04 Temmuz 1999 21:00

İnsan sözünden yakalanır

Ören kampında gençlerde buluşacak olan oyun yazarı Haşmet Zeybek Türk tiyatrosunun içinde bulunduğu durumu anlatıyor...

Paylaş
İnsan sözünden yakalanır src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Özlem Ergun src=/resim/b1.gif width=18 height=18>"Düğün ya da Davul", "Gılgamış Destanı", "Ayrangeven" pek çok tiyatro izleyicisinin bildiği, en azından duyduğu tiyatromuzun klasikleri diye niteleyebileceğimiz yapıtlar. Belleğimizi şöyle bir gözden geçirirsek, bu oyunları da diğerleri gibi oyuncularıyla anımsadığımızın ayırdına varırız. Bir de görünmeyler vardır ki, onlar perdenin önünde olmaktansa, arkasında olmayı tercih edenlerdir. Yüzleri, gülüşleri, yabancıdır pek çoğumuza. Bunlardan biri de sözünü ettiğimiz oyunların yazarı Haşmet Zeybek. 1948 yılında Tarsus'ta doğan Zeybek için, yakın çevresi 'mukallit' dermiş o zamanlar. Yani meddah, oyuncu ... Zeybek'i yıllar sonra tiyatrocu değil de oyun yazarı olarak tanıdığımız da, Tarsus eşrafının doğru tespitte bulunduğunu söylememiz zor değil. İlk ve orta okul çağların da müsamerelerde hayli sık boy gösteren Zeybek, liseye geldiğinde halkevi yöneticiliğine soyunmuş. Ve ilk oyun yazma denemeleri de o yıllara rastlar. "Bu işin masa başında değil, sokakta yapılacağını ilk o zamanlar öğrendim" dediği günler çok eskilerde kalsa da, bu söz taviz vermediği önemli bir ilke Zeybek için. Yıl 1968 olduğunda, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Amatör Tiyatrolar Topluluğu Festivali'nde aldığı birincilikle ilk ödülüyle buluşur. Sonrasında, Muhsin Ertuğrul ve Fakir Baykurt'la tanışıklık... Profesyonel anlamda tiyatronun yaşamına girişi... Ardından gelen muhtıralar, darbeler... Zorunlu olarak perdeyle araya giren ayrılıklar... Ve '89 yılında Şehir Tiyatroları'na dönüş. 52 yaşındaki Zeybek'in sahneye uyarlanmış, kitaplarda toplanmış sayısını hatırlayamayacağı kadar çok, -biz diyelim 50, siz deyin 150- oyunu var. Haşmet Zeybek halen gören bir göz, algılayan bir zekâ, üreten bir yazın insanı. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Emperyalizmin götürdükleri src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Oyun yazarının toplumsal dinamo iken, bugün bu tavrından koptuğunu söyleyen Zeybek "Hayvan yelesinden, yularından, insansa sözünden yakalanır. Şimdi bu bağlamda, sözü olanlara baktığımız zaman, bunların durumunun ne kadar vahim olduğunu görüyoruz" derken toplumda ileri gelenler diye nitelediklerimizin konumuna dikkat çekiyor. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Tüm bunları, emperyalizmin götürdükleri olarak tanımlayan Zeybek, her şeye rağmen umudunu diri tutanlardan. "Bunlar emperyalizmin götürdükleridir. İnsanları sağırlaştırmak, dize getirmek sonra da sömürmek. Tabii her şey bu kadar umutsuz mu? Elbette değil. Bu bir kaos, ama bu kaos olmadan da çocuk doğmaz. Bir tufan olur, arkasından bir uygarlık kurulur. Şimdi bunun arkasından bir uygarlık gelecek." src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Kökü yalan yerdedir src=/resim/b1.gif width=18 height=18>'Tiyatroyu canlı, insanı kavrayan bir sanat' diye özetleyen yazarımız, sanatın kurallarının sezgiler ve yaşam tarafından belirlendiğini ve unutulmak üzere konulduğunu söylerken, şöyle devam ediyor: "Bir şey yapılır ve kuralları sonradan konur. Bu gün yedi sanat dalı vardır. Ve bunlar sürekli birbirleriyle etkileşim halindedir. Bir oyun düşünün eğer müzik ağır basıyorsa müzikal, dans ve beden dili ağır basıyorsa bale ya da dans diye adlandırılacaktır." src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Devlet ve Şehir Tiyatroları'nda oyun seçiminin resmi ideolojiye ve 657 Devlet Memurları Yasası'na göre yapıldığını söyleyen Zeybek; söz konusu olan uluslararası platformlar olduğunda, yabancı oyunlara düşkünlüğümüzün kaynağını da aşağılık kompleksi olarak açıklıyor: "Uluslararası festivallere daha çok yabancı oyunlarla gidiyoruz. Türk insanının kompleksi var, kendine güvenmiyor, yabancı olanı yüceltme hakim anlayış. Eğer ki bir ağacın kökü, toprağında değilse bu yabancı elçilikten uzanan dallara benzer. Dalda meyva var ise koparır yersin. Buradan baktığımızda Türk tiyatrosu kendi halkına dönmüştür diyemeyiz. Kökü yalan bir yerdedir çünkü. " src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Ve geçtiğimiz günler de Devet Tiyatrosu'nun yaptığı bir ankete göre en çok izlenen türün komedi olduğuna ilişkin olarak Zeybek'in sözü ise günümüzü anlatır nitelikte." Gülmek eğlenmek güdüsel şeyler. Gülmek herkesin ihtiyacı, bunda bir şey yok. Ama insanlar artık, göremez, düşünemez algılayamaz hale getirildi. Zaten hayat sıkıcı, bari eğlenelim deniyor. Eğlence bu biçime getiriliyor." src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Son projeler src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Tiyatroyu, oyun yazarlığını yaşam biçim haline getiren Zeybek'in bundan sonraki projesi de, bugüne dek tarih kitaplarında sıkışmış kalmış olan Bizans uygarlığını sahneye taşımak. "Şimdi Cumhuriyetin 75. yılı, 100. yılı. Peki nereye gidiyor bu Bizans'ın 1143 yıllık uygarlığı, bugün üzerinde bulunduğumuz toprak. Bizdeki seyirlik oyunlarının karşılığı olan, Bizans mimuslarını anlatacağım." derken kültürlerin absorbe edilemeyeceğine dikkat çekiyor.Yakın zamanda izleyiciyle buluşturmayı hedeflediği bir başka çalışması da Cumartesi Anneleri'nin öyküsü. Ören Gençlik Kampı'nda, gençlerle bir araya gelecek olan Zeybek, izleyicinin de katılımcı olabileceği ve bu oyunun hazırlıklarını sürdürüyor bugünlerde.
ÖNCEKİ HABER

ÖSYM'den üniversite adaylarına uyarı

SONRAKİ HABER

Meteoroloji'den Ankara ve 5 il için sağanak uyarısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa