Depremzede konut istiyor

Depremin ardından ölülerini gömen ve yaralılarıyla uğraşan depremzedeler bir an önce devletin zararlarını tazmin etmesi gerektiğini söylüyorlar.

Depremzede konut istiyor
Muzaffer Özkurt
Deprem sonrası yaralarını sarmak isteyen insanlar şimdiye kadar yardım eli uzatmayan devletten zararlarını tazmin etmesini ve yıkılan evleri yerine konut yapmasını istiyor. Bütün depremzedeler şimdiye kadar aldıkları yardımın sivil yardımlar olduğunu belirterek, devletin artık kendilerine yardım etmesi gerektiğini söylüyor. Geleceğe umutla bakamadıklarını söyleyen depremzedeler, devletin kendilerine bu güveni veremediğini dile getiriyorlar.
Kocaeli Valilik önünde bulunan kriz masasında, evlerinin durumunu öğrenmek ve hiç değilse başlarını sokacak bir çadır bulmak isteyen insanların oluşturduğu kuyruğu görüyoruz. Ayşe, Ahmet, Fatma... İsimler söyleniyor ve bu kişilerin ellerine üzerinde yazılar bulunan kâğıtlar tutuşturuluyor. Belki de bundan sonra hayatlarını belirleyecek olan, evlerinin yıkılıp yıkılmayacağını yazan kâğıtlar. Bunları alabilmek için muhtarlıktan, emniyetten ve belediyeden mühürlü bir belge alınıp valiliğe veriliyor ve ancak bundan sonra araştırılarak, doğru olduğu çok da emin olmayan bir belge veriliyor. Çoğu insan da bu belgenin ardından, ancak bir çadıra kavuşabiliyor.
'Artık devlet elini uzatsın'
İşte bu kuyrukta bulunan insanlardan birisi de Mehmet Elmas. Elmas, depremde 10 ve 12 yaşında olan iki kızını kaybettiğini söylüyor üzüntüyle. 4 katlı binasını ve beyaz eşya bayiisini de depremde kaybeden Elmas'ın maddi zararı, 150 milyarı tutuyor. Neye üzüleceğini bilemeyen Elmas, devletin yaraları sarması gerektiğini söyleyerek, "Tekrar bize ev verilmesini istiyoruz. Yardım edilmesini istiyoruz. Sivil yardım dışında bir yardım gelmedi. Artık devlet elini uzatsın" diyor.
Sıradan çıkarken eline tutuşturulan kâğıda bakarak yürürken konuşuyoruz Refik Bahar'la. Evleri için içine girilmez kararı verildiğini dile getiren Bahar, bu kâğıt için valiliğe, muhtarlığa ve emniyete başvurduğunu anlatıyor. 15 gün sonra bir çadır edinebildiğini anlatan Bahar, bu çadırın da Kızılay'dan değil özel yardımdan geldiğini ifade ediyor. Çelebi Agir de, diğer depremzedeler gibi zararlarının karşılanmasını ve kendilerine bir konut sağlanmasını istiyor devletten.
Bahçecik Belediyesi de Kocaeli'de devletin yardım eline uzatmadığı birçok yerleşim yerinden birisi. Burada bir yerlerden edindiği bir çadırda yaşayan ve bunun üzerine Kocaeli'ye yerleşen Erhan Levent'le konuşuyoruz. Levent arada bir sadece Ankara Belediyesi'nin gelerek ekmek ve sıcak yemek ihtiyaçlarını karşıladığını belirtiyor. Levent, "92'de Erzincan depremini de yaşadım ben. Orada evimiz yıkılmıştı. 25 milyonluk bir yardım öngördüler. Ama bu yardımı da 3-5 milyon gibi rakamlarla senelerce bekletip enflasyonun akıbetine uğratarak bir kısmını da hiç vermeyerek ödediler. Elimiz kolumuz bağlıydı bir şey yapamadık o zaman" sözleriyle Erzincan'da yaşadıklarını aktarıyor. Kendilerine çadırkente gitmelerini söylediklerini ama mevcut çadırkentlerde izdiham ve huzursuz bir hayat olduğunu anlatan Levent, devletin değil ama halkın deprem sonrası olaya çok duyarlı davrandığını söylüyor. Yardımların organize şekilde dağıtılması gerektiğini ifade eden Levent, bir ekmek için dolaşıp duran insanların var olduğunu belirtiyor. Gölcük'te bulunan bacanağı ile baldızını depremin ikinci günü edindikleri çekiçlerle kurtardıklarına dikkat çeken Levent, devletin kendilerine yardım etmediğini dile getiriyor. Her depremden sonra düzenlemelerin yapılması gerektiğinin konuşulduğunu hatırlatan Levent, aradan bir iki sene geçince yetkililerin söylenenleri unuttuğunu söylüyor. Levent, kendi evlerinde biraz hasar olduğunu belirterek, "Önümüz kış. Evleri tamamen yıkılmış pek çok insan var. O insanlar için konut yapılması gerekir. Prefabrik ev diyorlar ama, bunlar yapılana kadar konutun yapılması daha iyi" dedi.
www.evrensel.net