24 Haziran 1999 21:00

'Ölüm cezası uygulanmamalıdır'

Avukatlar, Türkiye'nin Öcalan'ın İtalya'dan iadesini isterken, Türkiye'de 1984'ten itibaren idamın uygulanmadığını belirttiğini kaydetti.

Paylaş
'Ölüm cezası uygulanmamalıdır'
Son yıllarda ölüm cezalarının bütün ülkelerde kaldırıldığına ve kimi ülkelerde varlığını istisnaen koruduğuna dikkat çekilen savunmada, "Ölüm cezasının önleme amacının bulunmayacağı açıktır" denildi.
Türkiye'nin idam cezasını 1984 yılından beri uygulamadığını belirten Öcalan'ın avukatları, "Bu durum yasalarda fiilen varolan bu cezanın, Türkiye insanları arasında da kabul görmediği, idam cezasının çağa uygun bir ceza olarak görülmediği sonucuna ulaşmamıza neden olmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, müvekkilin İtalya'dan iadesini isterken de bu durumu, yani Türkiye Cumhuriyeti'nde 'idam cezalarının infaz edilmediği' durumunu belirtmiştir. Uluslararası alanda ve uluslararası hukuka uygun olarak bildirilen bu hususun, demokratik devlet kurallarına uygun olarak, bu davada da yerine getirilmesi gerekmektedir" dediler.
Ölüm cezasının zorunlu bulunup bulunmadığı konusunun; zaman, içinde bulunulan koşullar ve bu cezayla ulaşılmak istenen maksada ulaşılıp ulaşılamayacağı meselesine bağlı olduğunu savunan avukatlar, bu cezanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 No'lu protokolü ile kaldırıldığını hatırlattılar. AİHS'in 2. Maddesine göre de 'yaşam hakkının' güven altına alındığına dikkat çeken avukatlar, ayrıca, Avrupa Konseyi'nin bütün Avrupa ülkelerinde ölüm cezasının kaldırılmasına karar verdiğini anımsattılar.
10 Aralık 1948 tarihli Evrensel Bildiri, BM Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, BM Genel Kurulunun 14 Aralık 1984 Kararı, Amerikan İnsan Hakları Ödevler Bildirisi, Avrupa Parlamentosu Temel Haklar ve Özgürlükler Bildirisi gibi uluslararası belgelerden alıntı yapan ve Öcalan'ın idamla cezalandırılamayacağını belirten avukatlar, "Müvekkilimizin gerek yargılanması gerekse de yargı önüne çıkarılış biçimi belli bir özgünlük içermektedir. Bu nedenle uluslararası kamuoyunun dikkatini çektiği gibi, uluslararası hukukun (uluslar üstü) konusu haline gelmiştir" dediler.
Olağanüstü koşullarda, askeri ve idari otoritelerin adaleti yaralayan şemsiyesi altında cereyan eden bir yargılamanın sonuna gelindiğine dikkat çeken avukatlar, "Duruşma salonunun güzelliği, tarafların şeklen yerini alması, duruşmalarda heyetinizin taraflara mümkün mertebe söz vermesi, yargılamanın biçimselliği hususundaki inancımızı ve tespitlerimizi asla değiştirmemiştir. Ancak yargılama koşullarının tüm olumsuzluklarına rağmen, bu davadaki sonun tüm insanlarımız için, coğrafyamızda yaşayan tüm halklarımız için umutlu bir başlangıç olmasını istiyoruz" denildi.
"Vereceğiniz kararın toplumsal barış için bir kapı açmasını istiyoruz" diyen avukatlar son savunmalarını "En iyi yargıyı tarihin vereceğine olan inancımızı koruyarak, yargıçların ve hukukçuların da insanlığın demokrasi ve barış mücadelesinde önemli katkılar yapacağına umut besliyor, bu davadaki yargı heyetinin de tarihte böyle almaları için yargılamanın bu açıdan da bir fırsat olduğunu belirtiyoruz. Görünürdeki suçun arkasındaki gerçek suçtan hepimizin arınması için, mahkemenizin adaleti barışın ve demokratikleşmenin aracı olarak kullanılmasını diliyor, hukuk üretiminizin insanlığın kardeşliğine hizmet etmesini istiyoruz" sözleriyle tamamladı.
ÖNCEKİ HABER

'Adalet demokratikleşmeye ve barışa hizmet etmelidir'

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: İstanbul'da en büyük ihaleler canlı yayınlanacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa