24 Haziran 1999 21:00

Başka halkları, başka kültürleri tanımak!

Uzak dediğimiz ülkeler, yabancı bildiğimiz insanlar Tekin Sönmez'in yaşamının bir parçası, hatta daha da fazlası, hayatla kurduğu bağı.

Paylaş
Başka halkları, başka kültürleri tanımak!
Özlem Ergun src=/resim/b1.gif width=18 height=18>'Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın' dizeleri hiç de yabancı değil, 63 yaşındaki gezgin Tekin Sönmez için. Uzak dediğimiz ülkeler, yabancı bildiğimiz insanlar onun yaşamının bir parçası, hatta daha da fazlası, hayatla kurduğu bağı. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Bir gün Hindistan'da Ganj Nehri'nin kenarında, diğer hafta Fransa'nın Eyfel Kulesi'nde, öteki ay Latin Amerika'da olmak, bildik bir durum onun için. Tıpkı kimi zaman dünyanın en lüks otellerinde konaklamak, kimi zaman da bulduğu bir bankta ya da sokakta sabahlamak gibi. Bakmayın öyle 63 yaşında dediğimize; ruhuyla, yaşama sevinciyle benim diyen gence taş çıkartacak türden, yüreği hep kıpır kıpır bir delikanlı Sönmez. Sadece gezmek değil onunkisi, aynı zamanda gazeteci-yazar olan Sönmez'in yayınlanmış ancak yayınevinden kaynaklı problemler yüzünden okuruna yeterince ulaşamamış 3 de romanı bulunuyor. Gördüklerini, duyduklarını, gözlemlediklerini, içine kendisini de katarak anlattığı kitaplar bunlar. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Serüven başlıyor src=/resim/b1.gif width=18 height=18>İlk gezisini 20 yaşında Kore'ye yapan seyyahımızın, ilk gitmeleri ise çok daha öncelere, ta çocukluk yıllarına rastlıyor. Bu biçimiyle değil belki ama, şimdiki zamanların zeminini hazırlayarak. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Annesini 6 yaşında kaybeden Sönmez, "Hayatımın bütün çarpışması babamla ben arasında geçti. Hiçbir zaman babamın oğlu olmadım" derken şimdiki gezmek tutkusunun nasıl filizlendiğine dair ipuçları veriyor. Sönmez'in sonu olmayan gezginlik diye nitelediği yaşam serüveninin başlangıcı da babasıyla ilgili. Ta ki bunu bilinçli tercih haline getirinceye kadar. "Sürekli babamla olan bir çatışma... Ama bu gürültüsüz patırtısız bir çatışma. Babam sesini yükselttiğinde, ben hep çekip giderdim. Gitmeler işte böyle başladı. Sonra da insanlar beni ne zaman kırdılarsa gittim. Ve bu halen sürüyor" diyor Sönmez. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Nerede doğduğunu sorduğumuzda, yılların birktirdiklerinden öğrenmiş, yaşamın sırrını keşfetmiş bir brahma bilgeliğiyle, mekânların ve zamanların ne kadar anlamsız olduğunu söylüyor bizlere. "Ben nerde nasıl olduğumu bilmiyorum aslında. Pek çok yerde ve değişik zamanlarda olabilir. Nüfus kütüğümüze baktığımızda, orada bir yer, bir zaman görürüz. Biz de inanırız. Bu biraz da koşullanmamıza bağlı. Doğrudur ama koşullanmadır. Yani insanın nesnel varlığı ile düşünsel varlığı arasında bir fark olsa gerek." src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Hem her yerde, hem hiçbir yerde src=/resim/b1.gif width=18 height=18>"İnsan yaşadıkça kendisini daha iyi tanıyor" diyen uslanmaz seyyah gitmelerini kendisini aramak olarak yorumluyor. Ama bu sonu olmayan uçsuz buçaksız bir arayış ve bazen de bulup bulup yitirmek belki de. "Gittiğim her yerde bir parçamı bulmak ve ayrıldığım her yerde bir parçamı bırakmak gibi bir şey gitmek. Bir dönüm, bir algılama, bir hoşluk. Mekânlar ve tarihler sınırlandırmıyor bir gezgini. İnsan kendisini aramaya gidiyor aslında" deyip "Bense kendimi hem her yerde buldum, hem hiçbir yerde" diye sözünü bitirdiğinde, sizse bunun aslında ne kadar doyumsuz bir tutku olduğunu anlıyorsunuz. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Yabancı insanlarla, başka kültürlerle ilişki kurmakta zorlanmayan Sönmez, en büyük uyumsuzluğunu dünyanın bir ucunda değil, yine kendi ülkesinde, doğduğu topraklarda yaşıyor. Türkiye'de bulunmak onun için çok daha zor ve yıpratıcı. Nedeni ise 3. Dünya Ülkeleri'nin emperyalizm altında şekillenen toplumsal koşulları. "Gezginlikte her zaman Türkiye'de olduğumdan daha rahat davranırım. Çünkü burada toplumsal bir baskı var. Bu Afganistan, Hindistan'da da geçerli. Her an, her türlü tehlikeye açık olduğumu biliyor ve düşünüyorum. Almanya ve Fransa gibi yerlerde ise böyle kaygıları olmuyor insanın. Çünkü 3. Dünya Ülkeleri tuzaklarla dolu." src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Yine yolculuklar src=/resim/b1.gif width=18 height=18>İngilizce, İsveççe ve İspanyolca olmak üzere 3 dil bilen Sönmez, dur durak bilmeden dolaşmanın düşündüğümüz kadar astronomik rakamlar gerektirmediğini belirtiyor ve yol parası hariç, günde 3-4 dolarla Hindistan ve Afganistan gibi ülkelerde yaşamının mümkün olduğunu söylüyor. Sürekli haşlanmış ve kaynamış yiyecekler yemenin buralarda yaşamak için gerekli bir kural olduğunu da hatırlatıyor: "Hep kaynamış ve pişmiş şeyler yemelisiniz. Sokakta yumurta kırar ve yersiniz ama orada durmuş bir şey yiyemezsiniz. Kaynamış sular içmelisiniz. Sonra kıyılarda balık bulursanız sakın kaçırmayın." src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Eğer ola ki bir gün yolunuz düşerse, bu usta seyyahtan minik bir dip not bu da. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Zaman zaman geldiği İstanbul'da, kendini yeni günlere hazırladığını söyleyen gezginimiz, her ne kadar yorulduğunu itiraf etse de, yine de kendini uzaklardan alamıyor. Ve sonraki durağı olan Fransa'ya gitmek üzere dostça elimizi sıkıyor, sıcacık bir tebessümle "Hoşça kalın" diyerek, yeni serüvenlere doğru yol alıyor.
ÖNCEKİ HABER

Öcalan davası karara kaldı

SONRAKİ HABER

DAY-MER'in 30. Kültür ve Sanat Festivali, geniş katılımlı resepsiyonla başladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa