27 Haziran 1999 21:00

Sevgi ne kadar derin, umut ne kadar sığ!

"Okyanus Kadar Derin", kapsayabileceği hiçbir konuyu tam olarak ele alamama olumsuzluğunu taşıyor: Ne tam çocuğunu kaybetmiş ailenin sorunları...

Paylaş
Sevgi ne kadar derin, umut ne kadar sığ!
Hilmi Güven - Özgür Doğan src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Filmin konusu coğrafyamızda sık sık rastlanan ve artık kanıksanan bir olay üzerine: kayıplar ve onları sabırla arayan ve bulmak için her şeyi göze alan annelerin yaşadıkları... Ama bir farkla ki; burada kaybolan bir çocuktur ve malum güçler tarafından kaybedilmiyor(!), ruhsal dengesi bozuk ve çocuksuz birisi tarafından, evlatlık edilmek üzere kaçırılıyor. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Jacquelyn Mitchard'ın 1996 yılında yayınlanan ve Amerika'da kısa sürede best-seller olmuş aynı adlı romanından Stephen Schiff tarafından senaryolaştırılan "Okyanus Kadar Derin"de, çocukları esrarengiz bir şekilde kaybolan bir ana-babanın acıları ve yıllar sonra onu bulmalarıyla yaşadıkları anlatılıyor. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Beth, geleneksel 15. mezuniyet yemeği için gittiği Chicago'daki kalabalık bir otel lobisinde, boş bulunduğu bir anda, 3 yaşındaki çocuğu Ben'i kaybeder. (Bu arada, Amerika'da yaygın geleneğe göre, okul mezuniyet partileri 15 yılda bir yapılmıyor. Bu partiler 10 veya 20 yılda bir düzenleniyor. 15. yıl buluşması, oyuncuların yaşı dikkate alınarak uydurulmuş bir kutlama) src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Annenin bütün arkadaşları ve Chicago Polisi (detektif Whoopi Goldberg) Ben'i bulmak için seferber olur. Arama çalışmalarında ilk beş saatte bulunamayan Ben, ölü kabul edilir ve gönüllü arama ekibi umutlarını keserek aramaya son verirler. Ben'in kaybolmasıyla büyük sarsıntı geçiren Beth, psikolojik sorunlar yaşar ve gerek kocası Pat ve gerekse de büyük oğlu Vincent'la olan ilişkilerinde gerilimler yaşar. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Aradan dokuz yıl geçtikten sonra, Cappadora ailesi Chicago'ya taşınır. Baba kendi restoranını açar, Vincent lise çağında bir delikanlı olmuştur. Beth ise, arkadaşının ifadesiyle "yaşamda iyi bir taklit içindedir". Derken bir gün, Yeşilçam rastlantılarını hatırlatan bir şekilde komşunun oğlu Sam gelir ve bahçedeki çimleri kesmek için iş aradığını söyler. Beth, onun uzun yıllardır aradığı kayıp oğlu olduğuna emindir. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Anne, polise başvurarak parmak izi tespitiyle Sam'in kendi oğlu olduğunu ispatlar ve onu hâlâ Baba dediği komşuları George'dan alırlar. Yeni (gerçek) ailesine alışmakta güçlük çeken Sam (Ben), aile içinde çatışmalara neden olur. Abisi Vincent olan ilişkileri sonucu yaşadığı ikilemi aşarak ailesine döner ve film göz yaşartıcı (!) bir biçimde mutlu sona erer. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>"Okyanus Kadar Derin"in oyuncuları, sinemaseverlerin yakından tanıdığı isimlerden seçilmiş: Michelle Pfeiffer (Bir Yaz Gecesi Rüyası, Yaralı Yüz, Mısır Prensi, Batman Dönüyor, Rus Evi), Whoopi Goldberg (Yırtık Rahibe, Uzay Yolu, Hayalet), Treat Williams (Hair, Bir Zamanlar Amerika, Derinlikte Dehşet). src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Filmin zengin kadrosuna rağmen oyuncular, bekleneni vermekten uzak kalıyorlar. Treat Williams düşük bir performans gösterirken, Michelle Pfeiffer güzelliği ve bazı sahnelerdeki etkili oyunculuğu ile zevahiri kurtarmaya çalışıyor. Çoğunlukla komedi filmleriyle aşina olduğumuz Whoopi Goldberg'in ise, dedektif rolü garipsetiyor. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Filmin başında çocuğun kaybolmasıyla seyirci, bir macera filmi beklerken, kesintili ve ayrık bir psikolojik film ile drama arası bir çalışma çıkmış ortaya. Michelle Pfeiffer üzerine yoğunlaşması beklenen filmin özellikle ikinci yarıda büyük oğul Vincent'ta odaklanmış olması, anlatımın (filmin kısa süresine rağmen) parçalı yapısının bir başka göstergesi. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>"Okyanus Kadar Derin", kapsayabileceği hiçbir konuyu tam olarak ele alamama olumsuzluğunu taşıyor: Ne tam çocuğunu kaybetmiş ailenin sorunları, ne çift aileli bir çocuğun psikolojisi, ne de kardeşinin kaybolmasından kendini sorumlu tutan Vincent'in ruh hali... src=/resim/b1.gif width=18 height=18>1980'lerde çektiği De Niro filmleri (True Confessions, Falling in Love) ile dikkat çeken ve umut veren yönetmen Ulu Grosbard'ın, hata affetmeyen Hollywood kuralları işlediğinde, filmi ilginç hale getirebilecek unsurların atlandığı, klişe diyaloglarla çok başarılı sayılamayacak bu filminden sonra geleceği merak ediliyor. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Filmi sürükleyecek lirik bir derinlik yoksunluğu ve yarattığı duygusal katarsise rağmen "Okyanus Kadar Derin", derin değil de sanki havuz kadar sığ gibi bir izlenim uyandırıyor. Sevgi ne kadar derin, umut ne kadar sığ?
ÖNCEKİ HABER

Ülkücü çeteler işbaşında

SONRAKİ HABER

Meteoroloji'den Ankara ve 5 il için sağanak uyarısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa