Zehir saçıyor!

Zehir saçıyor!

AKSA'da depremin ardından çevreye 6500 ton akrilonitril gazı yayıldı. Yayılan gazın 500 metreyi kapsadığı bildirilirken, çevredeki ekinlerin de geç toplatıldığı belirtildi.

Zehir saçıyor!
Sibel Hürtaş
Depremde tantları çatlayan kimya tesisi AKSA'dan yayılan zehirli gazlar, çevreyi ve insan hayatını tehdit ediyor. AKSA yöneticileri Kriz Masası yetkililerinin kendilerine yardım etmediğini savunurken, çevreye yayılan kimyevi maddenin ciddi tehlikelere yol açacağı bildiriliyor.
17 Ağustos depreminin ardından Yalova'da bulunan AKSA Akrilik Kimya Sanayii ve Ticaret AŞ'nin 8 adet akrilonitril tanklarından üçünün taban ve tavan saclarında meydana gelen çatlaklardan 6500 ton akrilonitril gazı çevreye yayıldı. Kanserojen etkiye sahip olan gazın 2 bin tona yakın kısmı da şu an depolarda bulunuyor.
Çevre Kirliliğini Koruma ve Önleme Genel Müdürü Sami Ağırgün ve Yalova Kriz Masası, yapılan ölçümlerde gazın depremin ilk günlerinde havada, denizde ve yeraltı sularında oldukça yoğun gözlendiğini belirttiler.
Ancak şu anki yoğunluğun sadece yeraltı sularında saptandığını kaydeden Ağırgün, gazın yapılan son ölçümlere göre yeraltı sularında bulunduğunu söyledi. Deniz suyunda 6 gün içinde yoğunluğunu koruyan, daha sonra ise etkisini kaybeden akrilonitril gazının havada yapılan ölçümlerinin de temiz çıktığı belirtildi. Yöre halkının ekinlerini sulamak için kullandığı yeraltı sularında gazın olduğu açıklandı.
Ürünler geç toplatıldı
AKSA'dan sızan gaz tehlikesine karşın Yalova Kriz Masası, geçtiğimiz günlerde yöre halkının ekinleri için imha kararı aldı. Ancak karar geç alındığı ve tonlarca meyve-sebzenin nerelere dağıtılmış olduğunun bilinmediği açıklandı. Kararın geç alınma sebebi, ölçümlerin geç yapılmasına bağlanırken, kanserojen madde içeren ve insan vücuduna girdikten sonra siyanür etkisi uyandıran akrilonitril gazının bulaşmış olabileceği meyve-sebzenin ise insan sağlığı üzerindeki etkileri için ne gibi tedbirlerin alınabileceği bilinmiyor.
Halk bilgilendirilmiyor
Taşköprü halkı da konu hakkında kendilerine hiç bilgi verilmemesine tepki gösteriyorlar. Depremden sonra evlerinin boşaltıldığını belirten Taşköprülüler, iki üç gün sonra evlerine geri döndüklerini ancak sızan gaz ile ilgili kendilerine herhangi bir bilgi verilmediğini söylüyorlar.
Deprem sonrası çekilen tüm acıların nedenini devletin ihmalkârlığına bağlayan depremzedelerin akıllarında şimdi kendilerini tehdit eden bu fabrikanın neden burada kurulduğuna, zehirli gazlar için göz göre göre neden önlem alınmadığına ilişkin soru işaretleri var.
AKSA yöneticilerinin ise tek söyledikleri sadece toplattıkları meyvelerin tazmin edilebileceği. AKSA yöneticileri bu kapsamda çevrede zirai ürünleri zarar gören bir çiftçiye 2,7 milyar lira, ayrıca 490 dönüm arazisi olan bir kişiye de, zarar gören sebze ve meyveleri için 3 milyar 7 milyon lira ödediklerini örnekledi. Ancak atıklarından dahi çevreye yayılacağı söylenen bu gazın önce ve sonrasındaki zararları kimin tazmin edeceği ise bilinmiyor.
Yöneticiler kendilerini savundu
Akrilik Kimya Sanayi AŞ (AKSA) Genel Müdürü Selçuk Ergin, önceki gün yaptığı basın açıklamasında depremde AKSA'nın 8 adet olan akrilonitril tanklarından 3'ünün taban ve tavan saclarında çatlamalar olduğunu, 6 bin 500 ton akrilonitrilin suya ve havaya sızdığını kaydetti. Ergin yaptığı konuşmada Yalova Kriz Masası'ndan yardım görmediklerini söyleyerek kendini savundu.
Ergin şöyle konuştu: "Başbakanlık Kriz Merkezi'nden büyük destek gördük. Ancak, Yalova Kriz Merkezi'nden beklediğimiz desteği göremedik. Bütün çabalarımıza rağmen ancak 39 saat sonra elektrik verdiler. Oysa elektrik daha önce verilseydi, hasar gören tanklardaki kimyasal maddeyi sağlam tanklardan daha önce geçirebilirdik."
Depremin olduğu sabah Ergin fabrika çevresindeki hayvanların gazdan etkilenerek öldüğünü bildiği halde işçilerini çağırıp çalıştırdı. Ergin, açıklamasında çevredeki insanlar ya da fabrika çalışanlarında akrinonitril nedeniyle hiçbir yaralanma ve ölüm olayı yaşanmadığını, sadece dökülme yerine 100 metre uzakta bulunan hayvanat bahçesindeki tavukların ve tavus kuşlarının öldüğünü belirtti. Ergin dökülme yerinden 200 metre uzaklıktaki bitkilerin etkilendiğini söyledi. Ancak Yalova Kriz Masası'ndan alınan bilgiye göre bu mesafe 500 metre.
27 Ağustos'ta Çevre Bakanlığı'ndan gönderilen fabrikada üretimin durdurulmasına ilişkin raporu fabrika yöneticileri tarafından dikkate alınmadı. Ergin gelen raporun tek imzalı olduğunu söyleyerek raporu kabul etmediğini kaydetti. Ergin'in üretimi durdurmama nedeni komik: "Çevre Bakanlığı Müsteşarı Doğan Taşdelen imzası ile bir yazı geldi. Çevre Bakanlığı'nın fabrikayı kapatma yetkisi vardır. Ancak bunun da belli usulleri vardır. Tek imzalı mektup ile işletme durdurulmaz. Burada dayılık yapamazsınız. Burası deli memleketi değil, yasa memleketidir."
Greenpeace uyarmıştı
Greenpeace Akdeniz, depremin hemen ertesi günü afet bölgesine gitmiş, burada çalışmalar gerçekleştirmişti. Uzun süredir Türkiye'deki sorumsuz, kirli üretime dikkat çeken Greenpeace'in deprem bölgesindeki ilk işi fabrikalardaki hasarları araştırmak oldu. 19 Ağustos'ta ilk bilgilerin alındığı araştırmanın sonuçları gerekli yerlere gönderilmişti. AKSA'daki gaz kaçağının da altını çeken rapora karşı yine de çevre topraklarda bulunan meyve ve sebzelerin imha kararı geç alındı. Yetkililer Karadeniz'de meydana gelen radyasyon olayında olduğu gibi yine halka bilgi vermiyor.
Greenpeace Akdeniz Toksit Maddeler Kampanyası Sorumlusu Tolga Temuge tarafından Çevre Kirliliğini Önleme ve Kontrol Genel Müdürü Sami Ağırgün'e yollanan rapordan alınmıştır:
AKSA'da ise geçtiğimiz akşam ACN-akrilonitril kaçağı yaşanmış, sentetik elyaf üretiminde kullanılan ACN hammaddesi Petkim'de üretilmektedir ve son derece parlayıcı, patlayıcı, tahriş edici ve uçucu bir maddedir.
Bu kanserojen maddenin depolandığı tanklardan birinde oluşan yarıktan dış koruma havuzuna akan elektrik ve su olmadığı için anında müdahele edilemedi.
www.evrensel.net