19 Haziran 1999 21:00

'Kafalarını kuma gömüyorlar'

Yönetmen İsmail Güneş'in 'Gülün Bittiği Yer' adlı filmine, Kültür Bakanlığı tarafından getirilen sansür, sansürlü filmler listesine bir çetele daha attı.

Paylaş
'Kafalarını kuma gömüyorlar'
Özlem Ergun
Şimdiye kadar biri ödüllü 7 filme imza atan Yönetmen İsmail Güneş'in 'Gülün Bittiği Yer' adlı filmine, Kültür Bakanlığı tarafından getirilen sansür, sansürlü filmler listesine bir çetele daha attı. Güneş, filme sansür getirilmesini, yöneticilerin kafalarını deve kuşu gibi kuma gömmeleri olarak değerlendirdi.
12 Eylül'de bazı olaylara karıştığı varsayılan bir gence yapılan işkence ekseninde gelişen film, bir tren yolculuğunu anlatıyor. Zaman içerisinde geri dönüşlerle anlatılan filmde, söz konusu gencin hayatı ekseninde, şiddet öğesi ve kişide bıraktıkları işleniyor. İşkenceyi ve işkencecileri olanca açıklığı ile yansıtan filmin, bu denli rahatsız edici bulunarak yasaklanması da işlediği temadan kaynaklı. Filme sansür uygulayan Kültür Bakanlığı'na bağlı 7 kişiden oluşan üst kurulda; sinemacı Aytaç Arman, Yönetmen Yılmaz Atadeniz, müzisyen Ali Kocatepe gibi isimler de var.
Yasaklı 'Gülün Solduğu Yer' filminin yönetmeni İsmail Güneş, özellikle sanatçıların, böyle bir yasak metninin altına imza atmış olmasının utanç verici olduğunu söylüyor ve yaşadığı hayal kırıklığını üzgünüm diyerek ifade ediyor. "Aytaç Arman gibi sansüre karşı, sosyal demokrat dünya görüşünü benimsemiş bir insanın, böyle bir sansür metninin altında imzasının olması beni çok üzdü. Kültür Bakanlığı'nın yetkilileriyle konuşuyorum, onlar diyorlar ki 'Sanatçılar bile sizden yana tavır koymuyorlar'. Bu çok yaralayan bir şey."
Güneş, filmin yasaklanmasını sanata vurulmuş bir darbe olarak nitelerken, sansürcü zihniyete de deve kuşu tanımlamasını getiriyor. "Bu yapılan yasaklama da bir çeşit işkence. Filme işkence... Sanata vurulmuş önemli bir darbe. Cumhuruyetin 75. yılında, demokrasi ile idare edildiğini iddia eden bir ülke de, böyle bir sansürün olmaması gerek diye düşünüyorum. Çünkü saklayarak, üstünü örterek hiçbir yere varamazsınız. Ve en nihayetinde saklayanların sonunu gördük. Hitler'i, Mussolini'yi, Pinochet'i... Er ya da geç yargıyandılar, yargılanacaklar. Sansür mantığı, deve kuşunun kafasını kuma gömmesinden başka bir şey değildir."
'Sarsılmak gerek'
İnsanlık suçu olan işkenceyi; falakadan, elektriğe, askıya kadar tüm çıplaklığı ile beyaz perdeye taşıdığını anlatan Güneş, yapımın bir 12 Eylül filmi olduğunu söylüyor. Ve eğer yasaklanmamış olsaydı, yine bu tarihte gösterime gireceğini ekliyor.
Üzerinden 19 yıl geçmesine rağmen, bu gün hâlâ 12 Eylül'le benzer uygulamaların süregeldiğinin altını çizen Güneş, bunun en çarpıcı örneklerinin yakın zamanlarda yaşandığına da dikkat çekiyor: "Görüyoruz ki, 12 Eylül'den bu yana pek bir şey değişmemiş. Değişseydi eğer, böyle bir yasaklama bu denli bir çekince olmazdı. Şimdi de görüyoruz, okullarda çocukları dövüyorlar, komaya giriyor çocuklar. Başka şiddetlere maruz kalıyorlar. Bir Manisalı gençler örneği var önümüzde, Metin Göktepe'ler öldürülüyor."
İşkencenin kurumsallaşmış bir sorgu yöntemi olduğunu, Manisalı gençler davasında bir kez daha ortaya çıktığını ve üstelik bunun yargı kanallarıyla da onaylandığını hatırlatan Güneş; hiçbir filmin ne suretle olursa olsun yasaklanamayacağını söylerken "Çok çok uzmanlar tarafından yaş sınırlaması getirilebilir. Türkiye zaten her şeyiyle yeterince denetlenen bir ülke" diyor.
"Belleksiz bir toplumuz, çabuk unutuyoruz, derin uykulara dalıyoruz ama sarsılmak gerek, sorgulamak gerek" diyen Güneş, filminin gösterime girmesi için de hayli kararlı. Bakanlığa tekrar başvurarak, bakana '18 yıl sonra sansürcü olarak anılmak ister misiniz?' diye soran yönetmenin, olumsuz yanıt aldığı takdirde, sonraki durakları ise mahkemeler ve uluslararası platformlar olacak.
ÖNCEKİ HABER

Göremeyeceğimiz en iyi film

SONRAKİ HABER

"Suudi Arabistan bir gazeteci öldürdü ve Trump bunu önemsemiş gözükmüyor"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa