19 Temmuz 1999 21:00

Tarihin işlenişine farklı bir bakış

"Mumya" filmi gözetilerek, ajanslarca hazırlanan haber, tarihi olayları işleyen ürünlerin sorgulanması gereğini

Paylaş
Tarihin işlenişine farklı bir bakış
Ajanslardan geçen ve birçok gazetede kullanılan bir haber, günümüzde yaygın olarak karşımıza çıkan bir olgunun göz ardı edildiğini ortaya koyuyordu. Söz konusu haberde, "esrarengiz ve büyüleyici Mısır kültürünün tüm dünyada adeta yeniden keşfedildiği" belirtiliyordu. Chiristian Jacp'ın "Ramses" serisinden sonra, birçok romana, filme, dizilere ilham kaynağı olmayı sürdüren Mısır medeniyetinin çekiciliğinden söz ediliyordu.
Tüm bunlar bir yana, bir gazetenin de yoğun reklam kampanyası ve indirimli bilet kuponu dağıtmasıyla, birçok seyircinin sinema salonlarına taşınmasına yol açan "Mumya" adlı macera filminden sonra böyle bir haberin sunulması, işin başka bir yanının da olduğunun ipuçlarını veriyordu.
Eğer sadece tarihi konuların işlendiği romanların çok satıldığı ya da esrarengiz bölgelerin, doğu mistisizminin yoğun olduğu yörelerin çekiciliğini yansıtan filmlerin çok izlendiği gibi bir bakış açısıyla yaklaşılırsa bu olguya, tam da, bize sunulanı almış oluruz. Oysa yapılması gereken, içinde bulunduğumuz koşullarda, insanların tarihe, esrarengiz olaylara bu kadar merak salmasının arka planında nelerin olduğunu anlamaya çalışmaktır.
İnsanlar, yaşadıkları koşullardan habersiz iken -koşullara karşı duyarsız kılınırken-, kendilerini birinci derecede etkileyen sorunlara karşı yabancılaşırken, nasıl oluyor da, yaşadıkları ülkenin çok uzağında ve çok öncesinde -yüzyıllar öncesinde- yaşanmış olan entrikaları işleyen kitapları okuyabiliyorlar. Bilgi çağı adı verilen ve insanları kendilerinden uzaklaştıran her türlü bilginin medya aracılığıyla sunulduğu bir dönemde, insanların kitaplara mesafeli durması, kitabı öcü gibi görmesi, ama buna rağmen "geçmiş zamanın karanlığı"ndaki olayları "aydınlatan" kurguları içeren kitaplara yönelmesi bir çelişkidir.
İnsanların tarihi olayları, "doğru yazılmış" tarih kitaplarından, insan düşüncesinin tarihi süreç içerisindeki gelişimini, felsefe kitaplarından öğrenmesi çok doğaldır. Ancak bu doğrultuda bir yönelimin olmadığı görülüyor. Tarih ve felsefe kitaplarının en az okunan kitaplar olmasına karşın, tarihi olayları aşk, savaş ve entrikalar eşliğinde sunan romanlara olan talebi doğru bir şekilde algılamak gerekiyor.
Nostaljinin "geçmiş zamanın kutsanması" işleviyle kullanıldığı günümüzde, geleceğe dair hiçbir güvenceye sahip olamayan insanların, yarını bugünden kurmak yerine, "bugünü geçmişte arama", geçmişe takılıp kalmasını sağlamasıyla ilgili olsa gerek, tarihi romanlara bu ilgi.
Bu yönelimin diğer bir sebebi de, Yeni Dünya Düzeni'nin sunduğu, globalleşme, küreselleşmenin bir sonucu olarak ortaya çıkan "aynılaşma"dır ve bu aynılaşmayı farklı sanat dallarında görmek mümkün. Bu aynılaşmayı müzikte gözlemlemeye çalışalım. Ülkelerin kültürel ürünlerinde meydana gelen değişme, "dünyaya açılma" kaygısıyla, dünya müziklerinde de bir "batı" saundunu getirdi. Ancak bir süre insanların üzerinde bunun yarattığı "tekdüzeliği" ortadan kaldırmak için, "world music" kavramı sunuldu, böylelikle ülkelerin otantik müziklerine yönelim başladı tüm dünyada. Bu da, tam anlamıyla ülkelerin otantik ürünlerinin yağmalanmasına yol açtı.
Kısacası, ister kitaplarda olsun, ister filmlerde olsun, isterse müziklerde olsun; insanları kendinden, koşullarından yaşadığı sorunlardan koparan her türlü yönelim; insanların kendi güçlerini fark etmemeleri için, sistemin yarattığı kültürel tahribatın bir sonucudur.
ÖNCEKİ HABER

Çocuklardan işkenceci polislere dava

SONRAKİ HABER

Diyarbakır’da HDP’lilerden kayyumlara karşı oturma eylemi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa