İşçi hakkının adını dahi

İşçi hakkının adını dahi

   duymak istemiyorlar

İşçi hakkının adını dahi
   duymak istemiyorlar
Sosyal Güvenlik Yasası ile milyonlarca emekçinin hakkını gasp eden hükümetin göstermelik olarak hazırladığı 'işsizlik sigortası' bile, işverenler tarafından tepkiyle karşılanıyor. Bu durum, patron kesiminin işçi haklarının 'gölgesinden' dahi çekindiklerini gösteriyor. Nitekim MESS, ısrarla "İşsizlik sigortası olursa kıdem tazminatı kalksın" diye bastırıyor. Oysa kıdem tazminatı mevcut yasalarda işçinin işgüvencesini sağlayan tek düzenleme.
İşçilerin en asgari haklarına bile tahammülleri olmayan işverenler, hükümetin hiçbir kazanım getirmeyecek olan ve sadece kâğıt üzerinde kalan 'işsizlik sigortası'nın adını dahi duymak istemiyorlar. İşsizlik sigortası uygulanırsa kidem tazminatlarının kaldırılmasını istiyorlar. Böylece işçinin işten atmalara karşı neredeyse tek yasal dayanağı olan kıdem tazminatı da tasfiye edilmek isteniyor.
MESS ve TİSK samimiyetsiz
Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) Başkanı Erdoğan Karakoyunlu, 4 milyon sigortalıya işsizlik sigortası kurmanın yerine, 6 milyonu aşan işsize iş olanağı yaratılması önerisinde bulunuyor. İşsizlik sigortasının ancak tam istihdama yaklaşmış ülkelerde başarılı olduğunu savunan Karakoyunlu, "Bu nedenle önce yeni yatırımlar desteklenmeli, istihdamı daraltıcı etkisi olan uygulamalara son verilmeli ve bu uygulamalara yenileri eklenmelidir" diyor.
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Genel Sekreteri Bülent Pirler ise, fonun küçük işletmelere sorun getireceğini savunuyor. İşsizlik sigortası ve yeni yasanın kayıtdışı sektörü daha da artıracağı görüşünü ileri süren Pirler, "Kayıtdışılığa işverenlere yüklenen yükümlülükler neden oluyor. İşsizlik sigortası da yeni yükümlülük. Kayıtdışı işçilik polisiye tedbirlerle değil, ekonomik tedbirlerle çözülecektir" diyor.
Gözleri kıdem tazminatında
Ancak MESS ve TİSK, işten atmanın kolaylaştırılmasını yıllardır savunuyorlar. Nitekim her iki işveren konfederasyonu da kıdem tazminatının kaldırılmasını istiyor. Bu durum, işverenlerin "İstihdam yaratacağız" sözlerinin bir aldatmaca olduğunun kanıtı. TİSK'in asgari ücreti işveren için bir yük görmesi ve daha da düşürülmesini savunması ise samimiyetsizliğin çarpıcı bir örneği. Sigorta primlerinin işveren tarafından yatırılmamasının kayıtdışılığı artıran en büyük sebeplerden birisi olduğu ise, ne TİSK ne de MESS tarafından dile getiriliyor.
Öte yandan, işsizliğin önemli bir sorun olduğu Türkiye'de, yıllara göre işgücüne katılım oranı da her geçen yıl düşüyor. DİE rakamlarına göre de, 1988 yılı Ekim ayında işgücüne katılım oranı yüzde 55.6 iken, 1998 yılı Ekim ayında bu oran yüzde 48.5'e kadar geriledi.
www.evrensel.net