06 Temmuz 1999 01:00

Avrupa'nın 'küreselleşme manifestosu'

'Dünya pazarları, ABD ve AB olmak üzere sadece iki güç arasında paylaşılacak.' Almanya'da düzenlenen '21. Yüzyılda Kapitalizm' konferansında varılan ortak nokta bu.

Paylaş
Avrupa'nın 'küreselleşme manifestosu'
Almanya'nın başkenti Berlin'de, Deutsche Bank'ın düzenlediği "21. Yüzyılda Kapitalizm" adlı konferans sona erdi. Konferansa katılan konuşmacılar sistem sorununun çözüldüğünü ve kapitalizmin sosyalizme karşı 'zafer' kazandığını ilan ettiler.
Konferansa konuşmacı ve dinleyici olarak katılan sermaye kuruluşlarının önde gelen isimleri için 'Küresel Kapitalizm' sistemlerin en iyisi. Schremmp bu sistemin dünya halklarına getirdiği refahı ise şu verilerle ispatlamaya çalıştı: OECD ülkelerinde 1970'den bu yana istihdam yüzde 37 dolayında arttı. 1960'dan bu yana ise kişi başına net gelir yüzde 2.3 oranında yükseldi. Sadece AB pazarı, 900 bin yeni işyeri yarattı. Multilerin kriz ülkelerine yaptığı yatırımlar, o ülkelerde istikrarın sağlanmasına önemli katkılar sunuyor.
Avrupa'nın göbeğinde yapılan böylesi bir konferansta, konuşmaların içeriği de 'kötü kapitalist' ABD üzerinde yoğunlaşıyordu. Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Amartya Sen, ABD'nin sosyal sistemini eleştirirken, 43 milyon insanın hâlâ sağlık sigortasının olmadığını, Afrika kökenli Amerikalıların, Çin ve Hindistan'da yaşayan insanlara oranla ortalama daha az yaşadığını ileri sürüyordu.
Greenpeace International'ın Genel Müdürü Thilo Bode konuşmasında, kapitalizmin tahrip edici yönlerine değinirken, ormanların yok edildiğini, hava ve tabiatın kirletildiğini, bunların ise hep kalkınmakta olan ülkelerde ortaya çıktığını dile getirdi. BM Çevre Programı Başkanı Klaus Töpfer de, batının tüketim anlayışının çevreye zarar verdiğine, 25 milyon insanının tabiata verilen zarardan dolayı göç etmek zorunda kaldığına işaret ediyordu.
Dinleyiciler arasında kapitalist sisteme arkadan saldırma olarak adlandırılan bu konuşmalar sert bir dille eleştirilirken, kapitalizmin genel olarak eleştirilmesinin yanlış olduğu öne sürülüyordu. Konuşmacılar sistemin aksayan yönlerinin telafi edilmesini gerekli görürken, bunu üstlenen "sol" un kendilerine yardımcı olması gerektiğini dile getiriyorlardı. Beklenen destek gecikmiyordu.
Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, 70 li yıllarda "devrimin planlanması ile meşgul olduğunu", kendisinin de "kapitalizmin çökeceğine inandığını", ama aradan geçen yıllarda "kapitalizmin ayakta kalan ve ihtiyaçlara cevap veren tek sistem olduğunu" savundu. Blair'in selamını içeren sözleri ise, konuşmacılar ve dinleyiciler arasında gülüşmelere yol açıyordu.
Küreselleşmeden sadece bir ülkeye yatırım yapılarak, en iyi kârın elde edilmesinin anlaşılmaması gerektiği savunulurken, yatırımcıların o ülkelere aynı zamanda kendi değer yargılarını da taşımaları salık verildi. Ancak bu şekilde uzun vadede dünya halklarının sömürülmesinin gerçekleşeceği kaydedilirken, emperyalist kültürlerin ülke halklarına nasıl benimsetileceğine ve uyuşturulacağına futbol örnek verildi.
Emperyalistlerin iştahını kabartan veriler yine Schremmp'ten geliyordu: "Kıtalar üstü pazarda 600 milyon tüketici, 16 bin milyar dolarlık bir alım gücü ile hazır bekliyor. Yeni pazarların ele geçirilmesi, sadece sermayenin kârı için önemli değil. Emperyalistlerin kendi halklarına sunduğu refah düzeyi de ancak diğer ülkelerin halklarının sömürülmesi ile korunabilir."
ÖNCEKİ HABER

Birileri Hemşin'e el atınca

SONRAKİ HABER

Antalya ve Edirne’de kitap fuarı heyecanı: Nerede kitap varsa kültürün başkenti orası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa