01 Ağustos 1999 21:00

Çağımızın ihaneti

Tahkime karşı çıkanlar için kullanılan 'Komünist', 'Sosyalist' gibi sıfatların dünya ölçeğindeki ağırlığını şimdilik yitirmiş olması tahkimcilerin işini kolaylaştırıyor.

Paylaş
Çağımızın ihaneti
Fatih Polat
Tahkimle ilgili tartışmalarda, Başbakan Ecevit, ortakları Yılmaz ile Bahçeli'den başlayarak bir takım iktisatçı ve aydının ortak bir savunması var: "Tahkim çağımızın bir gereğidir." Dolayısıyla karşı çıkmak da muhafazakârlık ve gericilik olarak tanımlanmış olunuyor.
Burada önemli olan nokta, 'çağdaşlık' kavramının kimin tarafından ve hangi içerikle kullanıldığı. Bu anlaşılmadan onun sihirinden (!) kurtulmak ve neleri maskelediğini görmek de mümkün değil.
Bu görüşü savunanların hiçbirisi, 'genel grev' gibi çağımızın önemli bir başka gerçeğini hiç de çağdaş bulmuyor. Aydınları cezaevlerine doldurmak, daha çocuk yaştan başlayarak içeriye gireni işkenceden geçirmek, Kürt'ün kültürünü, kimliğini tanımamak, işkencede tecavüz etmek, sosyal güvenliği tasfiye etmek ve emekçileri sefalete mahkûm etmek, gazeteci ve aydın katliamında dünya çapında rekor sahibi olmak, koruculuğu kabul etmeyen Kürt köylüsüne dışkı yedirmek de hükümet edenler ve onları destekleyenler açısından 'çağdaş'lığa halel getirmiyor. Ama yok ülkenin emekçileri, aydınları, sendikacıları, bilim adamları 'Tahkim kapitülasyondur' deyince çağdışı oluyorlar.
Hatta daha da ileri gidiliyor, onlarca yıl emperyalizme karşı direnme onurunu göstermiş bir ülke -'gerilik' tartışmalarında herkes için tanıdık bir örnek olan Uganda kıyaslamasını çağrıştıracak bir şekilde- devlet bakanları tarafından örnek gösteriliyor: 'Kimse Türkiye'yi Enver Hoca'nın Arnavutluk'una benzetmeye kalkmasın' deniyor.
Bunu yapanların bağımlılığı ve sömürgeleşmeyi gelişme gibi sunmak için ortak bir kavramı, 'çağdaşlığın gereği' kavramını seçmesi elbette rastlantısal değil. Bu Türkiye gibi ülkelerde onlarca yıldır artık bir gelenek haline getirilmiş temayüllerin devreye sokulması ve harekete geçirilmesi ile gerçekleşiyor. Emperyalizmin çıkarına olan herşey bu topraklarda iktidarlar tarafından sürekli 'çağdaşlaşmanın gereği' olarak sunulmuş. Bu bakımdan çağımızın bir gerçekliğinden söz edeceksek şu hatırlatılmalı. Artık emperyalizm, eski İngiliz sömürge valileri gibi gelip başımızda oturmuyor. Sermaye ihracı, kültür emperyalizmi ve bunları sömürü ilişkisini maskeleyerek emperyalizm yararına kullanacak yerli siyasi elitler... Bugün yabancı sermayenin önündeki önemli bir ulusal engelin kaldırılmasını sağlayacak olan tahkimin, bir yabancı değil de bir yerli eliyle kabul ettirilmesi ve sunulması sadece ülkeyi 'yerlilerin' yönetmesinden değil, biraz da bu gerçekten kaynaklanıyor. Emperyalizme karşı bir Kurtuluş Savaşı deneyimi yaşanan ülkelerde, yerli elitlerin ajanlaştırılması kapıdan kovulan emperyalizmin bacadan yeniden içeri alınmasının da en garantili yollarından biri. ABD sermayesinin Türkiye'deki çıkarları açısından büyük önem taşıyan tahkimi, ABD Başkanı Clinton Türkiye'ye gelip Türkiye insanına anlatsa ve bunun 'çağımızın bir gereği' olduğunu söylese 'dürüst' imajlı Ecevit, 'milliyetçi' Bahçeli kadar etkili olabilir miydi? İşte çağımızın gerçeği olan aslında bu!
Tahkim tartışmalarında karşı çıkanları suçlamak için kullanılan 'Komünistlik', 'Sosyalistlik' gibi değerlerin dünya ölçeğindeki ağırlığını şimdilik yitirmiş olması da tahkimcilerin işini kolaylaştırıyor. Hakim bilgi, geçerliliğini doğruluktan çok, güç ilişkilerinden alıyor. Nasıl ki, askeri cumhuriyet, demokrasi diye sunuluyorsa, emperyalizme bağımlılığı artıracak olan tahkim de çağdaşlık sayılıyor. Ve hükümet edenlerin, ABD yerine TC hüviyeti taşıyor olmaları onları işlevsel açıdan ABD'nin 'Türkiye uzmanlarından' (!) farklı kılmasa da, kendilerini sanki bizden biri gibi gösterebiliyorlar.
Bu noktada çağımızın bir başka önemli gerçeği de bir kez daha önümüze çıkıyor. Emperyalizmin, yabancı sermayenin ajanlığının 'çağdaşlık' diye yutturulduğu bu topraklarda, söylemlerin içeriği emekçi yığınlar açısından doğru doldurulana ve bu ona uygun bir iktidar yapısıyla da teyid edilene kadar, sömürü, işbirlikçilik, inkârcılık ve barbarlık gibi çağın tüm rezaletleri 'çağdaşlık' olarak önümüze konulmaya devam edilecek.
ÖNCEKİ HABER

Tahkim mücadeleyle önlenir

SONRAKİ HABER

İngiltere'de bir tırda 1'i çocuk 39 kişinin cesedi bulundu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa