30 Haziran 1999 21:00

Ecevit, Fethullah'tan umutlu

Başbakan Bülent Ecevit, Fethullah Gülen'in kasetleri üzerinden çıkan takiyye tartışmaları konusunda ilginç bir değerlendirme yaptı.

Paylaş
Ecevit, Fethullah'tan umutlu
Başbakan Bülent Ecevit, kimi dinsel akımların takiyye yapmalarının Türkiye'de büyük halk çoğunluğunun laikliğe sahip çıktığını gösterdiğini belirterek, "Takiyye giderek içtenliğe dönüşebilir. Yeter ki laikliği gerçekten benimseyen veya takiyye yaparak da olsa benimsemiş gibi görünen dinsel topluluklar, laik demokratik rejimi yıkmak için açıktan uğraş veren topluluklarla bir safa, bir cepheye ve dayanışmaya itelenmesinler" dedi. Başbakan Ecevit, DSP TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada milletvekillerine Fethullah Gülen olayıyla gündeme gelen tarikatlar konusunda açıklamalarda bulundu.
Ecevit genelde "tarikatçılık" diye tanımlanan dinsel akımların son zamanlarda bütün dünyada etkinliklerini artırdıklarını söyledi. ABD'deki Moon ve Scientology adlı akımları, gezici Evangelist vaizleri örnek göstererek "Bunlardan bazılarının etkinlikleri, özellikle kimi gelişmiş ülkelerde, cinnet cinayet ölçüsüne varıyor" dedi. Ecevit söz konusu akımların büyük maddi güce ulaştıklarını bildirdi.
Konunun sadece devlet ve siyaset adamlarınca değil, sosyolog, psikolog ve sosyal psikologlarca da incelenmesi gerektiğini söyleyen Ecevit şunları söyledi: "Belli ki hızlı değişim ve hızlı modernleşme, giderek artan ölçüde, manevi boşluk duygusuna, ruhsal bunalımlara, toplumsal sorunlara ve tepkilere yol açıyor. Böylesi bir dünyada ve çağda, Türkiye'de de tarikatçılığın veya değişik terimlerle tanımlanan dinsel akımların yaygınlaşmasını yadırgamamak gerekir." Türkiye'de toplu cinayetleri veya intiharları teşvik eden akımlar olmadığını, ama laik demokratik cumhuriyeti yıkmayı amaçlayan veya bölücü akımlara destek olan dinsel akımlar bulunduğunu söyleyen Ecevit, bunlardan bazılarının ekonomik açıdan güçlü olduklarını kaydetti. Ecevit şöyle devam etti: "Modernleşme perdesi altında ahlak dışı yaşam biçimlerine özenenler böyle akımları, bilmeden, büsbütün körüklüyorlar. Örneğin kimi toplum kesimlerinde aşırı ölçülere varan açılıp saçılma, başka kimi toplum kesimlerinde aşırı örtünme eğilimlerine yol açıyor. Başörtüsünü laiklik karşıtı bir siyasal simgeye dönüştürmek isteyenler de ellerine geçen bu fırsatı tepe tepe kullanıyorlar.' src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İETT krizi kâbusa dönüşüyor
Bülent Falakaoğlu
İETT'de, 18 Nisan'dan itibaren maaşların düzenli alınamaması ile açığa çıkan kriz gittikçe derinleşiyor. 29 Nisan 1999 tarihinden itibaren hem Hizmet-İş'in hem de öncesinde örgütlü olan Belediye-İş Sendikası'nın yetkisinin düşmesi ve yetki davasının henüz sürmesinden yararlanarak çalışanların haklarını ihlal eden İETT Genel Müdürlüğü gruplar halinde çalışanların işine son veriyor. İETT'nin tarihinde ilk defa çalışanların ücretlerini aksatarak büyük huzursuzluğa yol açan İETT Genel Müdürlüğü, şimdi de, İstanbul'da zaten büyük bir sorun olan toplu taşımacılığı "kangren" haline getirmeye hazırlanıyor.
Belediye-İş Sendikası İETT Taşıt Şube Başkanı Tamer Keçeci, seçimlerin ardından sadace ödeme krizinin yaşanmadığını, ödeme kriziyle birlikte 385 kişinin de işten çıkarıldığını belirtti. Keçeci, 7 yıllık İETT çalışanı ve İETT Çalışanları Derneği Genel Başkanı Zeynel Kılıç ile İETT'nin Levent Derneği Başkanı ve 15 yıllık çalışanı Mahmut Türkköylü'nün de işten atıldığını kaydetti. Keçeci, işten atmaların ocak ayına kadar toplu bir şekilde süreceğini belirtirken, isminin açıklanmasını istemeyen bir İETT çalışanı, İETT Genel Müdürü Raif Yetim'in, "Aracım yok" bahanesiyle otobüs sayısını azaltmayı düşündüğünü söyledi.
Müdürlük yalanlamadı
Henüz resmi bir açıklama olmamasına rağmen İETT Genel Müdürü Raif Yetim ve Genel Müdür Yardımcısı Süleyman Karaman, kendilerine iletmiş olduğumuz, 'seferdeki otobüs sayısının 'tasarruf' gerekçesi öne sürülerek 3100'den 2000'e indirilmeye hazırlanıldığı' şeklindeki duyumumuzu yalanlamadı. İETT çalışanları ise sene başında Genel Müdür Raif Yetim'in, 1000 adet yeni ve son model otobüs almakla övündüğünü hatırlatarak, "O zaman İstanbul'un acil ihtiyacını karşılamakla övünenler, şimdi İETT'deki sözde nakit sıkıntısını alınan otobüslere mal ediyor" dedi. Alınan yeni otobüslerin bir kısmının zaten garajlarda bekletildiğini ifade eden çalışanlar, "Alınan otobüslerden daha fazlası garajlarda paslatılacaktıysa bu otobüsler neden alındı?" diye soruyor.
İşine geldiği gibi
Genel Müdür Raif Yetim İETT'de yaşanan "sıkıntılar"ın sebebi olarak yeni alınan otobüslerin kredi geri ödemelerini, akaryakıta gelen zammı ve işçilere yapılan ücret artışlarını gösteriyor. Oysa aynı genel müdür, basına yansıyan trilyonluk akbil yolsuzluğu iddiaları karşında açıklama yapmış, 1995 yılından itibaren yolcu gelirlerinde her yıl yüzde yüz artışın sağlandığını ve 1998 yılı içerisinde 30 trilyon, 1999'un ilk dört ayında ise 16 trilyon liralık gelir elde edildiğini belirtmişti. İETT çalışanları ise Yetim'in yaşanan "sıkıntılar" ilişkin açıklamalarına şu sözlerle tepki gösteriyor; "1997 yılının Ocak ayında 30 bin lira olan bilet ücretleri, iki buçuk yılda yaklaşık yüzde 600 arttı. Bizim ücretlerimizin artışı ise bu oranın yanında çok komik kalıyor, sayın Yetim".
İETT eski Murakıbı Süha Akıncı da İETT'de yaşanan savurganlıkları hatırlatıyor: "1998 yılı içerisinde genel müdürlük binasının daha lüks ve gösterişli hale getirilmesi için 250 milyar lira harcandı. İETT 'Yerel Alan Ağı İhalesi' teknik şartnameye uygunluk ve fiyat açısından en iyi şartları sağlayan firmaya verilmeyip kurum 25 milyar zarara uğratıldı. Üç metal levha ve bir saatten oluşan yeni durakların adedine 2880 mark (Yaklaşık 600 milyon) lira ödendi".
Akıncı, kurumda yaşanan krizin, verdiği örneklerdeki gibi partizanca ve keyfi uygulamalar sonucu ortaya çıktığını söyledi.
ÖNCEKİ HABER

İnkâr çözüm değildir

SONRAKİ HABER

Netanyahu hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanı Rivlin'e geri verdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa