09 Temmuz 1999 21:00

Enstitülerden korktular

1942 yılında Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç'un girişimleriyle kurulan ve 'iş içinde iş yaparak öğrenme' esasına dayanılarak eğitim veren Köy Enstitüleri, Demokrat Parti döneminde kapatıldı.

Paylaş
Enstitülerden korktular src=/resim/b1.gif width=18 height=18>İlknur Apaydın src=/resim/b1.gif width=18 height=18>1940 yılında Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç'un girişimleriyle çıkarılan Köy Enstitüleri Kanunu'nu takiben, 1942 yılında açılan ve 'iş içinde iş yaparak öğrenme' esasına dayanılarak eğitim veren Köy Enstitüleri, Senarist-Yönetmen Ahmet Soner'in halen çekim aşamasında bulunan belgeselinin teması. Soner'in Beyoğlu, Yeniçarşı Caddesi'ndeki bürosunda, çekeceği belgesel ve 'Köy Enstitüleri' hakkında sohbet ettik.
'Enstitüler, önemli bir devrimdi'
Türkiye'de eğitimin çok önemli bir sorun olduğunu belirterek sohbete başlıyor Soner. Enstitülerin asıl amacının 'köy öğretmeni yetiştirmek' olduğunu anlatıyor sonra. Enstitülerin açılışından kapanışına kadarki süreci bir 'Belgesel Yapımcısı' gözüyle tanıtıyor; "Tonguç Köy Enstitüsü Yasası'nı hazırladı. Meclis'ten geçti derken 1940 yılını buldu. Yasanın kabulünden sonra 10 tane enstitü birden kuruldu. Anadolu'nun çeşitli yerlerinde giderek bu sayı 21'e ulaştı."
Soner, enstitülerin gelişimini, dönemin siyasilerinin etkilerini de bir bir sayıyor ve kapatıldıktan sonra, enstitülerden doğan boşluğu doldurmak için denenen yöntemler olduğunu ekliyor. 60 yıl sonra bile Köy Enstitüleri'nden mezun olan öğretmenlerin ve onların yetiştirdiği insanların aracılığıyla enstitülerin etkisinin sürdüğüne dikkat çekiyor Soner ve ekliyor: "Köy Enstitülerinden mezun olan insanlardan korktular. Çünkü kooperatifçiliği destekliyorlardı. İnsanlara aracıdan, tefeciden kurtulmaları, kendi ürünlerinin bedellerini almaları öğretiliyordu. Bunu sosyalizme gidiş olarak gördüler yöneticiler, önünü kestiler.
Belgeselin kaynakları
Belgesel çekmeye karar verdiği zaman enstitüden mezun olan insanların öğretmenlik yaptığı köylerde edindikleri izlenimleri, yaşadıklarını, yazdıkları kitaplardan etkilendiğini belirtiyor Soner. "Dursun Akçam ve Vedat Günyol, Hasanoğlan'da ders veriyorlardı. Ruhi Su onların öğretmeniydi. Ankara'daki birçok profesör bu okula gelip ders vermiyorlardı. Bu sefer Enstitü öğrencileri Ankaraya gelerek onlardan ders almaya başladılar. Bunlarla ilgili yazılanlar var. Bunların dışındada Tonguç'un kendi yazdıkları, Hasan Ali Yücel'in konuşmaları, anlattıkları veya yakınlarının söyledikleri var. Bütün bunları topluyorum. Bu belgeseli hazırlayacağımı öğrenen insanlar çok sevindiler. Her türlü konuda yardımcı olabileceklerini söylediler. Yüzlerce insan aradı. Hepsi Enstitülü. 'Nasıl yardımcı olabilirim?' diyenler var. Hesap numarası isteyenler var" diye devam ediyor anlatmaya.
'Yayınlamak istemeyecekler'
Soner'in, "Keşke yetişebilseydik. Şehir çocuğu olduğumuz için belki de bizi almazlardı" dediği Köy Enstitüleri'ni anlatan belgeseli 24 bölümden oluşuyor. İlk bölümde askerlerden yetiştirilen öğretmenler anlatılıyor. İkinci bölüm, 'İsmail Hakkı Tonguç'un Düşü' adını taşıyor. Bu bölümü ve sonraki bölümleri Soner şöyle nitelendiriyor: "Bu bölümde Tonguç'un ne yapmak istediğini, kafasındaki Türkiye'yi anlatmak isteyeceğim. Kuruluş tarihine göre enstitüler anlatılacak. Arkasından ardı ardına açılan 10 enstitü tek tek anlatılacak. En son bölümü ise enstitülerin kapatılması ile ilgili olacak. Uğradıkları haksızlıklar yapılan tetkikatların anlatıldığı ve hakları elinden alındığı bir bölüm olacak." Soner sohbet arasında çektiği belgeselin hiçbir televizyon kanalında yayınlanacağını sanmadığını söylüyor. Bunun nedenini ise şöyle açıklıyor: "Enstitülerin yeniden gündeme gelmesini istemiyorlar. Birçok insan enstitüleri bilmiyor. Eğer bunun hakkında iyi bir bilgilendirme olursa tekrar açılması konusunda baskıların olabileceğini düşünerek yayınlamazlar. Bu yapılan belgeseli yayınlamaya cesaret eden bir kanal olursa da yayınlaması için vereceğim."
Umarız belgeselin çekimleri bittiğinde Soner'in kaygıları yersiz çıkar ve hakkında çok söz söylenmiş Köy Enstitüleri, televizyon ekranlarından merakımızın ve belleğimizin mekânına dökülür.
ÖNCEKİ HABER

'Çözüme yönelik adımlar atılsın'

SONRAKİ HABER

Bursa Barosu: Mülteci mevzuatımız uluslararası sözleşmelere uyumlu hale getirilm

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa