28 Haziran 1999 21:00

'Büyük bir satışla karşı karşıyayız'

Çalışanların yoksulluk sınırının altında ücretler aldığı, özelleştirme ve uluslararası tahkimle Türkiye'nin satıldığı bir dönemde, mühendis-mimarlar, "Eylem zamanı" dedi.

Paylaş
'Büyük bir satışla karşı karşıyayız'
Özlem Albayrak
Çalışanlarının yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlandığı, özelleştirme ve uluslararası tahkimle Türkiye'nin satıldığı bir dönemde, mühendis-mimarlar, "Artık eylem zamanı gelmiştir" diyerek alanlara çıkmaya karar verdi. Üyelerinin yüzde 80'i ücretli olarak çalışan mühendis-mimarların uygulanan politikalardan nasıl etkilendiğini ve TMMOB'un uygulanan politikalara ilişkin görüşlerini almak üzere TMMOB Başkanı Yavuz Önen'le görüştük.
TMMOB, "Kamu Çalışanı Mühendis ve Mimarların Özlük Hakları ve Ücret Sorunları" başlıklıbir eylem programı açıkladı. Bu eylem programının talepleri ve kapsamını öğrenebilirmiyiz?
-Bütçe hazırlama dönemleri kaynakların paylaşımını düzenlediği için toplumun hemen hemen bütün kesimlerinin ilgisini çekiyor. TMMOB'a üye kamuda çalışan 70 bin mühendis ile özel kesimde çalışan 70 bin mühendisi de bütçenin yatırım ve ücret politikası yakından ilgilendiriyor. Üyelerimizin yüzde 82'si ücretlilerden oluşuyor. Bu nedenle bu bütçe bizi de doğrudan ilgilendiriyor. Bu konuyla ilgili taleplerimizi dile getirmek için miting yapacağız. Ama mitingden önce de etkinliklerimiz oldu. TMMOB'un 940 biriminin yöneticilerinin Başbakan'a, Cumhurbaşkanı'na, Maliye Bakanı'na ve TBMM Plan Bütçe Komisyonu Başkanı'na faks çekme eylemi başlattık. Yine bu isimlerle yüz yüze görüşebilmek için randevu istedik. Cumhurbaşkanı'na, mühendis-mimarların özlük hakları ve yaşam standartları ile ilgili taleplerimizin yanı sıra, uluslararası tahkimin Türkiye'nin geleceği açısından getireceği tehditleri ve sosyal güvenlik yasa tasarısına ilişkin görüşlerimizi ve taleplemizi içeren bir rapor sunduk. Neticede bu ziyaretlerden sonra da 3 Temmuz'da Türkiye'nin dört bir yanından gelen mühendis ve mimarlarla miting düzenleyeceğiz. Biz KESK'in mitinglerine de katılıp destek veriyoruz. Zaten 70 bin kamu çalışanı üyesi olan bir kurumun KESK'in dışında olması mümkün değil. Ama mühendis ve mimarların üretim sürecindeki özgün yerini dikkate alıp, Türkiye'nin bugünkü gündeminde öne çıkarılan bazı konulara da ışık tutacağı için özel bir miting yapmayı gerekli gördük.
Özellikle özelleştirme politikaları ile ilgili hükümet programında yapılacak işlere dair söyleyeceklerimiz var. Uluslararası tahkimi ve özelleştirmeleri hayata geçirmek için Anayasa değişikliği gündeme getiriliyor. 1924 Anayasası'nda kapitülasyonlara karşı imtiyaz sözleşmesi niteliğinde olan iş bağlantıları gündeme geldiğinde kamu denetimi TBMM'ye verilmişti. Ancak 61 Anayasası'nda yapılan değişiklikle denetim Danıştay'a verildi. Şimdi kamu denetimi ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Onun yerine uluslararası tahkim denilen doğrudan firmalarla devleti karşı karşıya getiren yabancı mahkemeler bize dayatılmaya çalışılıyor. Bu çok önemli. Tüm bu söylediklerimiz, kamusal bir üretim alanlarının küresel uyum programları çerçevesinde tekrar yabancı tekellere vermek anlamını taşıyor. Buna karşı duracağız.
Düşük ücretler dünya liberal ekonomi programına uyum gerekçesiyle IMF'nin direktifleri doğrultusunda isteniyor. IMF, bugün Türkiye'nin dış kaynağa en fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemde, "Sosyal güvenliği ve sağlık hizmetlerini özelleştirip, kamusal gider ortamından çıkarın. Özelleştirmeyi hızlandırın. Anayasa'daki değişiklikleri yapıp, yabancı sermayenin önündeki engelleri kaldırın" taleplerini getiriyor. Görüldüğü gibi, bütün karşı çıktığımız önermeler dış kaynaklı. Böyle bir politika izleyerek zaten kamu çalışanlarının ücretlerini yükseltmek olası değil. Kaynak kıtlığı gerekçesiyle zaten eğitim, sağlık, sosyal güvenlik hizmetleri başta olmak üzere kamusal üretim alanlarının hepsikısıtlanmaktadır. Projelendirme, denetleme, araştırma geliştirme bunlar bitmiştir artık. Türkiye ulusal ölçekte herhangi bir projesini düşünecek beyne sahip değildir.
Mühendis ve mimarlar bu politikalardan özel olarak nasıl etkileniyor?
- Mühendislerin yüzde 80'i 100-200 arasında ücretle çalıştırılıyor. İşsizlik artıyor. Diğer taraftan kamu çalışanları gizli işsiz konumunda. Çünkü herhangi bir şey üretmemektedir. Türkiye'de altyapı yatırımlarına ve büyük projelere kaynak dışardan geldiği için büyük hizmetleri yabancı mühendislik mimarlık firmaları yaparken, bize de ucuz emek gerektiren işler düşüyor. Bunun sonucunda Türkiye'deki mühendis ve mimarların mesleki formasyonu gittikçe düşüyor. Rekabet ekonomisi çerçevesinde baktığınızda, Türkiye'nin rekabet gücünü olumsuz etkileyen bir unsur olarak görünmektedir. Biz taşeron durumuna düştük.Devletin küçültülmesi istenirken, krizlerin aşılmasında kamu kaynaklarına dayanılmak isteniyor.Kamu bankaları kaynak aktarsın, teşvik versin, vergi oranları düşürülsün isteniyor. Bütün talepler dönüp dolaşıp kamu kaynaklarına dayanıyor. Büyük bir ikiyüzlülükle karşı karşıyayız. Krizlerin aşılması için kamu kaynaklarının tümünün sermayeye devredilmesi öneriliyor. Üyelerinin yüzde 80'i ücretle çalışan bir örgüt olarak biz bu politikalara karşıyız ve eylemli bir süreç yaşıyoruz.
Sosyal güvenlik yasa tasarısı hakkındaki görüşlerinizi açıklar mısınız?
- Sosyal güvenlik düzenlemesinin temel amacı, sosyal güvenliğin ve sağlığın özelleştirilmesidir. Yoksa SSK primleri toplandığında SSK'nın hiçbir problemi yoktur. KİT'lere yatırım yapılmayıp nasıl boğulduysa, SSK da benzer biçimde boğulmaktadır. Geçen yıl bütçe kanunu çıkarken SSK fonlarına faiz ödememe kararı alındı. İşverenler prim borçlarını ödemiyorlar. Bankalar SSK fonlarını Merkez Bankası aracılığı ile yıllarca kullanmalarına rağmen bunlar geri gelmiyor. Elbette krize girer SSK. Türkiye'de 5 milyon civarında işçinin sigortalı olduğu biliniyor. Bunların kamu çalışanı olan 1 milyonluk kesiminin primleri normal yatıyor. 4 milyon işçinin ise ancak 50 bin kadarının priminin ödendiği açıklanmıştı. Yani, primleri yatmadığı için Türkiye'de sigortalı olduğu söylenen işçi, 70 yaşına gelse de sigortalılık hakkını kazanamıyor. Baştan çökertilmiş, denetim dışında bırakılmış bir alan.
Özelleştirmenin politikalarının başarısızlığı ortaya çıkmasına rağmen bu politikalarda hâlâısrar ediliyor. Fakat özelleştirmeye karşı hâlâ ciddi bir kamuoyu oluşmuş durumda değil.Bu kamuoyu nasıl oluşturulmalı?
- Ciddi bir kamuoyu oluşturmak için yeniden program yapılması gerekiyor. Bugüne kadar çeşitli şekillerde kamuoyu bilgilendirmeleri yapıldı. İkinci direniş ortamı yargı yolu ile yapıldı. Hükümetlerin uygulamamasına rağmen pek çok özelleştirme yargı kararları ile iptal edildi. Anayasa'yı değiştirme planları yapılıyor, ama TMMOB bu yolu zorlayacak. Özelleştirme kapsamında olan ya da özelleştirilmiş işyerlerine gidiyoruz.Özelleştirmeden amaçlanan parasal kaynak sağlamak değildir. Amaç kamusal üretim alanınıbitirmektir. Enerji alanında "Anayasa'yı değiştirin, 38 milyar dolarlık bir Amerikan sermayesi hazır" diyorlar. Bunlar yalan aslında. Çok kârlı olduğu belli olan elektrik dağıtım işletmelerini ele geçirecekler. Katma değer ve istihdam yaratacak yabancı sermaye akımı gelmez, Türkiye gibi az gelişmiş ülkelere.
Bugünkü hükümet yatırımsızlığı, işsizliği, krizi aşmanın tek kaynağı olarak IMF ve Dünya Bankası kaynaklarını koyuyor. Bunu koyduğu zaman o hükümetin milliyetçiliği bitmiştir. Kendini hükümet zannedebilir. Ama IMF'nin direktifleri olmadan tek adım atamaz. Bunların milliyetçiliği aldatmacadır. Biz, ülke ve toplumun çıkarlarını yurtseverlik çerçevesinde değerlendirmeyi yeğliyoruz. Çünkü Türkiye şoven milliyetçiliğin şaha kalktığı bir dönem yaşıyor. Abdullah Öcalan davası sürecinde halkları birbirine karşı kışkırtma politikası uygulandı. Bu dava emperyalizmle işbirliği politikalarını gizlemenin de bir aracı olarak kullanıldı. Çok büyük bir satışla karşı karşıya Türkiye. 75 yıllık bütün birikimini devredecek ya da buna karşı direnenler bu programları engelleyecekler.
3 Temmuz mitingi ve daha sonraki planlarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
- Mitinge Türkiye'nin dört bir yanından katılım olacak. Mitingde yöreden gelen temsilciler konuşacaklar. Ayrıca mitingi şölene dönüştürmek istiyoruz bu sefer. Türkiye Demokrasi Platformu adı altında oluşturulan platform, önümüzdeki günlerde çalışma programını açıklayacak. Bu paltformun bileşenlerinden olarak bu çalışmalara katılacağız. Bütün bu belalar, sorunlar kapitalizmin globalleşme adı altında uyguladığı programdan kaynaklanıyor. Bütün saydıklarımız, kapitalizmin sömürü politikaları ve emperyalizmi ifade ediyor. Biz bunlara karşı mücadele ediyoruz.
ÖNCEKİ HABER

Yugoslavya'da av başlıyor

SONRAKİ HABER

Ankara ve Mardin'de sosyal medya operasyonu: Çok sayıda kişi gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa