Bahreyn’den Haitham Shubar Sharaf’in öyküsü

Bahreyn’den Haitham Shubar Sharaf’in öyküsü

Sharaf’ın eşi:“16 Mart sabahı kocam Lulu’ya yapılan ikinci saldırı haberlerini duyunca uyandı.  Dışarı çıkmak istedi ve diğerleriyle kontak kurmaya çalıştı. Al Qadam’a giden yol ordu tarafından kapatılmıştı. Saat 18:00 sıralarında Magabah yakınlarından ateş sesleri duyduk. Bir süre sonra Şharaf’ın kardeşi beni

Mohammed Ashoor

“16 Mart sabahı kocam Lulu’ya yapılan ikinci saldırı haberlerini duyunca uyandı.  Dışarı çıkmak istedi ve diğerleriyle kontak kurmaya çalıştı. Al Qadam’a giden yol ordu tarafından kapatılmıştı. Saat 18:00 sıralarında Magabah yakınlarından ateş sesleri duyduk. Bir süre sonra Şharaf’ın kardeşi beni aradı. Şharaf’ın ayağından hafif bir şekilde yaralandığını söyledi. O aramadan önce sürekli eşimi aramıştım. Ona inanmadım. Ama babasının evine ulaştığımda,  onu iki ayağından ve kolundan vurulmuş bir şekilde gördüğümde şok geçirdim. Hatta baş parmağını da kaybetmişti. Onu Budaa Mediko Merkezine doğru götürdüler, ben de oraya doğru yürümeye başladım. Ama oraya gitmeme izin vermediler. Bir süre sonra bir kuzenim beni aradı ve eve doğru geldiklerini söyledi. Paramparça elbiselerle, ayakları ve sağ eli sarılmış şekilde geltirildi. Dibinde 15 santimetrelik canlı mühimmat patlamış ve ardından açılan ateşle vurulmuştu. Eve geldi, sofaya uzandı. Ona yemek önerdim ama başı kanıyordu; moralimiz bozuk ve gergindik. Başı kanıyordu, kasabadan bir hemşire çağırdık. Kanamasını durdurmak için yakınlardaki klinikten bir doktor geldi. Tedavi edebilmek için onu hastaneye götürmek zorunda ydık. Götürdüğümüz hastanede  Bir süre sonra onunla iletişimimizi kaybettik. Düzenli olarak kontrole götürmedik çünkü hastane askerler tarafından kuşatılmıştı. Hastane ayrıca elektirik yiyecek eksikliğine sahipti ve çok zorlu dakikalar geçiriyorduk.
Ertesi gün onu hastanede ziyaret etmek istedik ama durum oldukça tehlikeliydi. Zorlu vakitlerin ardından, bütün kontrol noktalarından geçerek hastaneye ulaştık. Elleri ve ayakları ameliyatla alçıya alınmıştı. Onu dışarı çıkarmak istedik fakat ayrılan herkesi tutukluyorlardı.  Ertesi gün telefonla araşarak hastaneye gittim. Benden bir süre sonra hastaneye polis de geldi. Hasta haliyle  eşime vurdu ve fotoğraflarını çekti. Dosyalarla gelmişti. Mümkün olmamasına rağmen Sharaf’ı 6. kata doğru yürütmeye zorladı. Hiç kimsenin ziyaretine izin erilmedi. Ertesi gün aldılar onu. Bilinmeyen bir yere. Sonra onun BDF Hastanesinde olduğunu öğrendik. Beş gün onun nerede olduğunu, yaşıyor muydu ölümü müydü bilemedik. 22 Martta Budaiya polisi bizi arayarak Sharaf’a elbise getirmemizi söyledi. Eşyaları götürdük ama ziyarete izin verilmedi. Ne halde olduğunu bilmiyorduk.
16 Mayıs’ta mahkemeye çıkarıldı ve iki yılla yargılandı. Onunla buluştuk ve bana işkenceye uğraddığını, dövüldüğünü söyledi. SMC’den kelepçelerle götürüldü. Parmağını kaybetmiş ve kafasında alçı olmasına rağmen. Tutukluluğu ile ilgili temyize gittik ve cezası bir yıla düşürüldü.
Jaw hapisanesine transfer edilse de  hala işkence görüyor. Eşim korkunç adaletsizliklerle hukusuzluklarla karşı karşıya bırakıldı. O sivil, barış isteyen, özgürlük ve haklarını isteyen bir vatandaş.

*Eşi tarafından öyküsü anlatılan  Bahreymli Haitham Shubar Sharaf iki çocuk babası


GAZETEMİZE BAHREYN'DEN GELEN MESAJ

Biz burada, Bahreyn’de her gün Suudi ve Bahreyn ordusuyla karşı karşıya geliyoruz. Bu güçler Bahreyn’in her tarafını dumanlara boğdular. Bu nedenle nefes almakta bile zorlanıyoruz. Bizler sadece bize ait olan haklarımızı istiyoruz, çünkü biz hükümetin söylediği gibi sadece Şiilerin değil, bütün Bahreyn halkının çıkarlarını talep ediyoruz. Biz ülkemizi seviyoruz ve hedeflerimize ulaşmak için barışçıl gösterilerimizi sonuna dek kullanacağız. Suudiler ve Bahreyn devlet güçleri 5 ay içinde kırktan fazla insanı katlettiler; doktor, mühendis, öğretmen ve heşire olan bir çok eğitimli insanı gözaltına alıp tutuklayarak cezaevine koydular. Bütün  ülkelerin ve herkesin bizi desteklemesini istiyoruz. Bu şekilde daha fazla yaşamak mümkün değil. Evinizde başınıza bir diye uyumaktan korktuğunuzu hayal edin; polis her an evinize gelebilir ve sizi hapse götürebilir. Bahreyn’de tutuklanan üniversite öğrencilerinin eğitime devam etmeleri engelleniyor. Bahreyn Politeknik Üniversitesinde öğrencilerin haklarını savunmalarına karşı çıkılıyor; öğrencilerin üniversitedeki eğitimlerine  yahut Bahreyn dışındaki üniversitelerde eğitim alma haklarına karşı çıkılıyor.
Yöneticilerimiz kuranı çiğniyorlar ve Bahreyn’de bin yıl öncesinde inşa edilen yirmiden fazla camiyi yıktılar. Ordu, yaralı insanların hastaneye ulaştırılmasına izin vermiyor. Yaralıları sokaklarda tutuyorlar; tedavileri için serum bağlanmasına bile izin verilmiyor.
(Bahreyn’den gönderilmesine rağmen güvenlik gerekçesiyle ismini vermek istemeyen bir Bahreynli vatandaş tarafından gazetemizde yayınlanmak üzere gönderilmiştir.)

www.evrensel.net