Eğitim sistemi yetenekleri

Eğitim sistemi yetenekleri

   geliştirmekten uzak

Eğitim sistemi yetenekleri
   geliştirmekten uzak
Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Bal, 1999-2000 öğretim yılına uzun yıllardır çözülemeyen yapısal sorunlarla girildiğini, kalabalık sınıflarda eğitimin devam edeceğini ve öğretmenlerin de "açlık sınırında" görev yapacaklarını belirtti. Bal, depremden etkilenen öğretmen ve öğrenciler için özel önlemler alınmasını istedi.
Sorunlar artıyor
Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Bal, yaptığı yazılı açıklamada, 1999-2000 öğretim yılının, yeni bir yüzyıla girilirken simgesel bir önem taşıdığını ancak, bu öğretim yılının da öncekilerden farklı olmayacağını belirtti. "Yatırımların yetersizliği, kalabalık ve birleştirilmiş sınıflar, aşırı merkeziyetçi yapı, elemeye dayalı sistem, fırsat ve olanak eşitsizliği, günü geçmiş programlar, başarısızlık nedeniyle okuldan ayrılma, yöneltme eksikliği, öğretmenlerin nitel ve nicel açıdan yetersizliği, teknolojik donanım eksikliği, okul dışı eğitim kurumlarının azlığı, sistemde siyasal referansların uzmanlık, beceri ve liyakatın önüne geçmesi" gibi sorunların, bu öğretim yılında da yaşanacağını kaydeden Bal, "Eğitim sorunlarımızın önemli bir bölümü kuşaktan kuşağa aktarılarak gelen sorunlardır. Çözüme kavuşturulamayan eğitim sorunlarımızın varlığı, bu sorunların karmaşıklığından değil, sorunları çözme konusunda gösterilen kararsızlıktan ileri gelmektedir" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı'nı, eğitimle ilgili kararları almada "tekel" gibi davranmakla eleştiren Bal, eğitim sisteminde "köklü bir vizyon eksikliği" olduğunu ifade etti. Bal, Bakanlığın bilim adamlarına, uzmanlara ve öğretmenlere güvenmediğini, sorunları yabancı uzmanlarla çözme yoluna gittiğini, ancak bunda da başarılı olunamadığını söyledi.
'Sınav geçersiz kılındı'
Eğitimde yaşanan sorunların "ırkçı, şeriatçı" yöneticilerden kaynaklandığını ve bu kişilerin hâlâ yerlerini koruduğunu kaydeden Bal, atamalara ilişkin yapılan yönetmelik değişikliğinde de bu kişilerin korunduğunu kaydetti. Atamalarda, sınav esasının getirilmesine karşın, sınavın fiilen geçersiz kılındığını ve bu kişilerin yeniden üst düzey görevlere getirildiğini kaydeden Bal, 1.5-2 yıl görev yapan laik, çağdaş vekil müdürlerin görevden alındığını bildirdi.
Öğretmenler açlık sınırında
Öğretmenlerin bu öğretim yılını da ekonomik yetersizlikler içinde geçireceğini belirten Bal, 4 kişilik ailenin asgari harcamalarının 391 milyon lira olduğu bir dönemde, öğretmenlerin 110-190 milyon lira maaşla çalışmak zorunda bırakıldığını söyledi. Ders kitaplarının "rant kapısı" olmaktan çıkarılmasını, kitaplarla ilgili yeni değerlendirme kriterleri hazırlanmasını ve Talim ve Terbiye Kurulu yerine de yeni bir değerlendirme birimi kurulmasını isteyen Bal, ilköğretim kitaplarının, öğretim yılı sonunda toplanmak üzere ücretsiz dağıtılmasını, ortaöğretim kitaplarının da makul bir ücretle kiralık olarak verilmesini önerdi.
Üniversite giriş sınavında yapılan değişikliklerin, uyarılar dikkate alınmadan uygulamaya konduğunu, bu nedenle veli ve öğrencilerin "perişan" edildiğini kaydeden Bal, sistemin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. İLKSAN'ın "yağmalık" olmaktan kurtarılamadığını kaydeden Bal, İLKSAN Anastatüsü'nün bir an önce değiştirilmesini istedi.
Deprem okulları da vurdu
Bal, deprem bölgesinde yaptıkları incelemeler sonucunda 124 öğretmenin yaşamını yitirdiğini ve bölgedeki okulların yüzde 80'inin kullanılamaz hale geldiğinin belirlendiğini belirtti. Deprem bölgesinde eğitim-öğretimin sağlıklı bir şekilde başlaması, çocukların deprem ortamından kurtarılarak, okullara kavuşturulması ve depremin yarattığı olumsuz psikolojiden kurtulmalarının sağlanmasına yönelik her türlü önlemin alınmasını isteyen Bal, Eğitim-Sen olarak her türlü katkıyı yapmaya hazır olduklarını söyledi. Bal, deprem bölgesine ilişkin önerilerini de şöyle sıraladı:
"-Deprem dolayısıyla mağdur öğrenci ve eğitim çalışanlarının nakil işlemleri önkoşulsuz yapılmalıdır.
-Depremden zarar gören eğitim çalışanlarına istedikleri yerde konut edinmeleri sağlanmalıdır. Ayrıca eşya tazminatı ödenmelidir.
-Depremden zarar gören öğrencilere karşılıksız burs verilmelidir."
Bu arada, Milli Eğitim Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürü Özcan Tekinel, deprem bölgesindeki tüm öğrencilerin ihtiyaçlarının bakanlık tarafından karşılanacağını açıkladı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'12 Eylül depremi sürüyor'
DİSK Genel-İş Sendikası Genel Başkanı İsmail Hakkı Önal, 12 Eylül darbesinin toplumsal yaşamda yarattığı depremin faturasının ağır biçimde ödendiğine ve ödenmeye devam ettiğine dikkat çekerek, "12 Eylül'le gerçekleşen depremin artçı sarsıntılarının" sürdüğünü söyledi.
Önal, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin soğuk savaş dönemi devlet yapısını ve anlayışını sürdürdüğüne işaret ederek, demokrasi ve özgürlük taleplerinin, adil gelir bölüşümü isteklerinin ve bu yöndeki toplumsal örgütlenmelerin baskıyla karşılandığını vurguladı. Kamu hizmeti görmekle görevli olan devlet idaresinin büyük bir yozlaşmayla karşı karşıya getirildiğini ifade eden Önal, kamu yönetiminin sadece kamusal gelirlerin serbest piyasa aktörlerine transfer edilmesinde aracılık yapan birer ihale makamı haline getirildiğini belirtti.
Deprem felaketinde kamu örgütlerinin enkaz altında kaldığını bildiren Önal, demokrasi ve siyasal özgürlükler alanının 12 Eylül darbesiyle getirilen yasaklama ve baskının tutsaklığı altında bulunduğunu vurguladı.
Sendikal hak ve özgürlükler alanında getirilen kısıtlama ve yasaklamaların, sendikal hareketi işlevsiz hale getirdiğine değinen Önal, uygulanan liberal politikaların toplumun örgütsüz olmasına, toplumsal muhalefetin bastırılmasına neden olduğuna dikkat çekti.
'12 Eylül çetelere güç verdi'
Dev Maden-Sen Genel Başkan Vekili Tayfun Görgün ise 12 Eylül döneminde sürgünlerin, işten atmaların, vatandaşlıktan çıkarılmaların ve muhalefet örgütler ile üyelerinin susturulması için hukuk dışı yöntemlerin yaşandığına dikkat çekerek, bu yöntemlerin hâlâ devam ettiğini vurguladı. Yaptığı yazılı açıklamada, çetelerin 12 Eylül sisteminden aldığı güçle devleti yönetir bir güce dönüştüğünü ifade eden Görgün, siyasilerin ise bu çeteler için af çıkarttığını belirtti. 12 Eylül sisteminin bir avuç halk düşmanı ve çeteler tarafından savunulduğuna işaret eden Görgün, 12 Eylül hukuksuzluğuna karşı demokrasi talebinde bulunanların gözaltına alındığını, işkenceden geçirildiğini ve cezaevlerine hapsedildiğini bildirdi.
www.evrensel.net