BOŞAN(AMA)MA DAVASI

BOŞAN(AMA)MA DAVASI

  • Adliyenin içi tıklım tıklım. Ellerinde dosyaları ile oradan oraya koşuşturan avukatlar, “bi yol verin, geçelim” diyenler, kelepçeli getirilenlere bakıp, “böyle getiriliyorsa kim bilir ne suç işledi” diye söylenenler sıkıntıyla bekleşiyor. Biz de bu bekleyenler arasındayız, daha en az bir saat var duruşmaya.

    Esen Aktaş

    Biz de bu bekleyenler arasındayız, daha en az bir saat var duruşmaya. Küçük tanığımız gergin. “Bana ne soracaklar? Ne diyeceğim?” diye şikâyetlenmeler bitmiyor. Davayı açan Aslıhan, “umarım bugün biter, bu üçüncü duruşma, hakim ne karar verecek acaba” endişesiyle etrafına bakınıyor. “Ben bi bakıp geleyim kaçıncı sıradayız” dedi. Tanıklık yapacak olan Murat sıkıldı, dışarı çıktık. “Hakim, sana kimde kalacağını soracak” dediğimde, Murat, “ben o evde doğdum, orda büyüdüm, arkadaşlarım her şeyim orda, tabii ki babamla kalıcam, hem annemin yanında anneannem var, sen varsın; ama babam yalnız...”

    Duygu sömürüsü yapılıyor Murat’a. Murat acıyor babasına.

    Aslıhan sinirle geliyor: “Lanet olsun! Hakim yine yok, başka bir hakim bakacakmış davaya, o da kendi duruşmaları bittikten sonra...”

    Adliye koridorunda bekleme devam ediyor. Mübaşirin, “saat birden önce sıra gelmez” sözü üzerine kadınlar söylenmeye başlıyor, yine mi bitmeyecek diye...

    Sizin de mi boşanma davanız var?

    Sıkıntıyla bekleyen kadınlar aralarında dertleşmeye başlıyor; “sizin de mi boşanma davanız var?”; “çocuk var mıydı?”; “anlaşmalı mı çekişmeli mi?”; “kim açtı davayı?”… “Erkek açarsa daha çabuk boşanılıyormuş biliyor musun?” diyor biri. Bir diğeri nafaka istiyormuş...

    Murat; “Anlaşmalı boşanma da ne? Madem anlaşıyorlarsa neden boşanıyorlar ki?” diye soruyor.

    Merdivenlere oturuyoruz, kadınlar hikâyelerini anlatıyor. Sivas’tan gelen bir teyze söyleniyor ha bire: “Şu kel var ya, o benim damadım. Seviyormuş bir de! Seviyordun da ne diye dövüyordun kızı! Ne hale getirdi yavrumu. Allah’tan sığınmaevi var da kız, çocuklarıyla oraya gitti. Evde bu i...’nin kıza yapmadığı kalmadı, canını zor kurtarmış. Sığınma evinin yerini kimseye demiyorlar. Çocuklar sığınma evinde dini eğitim alıyorlar, küçüğü Kurana geçmiş bile... “  Arada bir de damada bakıp; “Boynu altında kalsın, utanmadan gelip bana, barıştır bizi, diyor.” 

    “Siz de mi boşanmak için geldiniz?”

    “Yok, ben ablam için geldim”

    “Ya siz?”

    “Benim de yeğenimin ikinci evliliği, daha 6 ay oldu ama adam uyuşamadık diye boşamak istiyor. Yeğenim nafaka istiyor, adam da vermek istemiyor.”

    Yeğeni ise bunun üzerine başlıyor anlatmaya; “ilk eşimin bana da çocuklara da hayrı yoktu, çalışmıyordu. Ben tekstilde çalışıyordum. Sabrettim geçer diye ama nerdeee. Sonunda ‘artık yeter’ dedim. Boşandım, iki çocuğum var, daha küçükler. Başta kabul etti çocukları ama şimdi, paramı senin çocuklarına yedirmem diyor. Ben nasıl bırakırım çocuklarımı? 37 yaşındayım, 12 yaşımdan beri çalışıyorum. Ama sadece üç yıllık sigortam var. Hiçbir sosyal güvencem de yok. Emekli de olamam artık. Çocuklarıma baba olur en azından, bize bakar, rahat ederim diye görücü usulüyle evlendim. Güvencem olsa, çocuklarıma bakabilseydim, evlenmezdim.”

    Hayal başlıyor söze bu kez: “Erken yaşta evlendim, seviyordum kocamı. Kızım doğduktan sonra adam eve gelmemeye başladı. Biz bunca yılı kocam var mı yok mu anlamadan yaşadık. Hayalet gibiydi. Bir gün arkadaşım kaza geçirdi, hastanede yanında kaldım. Bekledim arasın, sorsun diye. Ama yok, adamın umrunda değilim. Hastane odasında karar verdim boşanmaya. “Aç değilsin açıkta değilsin, sana rahat mı battı da ayrılmak istiyorsun?” dedi bana. Erkek açınca daha rahat boşanılıyormuş diye o açtı davayı. Nafakayı da kendi belirledi. Bu ikinci duruşma, biz boşanırız bugün.”

    “Sevmediğin bu adamdan boşamıyoruz seni”

    Aslıhan, hâlâ bekliyor “gelse de bitse artık bu iş” diyerek. Kadınlar soruyor ona “sen neden boşanmak istiyorsun?”

    “Anlaşamıyoruz biz” diyor Aslıhan.

    “Dövüyor mu seni?”

    “Hayır.”

    “Eee başka kadın mı var, içki mi içiyor, kumar mı oynuyor?”

    Bana dönüyor şaşkınlıkla, boşanmak için dövülmen, aldatılman yani sınıra gelmen mi gerekiyor diye soran gözlerle.

    Duruşmalar sonunda başladı. Tek tek içeri giriyor kadınlar. 10 dakikadan fazla kalan da var 2 dakikada çıkan da.

    Mahkemeye ilk geldiğimizde Aslıhan çok şaşırmıştı. Duruşma salonuna girmesi ve çıkması bir oldu. “Bir şey sormadı ki” dedi hayal kırıklığıyla. Dizilerde, filmlerde öyle değildi oysa.

    “Her hakim Hulusi Kentmen değil tabii” diye şakalaşmıştık. İkinci duruşmada tanıklık yapmıştım ben de. Ne kadar yavaş ilerliyordu her şey. 

    Avukat tutmamıştık ama bir avukat arkadaşımıza sürekli danışıyorduk. Panik halinde davaların başka bir hakime devredildiği için aradığımda, çok gülmüştü: “Ben neden saat 9’daki bir duruşmaya gidip saat 3- 4 gibi geliyorum sanıyorsun?” Boşanma davalarından bahsediyor, bilgiler veriyordu bize. Yeterli sebep bulmadığında hakim boşamayabiliyormuş. O zaman üç yıl bekliyormuşsun. Şaşkına dönüyorduk biz de. Yani, “sevmediğin bu adamdan boşamıyoruz seni.” İlle de bir şey olması gerekiyordu boşanmak için.

    Boynu altında kalasıca kel damattan resmi olarak kurtulmuştu Sivaslı teyze. Ama hâlâ ya kızını bulursa, ya yerini öğrenirse diye korkuyordu. Kızının can güvenliği için endişeliydi. “Sivas’a götürsem olmaz, küçük yer orası. İki çocuklu dul kadın için Sivas zor” diyordu. “Darısı sizin başınıza” diyerek çıktı gitti adliyeden.

    Hayat da mutlu çıkmıştı içerden. Boşanmıştı artık.

    Fikriye, biliyordu. Nafaka alamayabilirdi. Ama bir ceza olmalıydı bu yaşadıkları için. Kolay mı ikinci eşten de boşanmış bir kadın olmak!

    Sıra Aslıhan’a geldi. İçeri girdiler ve beş dakika sonra çıktılar. Murat, “ben dedim ki hakime, babamın mahkemeden haberi var, tebligatı aldı ama gelmeyeceğini söyledi.” Aslıhan ağlayarak Murat’a sarıldı, “bunları sana yaşattığım için çok üzgünüm oğlum.”

    Kararı diğer hakimin vermesi gerekiyordu. Tebligat karşı tarafa direk ulaşmamıştı. Yapılması gereken prosedürler vardı. Adli tatil vs. derken Ekim ayına ertelendi duruşma. Bakalım o zaman neler olacak? Adalet yavaş ilerliyor, boşan(ama)ma davası bitti.

    www.evrensel.net