye devam edilecektir.
www.evrensel.net