İsmail Çınar

İsmail Çınar

Değişik ulusların halkları hiçbir zaman birbirlerine düşman olmamışlardır. Bir insan, nasıl olacakta görmediği tanımadığı hiçbir zaman karşılaşamayacağı dünyanın öbür ucundaki insana düşmanlık duyacak? Ama oluyor. Peki nasıl oluyor? O ülkeyi yönetenler o nefret tohumlarını ekiyorlar sonrada nefretin yetiştirdiklerin

Değişik ulusların halkları hiçbir zaman birbirlerine düşman olmamışlardır. Bir insan, nasıl olacakta görmediği tanımadığı hiçbir zaman karşılaşamayacağı dünyanın öbür ucundaki insana düşmanlık duyacak? Ama oluyor. Peki nasıl oluyor? O ülkeyi yönetenler o nefret tohumlarını ekiyorlar sonrada nefretin yetiştirdiklerini halka biçtiriyorlar. Sömürü düzenini sürdürebilmenin yöntemlerinden birisi de bu yöntemdir. Bunun için değişik yöntemler uyguluyorlar, futbol bunlardan birisidir. Son 300 yıldır yönetenler futbolu kullanıyorlar. Futbol, ulus içinde bölgeler arası, sınır ötesinde ise uluslar arası düşmanlıkların körüklenmesinde önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Sözde hoşgörü ve kardeşlik duygularını geliştirmek amacı olduğu ifade edilirse de uygulama tamamen tersini içermektedir. İspanyanın faşist lideri Franco’ya  40 yıl yönetimde nasıl kaldığı sorulduğunda, futbol sayesinde diye yanıtlamıştır. Sömürü düzenine karşı yükselmesi muhtemel bir tepkilerin sahalara boşaltılması yönünden de önemli bir araç olmuştur futbol. Hemen her ülke yöneticilerinin futbol ilgi alanlarına girmiştir. Başlangıçta yalnızca sömürülen yoksul halkın ilgi alanını başka yöne çekmek amaçlanmışsa da son yıllarda önemli bir sektör, önemli bir ekonomik güç olmuştur. Bu büyük ekonomik güç ülkelerde oligarşik çevrelerinde ilgi odağı olmuştur. Bu devasa ekonomide hiç şüphesiz ki bu ülkedeki her emekçinin payı var. Yani bu alanda çar-çur edilen paralardan dolayı benim gibi emekli olan ya da olmayan her emekçinin ekmeğinin küçülmesi demektir.
 Şike deyince akla futbol, futbol deyince de akla şike gelir. Bu yeni bir durum olmadığı gibi bunun yolunu açan yine siyasiler olmuştur. Yılmaz Özdil bir yazısında bunu gayet güzel özetlemiş diyor ki ; “Kenan Evren iktidar, Ankara Gücü süper ligde. Turgut Özal iktidar Malatya spor süper ligde. Mehmet Ağar iktidar Elazığ spor süper ligde. 2000 de Kasımpaşa yok. 2002 de Kasım paşalı iktidar. 2004 te Kasımpaşa 3. Ligde. 2005 te Kasımpaşa 2. Ligde. 2006 da Kasımpaşa 1. Ligde. 2007 de Kasımpaşa süper ligde.” Verilen bu örnek sanıyorum size bir başka şikeyi anlatması bakımından yeterli olmalıdır. Peki şimdi bu fotoğraftan sonra şu soruyu sormak hakkımız olmalı. Bu güne kadar bu kadar aleni oynanan bu oyunların hesabı sorulmazken bu gün neden soruluyor? Kanaatimce bu sorunun yanıtını aramak gerekiyor. Üretime dönük olmayan bu ekonomik güç yıllardır haksızca pay edilmektedir. Devlet’e 30 yılını vermiş ekonomiye önemli  katkılar sağlamış bir mühendis zor geçinip emekli olduğun da emekli parası ile bir ev ve bir araba alanlar şanslı sayılmışlardır. Bir futbolcu kulüp değiştirdiğinde ülkeye hiçbir ekonomik katkısı yokken 10 tane mühendisin 30 yılda kazandığını bir seferde sahip oluyor. İşte asıl şike budur. Şike sorununun üzerine gidilince bu sorunlar çözülecekmidir? Şüphesiz ki hayır. AKP iktidarı diğer konularda olduğu gibi bu konuda da arka planlarını uygulayacaktır. Zaman gazetesinin haberine göre, bu konuya 2005 yılında AKP millet vekili Haluk İpek ‘in başkanlığındaki komisyon kulüpler, yazarlar ve antrenörler dahil birçok kişiye birer mektup göndererek şike konusundaki bildikleri sorulmuş. Büyük bir çoğunluğu şöyle özetlemiş; “şike var ancak şike sigara dumanı gibidir, görürsünüz kokusunu alırsınız ama yakalayamazsınız. Erman Toroğlu ise, musluklarla uğraşmak yerine vanaları kesmek lazımdır,” demiş. Futboldaki büyük paralar büyük oyunların oynanmasını getirmiş bu durum spor olgusunu kirletmektedir. Masa başlarında oynanan oyunlar sahalara yansımaktadır. Sözde şike soruşturulurken, adı şike iddialarına karışan Emre Belözoğlu adı üzerine fazla gidilmiyor. Sedat Peker’den hediye alan Hakan şükür’e hediyenin amacı sorulmuyor aksine millet vekili yapılıyorsa bu soruşturmada niyetin başka olduğu açıktır.
 Demek ki asıl amaç şikeyi çözmek değil, futbol sektörünü ele geçirmektir. Yani buralarıda cemaatçıların kontrolüne almaktır. Eğer şike üzerine gidilecekse başta Kasımpaşa olmak üzere Malatya spor, Elazığ spor ve Ankara gücü’nden başlamaları gerekmezmiydi? Demek ki asıl niyet kulüpler ve futbol ekonomisinin yönetimini yandaşlara teslim etmektir. Biliniz ki tüm kulüpleri elde edinceye kadarda operasyonlar sürecektir.


[email protected]

www.evrensel.net