İzmir'de katkı payı bilmecesi

İzmir'de açılan üç ayrı davanın ikisinde katkı payının iptali istemi kabul edilmezken, birinde yürütmenin durdurulmasına karar verildi.

İzmir'de katkı payı bilmecesi
İzmir'deki okul ve eğitim kurumlarında öğrencisi bulunan velilerden, Milli Eğitim Vakfı aracılığıyla aylık "katkı payı" alınmasına ilişkin valilik uygulamasını durdurmak amacıyla açılan 3 ayrı davada farklı kararların verilmesi, Milli Eğitim Müdürlüğü ile veli ve hukukçuları karşı karşıya getirdi.
İki farklı karar
Edinilen bilgiye göre, İzmir Valiliği'nin çıkardığı 9 Şubat 1999 tarihli genelge ile velilerden toplanan "katkı payı"nın iptali için, İzmir'deki idare mahkemelerine 3 ayrı dava açıldı. Bu davaların ikisinde 2 ve 3. İdare Mahkemeleri, yürütmenin durdurulması istemini reddetti. Üst mahkeme olan Bölge İdare Mahkemesi de verilen kararları onadı.
Taraflar karşı karşıya geldi
İzmir 1. İdare Mahkemesi, İzmir Orta ve Mesleki Teknik Öğretim Okulları Koruma Derneği adına açılan davada, yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Mahkeme, 24 Haziran 1999'da verdiği kararına, "İdari işlemin uygulanması halinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi şartını doğuracağını" gerekçe gösterdi. Milli Eğitim Müdürlüğü'nün itirazına rağmen, Bölge İdare Mahkemesi bu kararı da onadı. "Katkı payı" konusunda 2 farklı kararın bulunması, bu konudaki uygulamalarda tarafları karşı karşıya getirdi.
'Katkı payı alınıyor'
"Katkı Payı" konusundaki uygulamaya aynen devam ettiklerini belirten İzmir Milli Eğitim Müdürü Zeki Bilgin İnanlı, velilerden "katkı payı" alındığını söyledi. Kendilerini eleştiren hukukçu ve velilerin yargı kararlarına saygı göstermesini isteyen İnanlı, kendilerinin neden İzmir 1. İdare Mahkemesi kararına uymadıklarını ise açıklayamadı.
'Yöneticiler hakkında suç duyurusu'
İzmir 1. İdare Mahkemesi'nin verdiği karar uyarınca "katkı payı" uygulamasının durdurulmasını isteyen Eğitim-Sen 2 No'lu Şubesi ile İzmir Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği (İZ-ÖV-DER), yargı kararlarını uygulamayarak, Anayasa'nın 138. maddesini ihlal ettikleri ve TCK'nın 240. maddesi uyarınca görevlerini kötüye kullandıkları için İzmir Valisi Kemal Nehrozoğlu, Milli Eğitim Müdürü Zeki Bilgin İnanlı ve ilçe milli eğitim müdürleri hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
'Yürütme durdurulmalıdır'
İZ-ÖV-DER Başkanı Avukat Hasan Hüseyin Evin, yasal durumun net olduğunu, buna göre "henüz tamamlanmamış ve süren bir yargı süreci" bulunduğunu belirterek, idarenin kararı tartışma hakkı bulunmadığını ve 30 gün içinde kararı uygulamakla yükümlü olduğunu ifade etti. Katkı payı konusunda 2 ayrı mahkeme kararının varlığına dikkati çeken Evin, şöyle konuştu: "Bir mahkeme yürütmenin durdurulmasına karar veriyor, diğeri aksi yönde karar veriyorsa, bu yürütmenin durdurulması yönündeki kararın uygulanmayacağı anlamına gelmez. 3 ayrı davada verilen kararlar tedbir kararıdır. Yargı süreci halen devam ediyor. Bu konuyla ilgili olarak esas hakkında karar verilinceye kadar valilik genelgesi uygulanamaz.
Ne olacak?
Mahkeme kararları arasında içtihat uyuşmazlığı çıkarsa, içtihat birleştirmesi istenecek. Taraflardan birinin başvurusuyla Danıştay'ın İçtihatı Birleştirme Kurulu bu konuda son kararı verecek.
Diğer illerde de valilikler tarafından çıkarılan benzeri genelgelerle katkı payı toplandığını belirten Avukat Hasan Hüseyin Evin, başta İstanbul olmak üzere birçok ilde bu genelgelerin iptali için davalar açıldığını ifade etti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'Dinlemekle yetiniyorsunuz'
Yeni adli yılın açılışında bir konuşma yapan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Avukat Eralp Özgen, yargının bağımsızlığını sağlayacak temel ilkelerin yasa hükmü haline getirilmesini istedi. Özgen, Cumhurbaşkanı'na, Anayasa Mahkemesi'ne ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na üye seçiminde tanınan yetkilerin kaldırılması, Adalet Bakanı ile Bakanlık Müsteşarı'nın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda üye olarak yer almaması gerektiğini ifade ederek, "Avukatların ve baroların bağımsız olmadığı bir ülkede yargı bağımsız olarak kabul edilemez. Bu nedenle Barolar ve Türkiye Barolar Birliği üzerindeki Adalet Bakanlığı vesayeti de kaldırılmalıdır" dedi. Doğal yargıç ilkesine de aykırı olan DGM'lerin tamamen kaldırılmasını isteyen Özgen, siyasi oyunlarla Uluslararası Tahkim Yasası'nı kabul eden Meclis'i sert bir şekilde eleştirdi.
Affın sadece siyasi suçlar için kabul edilen bir uygulama olduğunu kaydeden Özgen, Anayasa hükmü gerekçe gösterilerek siyasi suçluların af dışı bırakılmasının savunulamayacağını kaydetti. Özgen, "Yıllardır yargı yılı açılışında konuşmalarımızda ülkemizin ciddi bir yargı reformuna duyduğu gereksinimi anlattık. Her yıl aynı hususları biz söylemekten, sizler dinlemekten bıktınız. Ancak bu reformu gerçekleştirme durumunda olan yetkililer, her yıl bu salonda hazır bulunup bunları dinledikleri halde, gerekli düzenlemeleri yapmakta son derece duyarsız kaldılar" dedi.
www.evrensel.net