20 Haziran 1999 21:00

Sevgi Hastanesi'nin 'korumaları' da

katil zanlısı

Paylaş
Sevgi Hastanesi'nin 'korumaları' da katil zanlısı
Barış Kaygısız
Sevgi Hastanesi'nde çalışanlara "muhtemel bir bombalı saldırıdan ve yangından korunma" adı altında "terör dersleri" veren "güvenlik" şefi Reis Yılmaz'ın 1995 yılında cinayetten yargılandığı belirlendi. Çevik Kuvvet ve Terörle Mücadele Şubesi'nde uzun yıllar görev yapan Yılmaz, 1993 yılında Ankara Emniyeti Kaçakçılık Dairesi'nden emekli oldu. Ankara'da gerçekleşen olayın çarpıcı noktası ise cinayetin ikinci zanlısı Ramazan Kalan'ın da hem Sevgi Hastanesi'nde güvenlik görevlisi hem de polis emeklisi olması.
Gazetemizde 24 Nisan 1999 tarihinde "Maaş Yerine 'Terör' Dersi" başlığıyla duyurduğumuz haberde, Yılmaz'ın çalışanları yasadışı örgütler konusunda, tarihçelerini ve "kanlı eylemleri"ni anlatarak "bilgilendirdiğini" yazmış ve çalışanların "kriz"den kaynaklı sorunlarının görmezden gelindiğini belirtmiştik. Haberimizde ayrıca, Yılmaz'ın 12 Eylül sonrası Diyarbakır Cezaevi'nde görev yaptığı ve işkencelere katıldığı yönlü iddiaları dile getirerek, Sevgi Hastanesi'nin sahibi olan Orhan Özcanlı hakkında da benzer iddiaların bulunduğunu hatırlatmıştık. Haberimizde Yılmaz'ın "ders"lerin hastane yönetiminin bilgisi dahilinde gerçekleştiği yönündeki açıklamasına da yer vermiştik.
Cinayete adları karıştı
Sevgi Hastanesi güvenlikçileri Yılmaz ve Kalan'ın adları yine hastanede çalıştıkları dönem içinde Gazi Anadolu Lisesi mutemedi Ahmet Kızılöz ile okul şoförü İsmet Kara'nın 15 Şubat 1995 tarihinde Ankara Polatlı'da öldürülmeleri ve üzerlerindeki okula ait 1 milyar 500 milyon liranın gasp edilmesi olayına karışmış.
Yılmaz ve Kalan, bunun üzerine 13 Şubat 1996'da Polatlı Temelli Jandarma Karakol Komutanlığı tarafından gözaltına alınmış ve tanıklar önce fotoğraf, ardından Sevgi Hastanesi'nde gizlice yapılan yüzleştirmede her ikisini yüzde elli teşhis etmiş. Cumhuriyet Başsavcılığı ise 5 Haziran 1996 tarihli iddianameyle suçlamaları reddeden her iki sanık hakkında TCK'nın 450/5-9 maddeleri uyarınca "planlayarak adam öldürmek"ten dava açmıştı.
Ancak tüm bunlara rağmen mahkeme, "tanık ifadelerindeki değişiklikler", Emniyet Genel Müdürlüğü'nün cesetlerin içinde bulunduğu araçtan alınan parmak izlerinin "usulsüz" alınması nedeniyle değerlendirilmeyeceğini açıklaması ile yine araçta bulunan ve muhtemelen sanıkların tükürük izlerini taşıyan sigara izmaritlerinin "kaybolması" gibi olaylar sonucunda beraatle sonuçlanmıştı.
Diyarbakır'da 3 yıl
Mahkeme sürecinde yaşanan bir diğer ilgi çekici olay ise cinayette kullanıldığı tespit edilen BMW marka metalik gri renkte araç için, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne 5 Haziran 1997'de yazı yazılmasının hemen ertesinde söz konusu özellikleri taşıyan iki aracın, 19 ve 27 Haziran 1997 tarihlerinde Maliye Bakanlığı Ankara Tasfiye İşletme Müdürlüğü'ne devredilmiş olması. Ayrıca mahkeme sürecinde ortaya çıktığı üzere emniyet, mahkemenin konuya ilişkin birkaç yazısı bulunmasına rağmen araçlar üzerinde inceleme yapmamış.
Tüm bunlar iki zanlı, ama özellikle de Reis Yılmaz hakkındaki "Cezaevinde işkencelere katılmıştır ve bazı devrimcilerin ölümünden de sorumludur" iddiasını güçlendirirken, ulaştığımız bir diğer bilgi de Yılmaz'ın 1 Nisan 1981 ve 1 Eylül 1984 yılları arasında Diyarbakır'da polis memuru olarak görev yaptığını doğrulayan emniyete ait bir yazı oldu.
Emniyetçe mahkemeye gönderilen söz konusu yazıda ortaya çıktığı üzere Yılmaz, 1977 ve 1988 yıllarında aldığı iki takdirname dışında "hizmetlerinden" dolayı aldığı tüm mükâfatlarını para olarak 1982-84 yılları arasında Diyarbakır'da almış.
Dilekçeli maaş zamanı
Tüm bunlar yaşanırken Sevgi Hastanesi'nin krizi hâlâ çalışanları vurmaya devam ediyor.
Çalışanlar halen ocak ayından bu yana maaş ve Kasım 1998'den beri de mesai ücretlerini alamamış durumda. Hastane Koordinasyon Kurulu'nun aldığı bir kararla para isteyenlerden bu parayı nerede kullanacağına ilişkin dilekçe istendiği bildirilirken, hastanenin, bankalarla kredi alabilmek için yaptığı görüşmelerden de sonuç alamadığı öğrenildi.
İstifalar sonucu yeterli sayıda uzmanın kalmaması nedeniyle geçtiğimiz ay başında Yoğun Bakım Ünitesi'ni bir süreliğine kapatan hastane, 2 Haziran'dan itibaren Tunus Caddesi'ndeki Kalp Merkezi'ni, anjiyo bölümü ve buna bağlı olarak bir hemşirenin kontrolünde açık tutulan yoğun bakım dışında tamamen kapattı. Bu arada maaşlarını alamadıkları için 16 çalışan da hastaneye dava açtı.
ÖNCEKİ HABER

Petrol-İş'ten 'TÜPRAŞ Gerçeği'

SONRAKİ HABER

Mısır’ın devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi mahkeme salonunda öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa