İhtiyaçları karşılamak devletin görevi

İhtiyaçları karşılamak devletin görevi

Türk Tabipler Birliği (TTB) Genel Yönetim Kurulu'nun deprem felaketine ilişkin gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildirgesi açıklandı.

İhtiyaçları karşılamak devletin görevi
Türk Tabipler Birliği (TTB), deprem bölgesinde yaşayan nüfusun tamamının, 16 Ağustos tarihi itibariyle Sosyal Güvenlik kapsamı içine alınması gerektiği ifade etti.
TTB Genel Yönetim Kurulu toplantısının ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde, bölgedeki sorunların 'yardımlarla' çözülemeyeceği kaydedilerek, insanların ihtiyaçlarının karşılanmasının temel sorumluluğunun devlete ait olduğu belirtildi. Bildirgede, bölgedeki sağlık sorunlarına da dikkat çekildi.
Türk Tabipler Birliği Genel Yönetim Kurulu toplantısı sonuçları açıklandı. Bir çok ilden tabip odalarının yanısına Pratisyen Hekim Kolu, SSK Kolu, Olağandışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri Eğitici Ekibi, Halk Sağlığı Kolu, İnsan Hakları Kolu, Merkez Yürütme Kurulu, Yüksek Onur Kurulu temsilcisi ve üyelerinin yanı sıra deprem bölgesinde hizmet sunan çeşitli örgüt temsilcileri ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı'nın da katıldığı toplantıda, deprem felateti üzerine değerlendirmede bulunularak bazı sonuçlara varıldı. 'Tam bir siyasi cinayet'
Marmara Bölgesi'nde yaşanan felaketin boyutlarına dikkat çekilen sonuç bildirgesinde, bireyciliğin kutsandığı bir dönemde oluşan halk dayanışmasının, büyük bir umut olduğu ifade edildi. Toplantının sonuç bildirgesinde, dayanışma duygusuyla birlikte doğan isyanın, insani bir değer taşıdığı ifade edilerek, felaketin sonuçlarının tam bir 'siyasi cinayet' olduğu ifade edildi.
TTB bildirgesinde, deprem nedeniyle ortaya çıkan hazırlıksızlıkta, özellikle son 20 yılda izlenen toplum ve devlet modelinin sonuçlarının görüldüğü kaydedilirken, şöyle devam edildi:
"Bu model insanı değil parayı/kârı merkeze alan, bu uğurda insanı, doğayı yağmalayan, hayatı, toprağı ranta tahvil eden, deyim yerindeyse paraya tapan ve karşı çıkanları bastıran bir modeldir. Öyle ki bu modelin değerlerinin savunucusu olan hükümet ve TBMM, depremin en acılı döneminde, henüz 6'ncı gününde, ülke çoğunluğunun karşı çıktığı; özellikle de tepkilerin en fazla yoğunlaştığı Kocaeli, Gebze, İstanbul hattındaki işçiler, enkazları ve acıları ile uğraşırken, Sosyal Güvenlik Yasası'nı çıkartabilmiştir. Daha da ötesi yakalayabildikleri kadarıyla çeteleri, işkencecileri, yolsuzluk faillerini kapsamına alan, gerçek mağdurları kapsam dışı bırakan sözüm ona Af Yasası'nı çıkarmaya girişicek kadar halka yabancılaşmış, Sağlık Bakanlığı da bu acılı dönemde esas olarak kadrolaşma anlamına gelen faaliyeti yürütecek kadar farklı amaçların peşinde koşabilmiştir."
'Devletin sosyal sorumluluğu'
'Devlet nerede' diye soranların bir kısmının depremden önce 'devleti küçültelim' dediklerinin hatırlatıldığı bildirgede, bu kişilerin ve kurumların; özelleştirmeler, kamu kaynaklarının kullanımı, kredi teşvik ve ihalelerle devletin bugün geldiği 'gereğini yapmayan' tutumunun ortakları ve sürecin failleri olduğu vurgulandı.
Depremin yaratığı sonuçların altından 'yardım etme' anlayışı ile kalkılamayacağının ifade edildiği metinde, bu sorumluluğun devletin sosyal sorumluluğu olduğuna dikkat çekildi ve yerine getirmesi gerektiği belirtildi.
Herkese sosyal güvenlik
TTB'nin Genel Yönetim Kurulu Toplantısı sonuç bildirgesinde bölgedeki sağlık sorunlarına ilişkin görüşlere de yer verildi. Kriz masalarının, zaman geçirmeden bölgede detaylı bir durum saptaması yapması gerektiğinin ifade edildiği sonuç bildirgesinde; barınma, beslenme, iş ve gelir başlıklarında adım atılmadığı ve çözüm geliştirilmediği taktirde sağlık alanında yapılanların çok özel bir değerinin olmayacağına dikkat çekildi.
Bölgede yaşayan bütün nüfusun, 16 Ağustos 1999 itibariyle sosyal güvenlik kapsamına alınması gerektiğinin vugulandığı bildirgede, il hıfzısıhha kurullarının yanı sıra 224 sayılı yasanın öngördüğü yerel ve merkezi kurulların ve Yüksek Sağlık Şurası'nın acilen toplanmasının önemli olduğu kaydedildi.
Bildirgede sağlık alanına ilişkin alınan diğer öneriler şöyle sıralandı:
"Başta sağlık kuruluşları yöneticileri olmak üzere sağlık çalışanlarının tam gün hizmet yürütmesinin sağlanması; sağlık ocaklarının güçlendirilmesi ve personelin donanımlı bir hale getirilmesi, bölgede çalışanların arzu ettiklerinde bölge dışına tayinlerinin yapılması ve bölgede hizmetlerin gönüllüllük ilkesi ışığında gerçekleştirilmesi; okullarda öğrenciler için toplu beslenme programlarının uygulanması; her il için olağandışı durumlara hazırlık programları geliştirilmesi."
www.evrensel.net