27 Temmuz 1999 21:00

Ne kadar reklam o kadar kitap...

Ülkemizde kitap okuma oranı oldukça düşük. Kitabevleri çalışanları bu oranın yaz aylarında daha da düştüğünü

Paylaş
Ne kadar reklam o kadar kitap...
Özlem Ergun
Bilgi, duygu, düşünce ve deneyimlerin en önemli aktarım aracıdır kitaplar... Gören gözümüz, duyan kulağımız, algılayan yetimiz olan kitaplar... Bazen hiç bilmediğimiz hayatlara, zorlu yolculuklara çıkarız onunla, bazen de bir bakmışız ki, yabancı bellediğimiz roman kahramanlarıyla tanış oluvermişiz bir anda.
1600'lü yıllarda matbaanın bulunması insanlık tarihinin en önemli buluşlarından biriydi kuşkusuz. Sonrasında kitabın ve kitapla kitlelere ulaşan bilginin ne kadar etkili olduğunu, yasaklanan kitaplar ve alınan onlarca yıllık hapis cezalarıyla birlikte öğrenmiş oldu insanlık. Belki de bilginin gücünü, etkisini ,değiştirebildiklerini, dışında ki bir erkin, bir kişinin baskısı, yasaklayıcı tavrı ile öğrendi. Deneyimlerini bir başka kuşağa, bir başka çağa aktarırken insan, daha ileri gidebilmek için hep bir önceki kuşağın bıraktıklarından yararlandı. Kurulacak olan dünyayı, eskilerinin üzerine konan yeni tuğlalarla ördü. İnsan okudu, okudukça öğrendi, farkına vardı, görünenin ardındakini kavradı, sonra sordu, sorguladı, kendisini ve doğayı keşfetti... Baskıcı , sansürcü iktidarlar ve onların araçları tarafından, insanlık tarihinin pek çok döneminde tehlike olarak kabul edilen okuma edimi, yüzyıllar öncesinde nasıl var olduysa, bugün de var elbette. 'İnsanlar kitap okumuyor' yargısına biz ya da çevremiz, öyle ya da böyle bir şekilde varmışızdır. İşte büyük oranda dışarıdan böyle görünen bu olguyu, tüm günlerini kitapla ve okurla haşır neşir olarak geçiren kitapçılara sorduk. Onlar nasıl değerlendiriyor, nasıl bir okur profilli çiziyorlardı? Aradan geçen yüzyılların ardından kitap seçiminde ki ölçüt ne olmuştu, günümüzün koşulları bu alanı nasıl etkiliyordu? Kitap okunmuyor
Mephisto kitabevi çalışanı Cem Korkmaz da, insanlar kitap okumuyor yargısına sahip olanlardan. Korkmaz, okuma kültürü yok derken şöyle devam ediyor. "Türkiye'de kitap okunmuyor. Bir kere öyle bir kültür yok. Verilmesi için bir çaba da yok. Kitabın tehlike olarak görüldüğü bir ülke burası. Ve bu korku da çok fazla işlenmiş insanların üzerine. Okunan kitapların çoğu da boşuna okunuyor."
Özellikle yaz ayların da kitap satışlarında, gözle görünür bir düşüş yaşadıklarını söyleyen Korkmaz, okuru kitap seçiminde reklamların yönlendirdiğine dikkat çekiyor. "İnsanları belirleyen reklamlar. Büyük bir çogunluk, ya bir yer de görmüş, ya da duymuş oluyor. Seçimleri çoğu zaman, reklamın ne kadar etkili yapıldığı belirliyor."
Kitaba en yoğun ilginin, öğrencilerden geldiğini belirten Korkmaz, en çok satılanların bestseller diye nitelenen popüler kitaplar olduğunu, felsefe, tarih ve bilim kitaplarına ise rağbet edilmediğini de söylüyor.
Kıstas reklam
Hamet kitabevi çalışanı Ertan Tokgöz'de, diğer kitapçılar gibi yazın satışlar düştü diyenlerden. Tokgöz, yaz aylarında ki alıcılarının daha çok taşra diye nitelediğimiz küçük yerlerden gelen insanların olduğunu söylerken, tercih edilenlerin daha çok edebi yapıtlar olduğunu belirtiyor. "Edebiyat kitapları, felsefe, psikoloji, bilim kitaplarına göre daha fazla satılıyor. Bir de tabii ki popüler kitaplar var. Ramses gibi. Düzenli bir şekli de en çok satan ise, Murathan Mungan'ın 'Üç Aynalı Kırk Oda' adlı romanı."
Kişilerin kitap seçerken bilinçli olmadıklarını söyleyen Tokgöz, "Tanıdığı biri tarafından yönlendirilen, reklamlardan duyup, görüp gelenler var. Kitabın ne olduğunu, adını da bilmiyor. Özgürce, bilinçli olarak, gelip kitap seçenler de az olmakla birlikte var. Onlar zaten gelip bize sormuyor. Ne istediğini, biliyor. Kendisi seçip gidiyor" diyor.
Tokgöz, kitap tercih etme noktasında, reklamların ne kadar önemli bir kıstas olduğunu da "Buraya gelenlerin % 60'ı gazete ilanlarından gördüklerini ve arkadaşlarından duyduklarını almaya geliyor. Düzenli bir şekilde, herhangi bir tarzda araştırma yapan ya da bir konuya eğilen insanlar çok az" diyerek özetliyor.
Kim belirliyor
Sunulan kitap yelpazesi ve fiyat konusunda diğer kitapçılardan farkılı bir anlayışa sahip olan Kelepir kitabevinin okur profli daha farklı. Kelepir çalışanı Ece Zeytinoğlu, ilkokul çağında ki çoçuktan, yetmiş yaşına kadar okurlarının olduğunu söylerken, mevcut kitapların içeriğinden kaynaklı olarak popülist anlayışa sahip okurlarının olmadığını belirtiyor. "Biz de çok satanlar denen kitaplar yoktur. Aradığınız her konu üzerine yazılı materyal bulabilirsiniz. Ancak kapıdan geçerken televizyondan, radyodan duyduğu kitapları soranlarda yok değil."
Zeytinoğlu, reklam mantığını da "Bazı kitaplar üzerine yoğunlaşılıyor. Reklama karşı değilim, olumlu bir şey ama. Hangi kitaba, ne kadar reklam yapılacağını kim belirliyor ki. Parası olan tabii ki. Bu alanda bir dengesizlik olduğu muhakkak" diyerek değerlendiriyor.
ÖNCEKİ HABER

Basın Konseyi basın özgürlüğü istemiyor

SONRAKİ HABER

Alman Vali Walter Lübcke'yi Neonaziler mi öldürdü?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa