Toplu mezara iki çocuk verdi

Toplu mezara iki çocuk verdi

Depremde sevdikleriyle birlikte evlerini de yitiren depremzedelere devletin ilgisizliği devam ediyor. İki çocuğunu ve evini depremde yitiren Gülnaz Dalman da bu ilgisizliği dile getirerek, devletten ev istiyor.

Toplu mezara iki çocuk verdi
Serpil İlgün
Beş çocuğundan ikisini depremde kaybeden Gülnaz Dalman, devletin ilgisizliğinden yakınıyor. Derince Emek Çadırkenti'nde kalan ve devletin kendilerine ev sağlaması gerektiğini söyleyen Dalman, "Her şeyimizi kaybettik. Evimizin yıkıntısı öyle duruyor, ne gelen var, ne soran. Kriz masasından ev vereceklerini söylemişler. Ne zaman" diye soruyor.
Bir ekmeğin peşine...
Dokuz yıl önce Gümüşhane'den Derince'ye göç ettiklerini belirten beş çocuk annesi 43 yaşındaki Gülnaz Dalman, göç nedenlerini şöyle özetliyor: "Eşim daha önce gelmişti, eski kamyonu vardı, çalışıyordu. Köyde yerimiz yoktu, bir şeyimiz yoktu. Bir ekmeğin peşine geldik buralara." İşler az biraz yoluna girince 'başlarını sokacakları bir ev' yapmaya karar veren Dalman ailesi, başlangıçta iki kat düşündükleri yapının, daha sonra biraz daha borçlanmayı göze alarak altı katlı olmasına karar verirler. "Aslında ben dedim, iki kat yapalım oturalım. Borçla harçla yaptık" diyen Gülnaz Dalman, borçları henüz tamamlanmayan altı katlı yapının üçüncü katına, depremden iki ay önce taşındıklarını anlatıyor.
"Bir katını donatıp içine girdiydik. Gerisinin de tuğlaları örülüydü. Faaliyet vermemiştik. Sade biz vardık içinde. Hevesimi alamadım, çocuklarım da gitti, her şeyimiz gitti." Depremde Alper ve Hasan adlı iki oğlunu kaybeden Dalman, deprem anını ağlayarak anlatıyor: "Hepimiz evdeydik. Gece sallantıyla uyandık. Bağırdık, çağırdık. 'Artık gittik' dedik, 'Sonumuz geldi.' İkinci sallantıda çöktü ev. 6 kat yerle bir oldu. Babası ordan bağırıyor, kız ordan bağırıyor. Oğullarımın zaten hiç sesi çıkmadı. Hiç birbirimizi göremedik. Önce beyim çıktı. Sonra büyük kız çıktı, sonra beni çıkardılar, ufaklığımız çıktı. Kızın bir küçüğü zor çıktı biraz. Hiçbir şey yapamadık. Komşular geldiler öyle baktılar, koca ev toz dumana karışmıştı. Ölen çocuklarımı komşularımız akşama çıkardılar." Gözyaşlarını siliyor Gülnaz Dalman. Yaşlı gözlerini boşluğa dikiyor bir süre. 18 yaşındaki Hasan ve 16 yaşındaki Alper'i toprağa vermeye gidememiş. Sonraki günlerde de uğrayamamış toplu mezarların olduğu bölgeye. "Geçen gün gittim, ama bulamadım mezarlarını" diyor, ağlayarak.
'Ev vereceklermiş. Ne zaman?'
Depremde bacakları kırılan eşinin İzmit'teki hastanelerde tedavi edilmemesi üzerine, akrabaları tarafından Gümüşhane'ye götürüldüğünü anlatıyor. "Beyime buralarda bakmadılar. Bacağında iltihap olmuş. Ameliyat etmişler. Durumu iyiymiş."
Çadırkente gelene değin, araçlarının brandasını üç çocuğu ile birlikte çadır olarak kullandıklarını anlatan Dalman, "Kimse gelip halimizi sormadı. Hiçbir yardım alamadık. Yağmurlarda perişan olduk. Kardeşim geçen gün gidip kriz masasına başvurmuş. 'Ev yapacağız, veririz' demişler. Hani ne zaman? Kış geliyor. Ev verirlerse girer içine otururuz. Vermezlerse açıktayız. Nereye gidelim? Kendimiz bir kiralık bulsak bile nasıl ödeyeceğiz" diye soruyor.
Çadırkentte ihtiyaçlarının karşılandığını söyleyen Dalman, hiç olmazsa evlerinin enkazının kaldırılmasını istiyor. Deprem korkusunun sürdüğünü söyleyen Dalman, "Gümüşhane'ye dönmeyi düşünüyor musunuz?" sorusuna ise şu yanıtı veriyor: "Gümüşhane'de bir şeyimiz yok. Orada da sefil olacağız..."
www.evrensel.net