Trinidad

Trinidad'ın çelik davulları...

Trinidad'ın uçakların yakıt ikmali yapmaları için kullanıldığı 2. Dünya Savaşı yıllarında, boş benzin varilleri davullara dönüştü. Bugün bir orkestra genişliğinde çeşitleri bulunan 'tava davulları,' coşkuyla çalınıyor.

Trinidad'ın çelik davulları...
Jno Pareles
Trinidad'daki İspanyol Limanı'ndan Londra'ya, Miami'ye kadar kıtalara arasında festivallerde çelik davul gruplarının coşkulu zillerinin sesi yankılanıyor. Her karnaval sezonunda yeniden oluşturulan çelik davul (ya da 'tava') grupları, çok ilgili kalabalıkların yarışma jürilerinin önünde çok kısa bir performans sergilemek için aylarca her gün prova yapıyorlar.
Emek Günü hazırlıkları
Brooklyn'de, büyük Emek Günü Doğu Amerikan Yerlileri Karnavalı'nda sahne alacak olan tava grupların kaldırım kenarlarındaki ve boş arsalardaki çalışmaları sürerken, çelik davulların sesi yaz mevsiminin her haftası daha da yükseliyor.
Brooklyn, karnavalı ocak ayında gerçekleşen Trinidad ile birlikte, tava müziğinin en önemli merkezi. Gruplar, şanslarını artırmak amacıyla, bazı dünya çaıpndaki aranjörleri de yarışmalara çağırıyorlar. Festivallerin en önemli isimlerinden biri ise Len (Boogsie) Sharpe.
40 yıldır çalıyor
45 yaşındaki Sharpe, davula boyu erdiği günden bir besteci, aranjör ve grup lideri olarak isim yaptığı bugüne kadar, tam 40 yıldır tava müziği içerisinde. Batı yerlilerinin müzikal sembolü olan enstrüman ile şaşırtıcı ve yepyeni aranjmanlar yapmak için geleneksel yöntemler kullanıyor.
1980'lerin ortalarından bu yana, kendisi de pek çok yarışmaya katıldı.
Müzik dünyasında adı sıklıkla anılan, Broadway müzikali "Colonus'taki Gerçek"in bestecisi Bob Telson "Boogsie, herkesin üzerindeki baş ve omuzdur" diyor. Sharpe bu yıl Pan Rebels ile çalışıyor.
Provalar konser gibi
Brooklyn'de pazartesi gecesi, ertesi günkü yarışma için son provasına başladığında, Parkside Meydanı, Pan Rebels grubunun davullarıyla çınlıyordu. Ve yüzlerce davulcu yerlerini almaya başladı. Birçoğu Trinidad and Tobagolu olan müzisyenler, arasında 8 yaşındaki bir kız, 60'ındaki adamlar, gençler, 30'undaki çalışan kadınlar, öğretmenler, marangozlar, satıcılar ve su tesisatçıları bulunuyor. Müzisyenlerin ısınırken lastik kaplı tokmakları ile çaldıkları kalipso melodileri havaya yayılmaya başladı. Kaldırım, bir tava bahçesine, bir çelik davul çalışma alanına dönüştü. Akşam saat 9.30 civarı, Sharpe davul sıralarının arasında dolaşmaya başladı ve bir davulu 'ufak ufak' çalmaya başladı.
Birden kaos, harmoniye dönüşmeye başladı: Sharpe'ın "In My House - Benim Evimde" isimli kalipso şarkısı için yaptığı göz kamaştırıcı varyasyonlardan oluşan ve akord değişiklikleriyle dolu 10 dakikalık düzenlemesi çalınıyordu. Bu Sharpe'ın repertuvarından bir şov parçasıydı. Coşkulu melodiler, kontra melodiler, esler ve yeniden başlamalar.
Komşular, müziği dinlemek için kaldırımda birikti. Camlarını açan otomobiller, müzikten uzaklaşmak istemezcesine ağır ağır sürmeye başladılar. Seyyar satıcılar tezgâhlarını açtı, Pan Rebels ve iki çelik davul grubu Parkside'a geldiğinden beri işler açılmıştı. Davulcular da dinleyiciler de dans ediyordu. Pan Rebels "In My House"u, bestecisi Oba için parlattılar.
Sabahlara kadar çalışıyorlar
Emek Günü'ne hazırlanan gruplar, iki ay boyunca sabahlara kadar çalıştı. Müzisyenler para almıyor, geleneği sürdürmeye çabalıyorlar. Pan Rebels'ın üç koordinatöründen biri olan Gary Rogers "İnsanlar, buna duydukları sevgiden dolayı işlerini eşlerini, her şeylerini yitirdiler" diyor.
Trinidad'ın uçakların yakıt ikmali yapmaları için kullanıldığı 2. Dünya Savaşı yıllarında, adalılar boş benzin varillerini davullara dönüştürmüşler. İngiliz koloniciler, 1884 yılında Trinidad'da Afrika davullarını yasaklamış. Yarım yüzyıl boyunca karnavallar 'tamboo bamboo' denen bambu kamışlarıyla, bisküvi tenekeleriyle şişelerle ve demir parçalarıyla sürdürülmüş.
Kolonicelerden 2. Dünya Savaşı'na
Çelik davullar, karnaval müziğine disiplin ve incelik getirmiş. Çeşitli ebatlardaki varillerin tepelerini çekiçleyerek, farklı notalar elde etme imkânı doğmuş. Birkaç yıl içerisinde de Trinidadlılar, genellikle melodiyi taşıyan ince sesli davullardan, sadece birkaç bas ses verebilen davullara kadar çeşitlenen orkestral aletler üretmişler.
Sharpe, "Davullar benim hayatım. Tek bildiğim bu" diyor ve ekliyor: "Müziği yaşıyorum, müziği uyuyorum, müziği yiyorum. Bazen çalarken ruhumun ve bedenim tavanın içinde gibi hissediyorum"
Sharpe müziği yazmıyor da okumuyor da. Diğer davulcular da öyle. Ancak Trinidadlılara özgü bir kabiliyetle, besteleri cümle cümle, nota nota birbirlerine öğretiyorlar.
Müzik, Sharpe'ın hayalinde, daha sonra da çeliğe vuran tokmaklarda.
www.evrensel.net