13 Haziran 1999 21:00

Yeni Dünya Düzeni'nde sevgi ve umut

Dış borç batağında, IMF'nin insafına kalmış, uluslararası tekellerin Latin-Amerika üssü Brezilya ve korkunç boyuttaki işsizlik altında ezilen yoksul ve çaresiz insanlar.

Paylaş
Yeni Dünya Düzeni'nde sevgi ve umut src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Hilmi Güven src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Dış borç batağında, IMF'nin insafına kalmış, uluslararası tekellerin Latin-Amerika üssü Brezilya ve korkunç boyuttaki işsizlik altında ezilen yoksul ve çaresiz insanlar: Yakından tanıdığımız klasik bir "Yeni Dünya Düzeni" tablosu. Yüzlerce yıllık sömürünün ve ezilmişliğin bunalttığı halk umut ve kimlik arayışında, inanacak, güvenecek bir kurtarıcı peşindedir. İş bulma umuduyla insanlar başkent Rio de Janerio'ya göç etmekte, alabildiğine kalabalık kenar mahallelerde ve gecekondularda sefil bir yaşam sürmektedirler. Açlık ve sefalet, insani değerleri tahrip etmiş, yabancılaştırmıştır ve ülkede toplumsal bir kaos yaşanmaktadır. İşsizlik sokaklara taşmış, insanlar ekmek ve iş peşinde, işportacılıktan hırsızlığa kadar her işi yapar haldedirler. Doğal olarak baskıcı, zora dayalı devlet ağırlığı günlük hayatta her an hissedilmektedir: Bir dükkandan hırsızlık yapan genç, herkesin gözü önünde polisler tarafından acımasızca öldürülür. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Birçok eleştirmen tarafından son yıllarda yapılan en iyi filmlerden biri kabul edilen "Merkez İstasyonu", işte böyle bir arka planda, insanların çaresizliklerini, arayışlarını, umutlarını, sevgilerini yansıtıyor. Filmin başından itibaren, "Yeni Düzen"in yarattığı insani tahribat sorgulanıyor ve bu gerçek çoğu sahnede altı çizilerek vurgulanıyor. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>İlk kez gösterildiği 1998 Sundance Film Festivali'ndeki başarısının ardından Berlin'de Altın Ayı kazanan film, yabancı film dalında Altın Küre ve Oscar'a aday gösterildi, İngiliz Film Akademisi Bafta Ödülü aldı. Yönetmeni Walter Salles, Brezilya sinemasının yeniden doğuşunda önemli bir yere sahip. Daha çok belgesel nitelikli filmleri ile tanınırken, ilk çıkışını, 1995 yılında Daniela Thomas ile birlikte yönettiği ve 7 uluslararası ödül kazanan "Foreign Lands" (Yabancı Ülke) filmi ile yapan Salles, son yılların bol ödüllü yönetmenlerinden. "Merkez İstasyonu"nu tamamladıktan sonra yine Daniela Thomas ile birlikte "Minuit" adlı filmi çekti. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Başrol oyuncusu Fernanda Montenegro Brezilya sinemasında tanınan bir isim. Elliden fazla filmde rol alan Brezilya'nın en tanınmış aktristi. Sanat yaşamına tiyatroda başlayan Montenegro, 1970 yılında "Em Familia" filmiyle Moskova Film Festivali'nde En İyi Aktris Ödülü kazandıktan beri hep sinema içinde. Merkez İstasyonu'ndaki başarısı ile En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterildi. Küçük yıldız Vinicius de Oliveira ise, bir tesadüf sonucu keşfedilmiş gerçek bir sokak çocuğu. Bu ilk filminde oynaması için 1500 çocuk arasından seçilmiş. Rio de Janerio havaalanında ayakkabı boyacılığı yaparken yönetmen Salles'in dikkatini çeken Oliveira'ya, Brezilya' da geleceğin oyuncusu gözüyle bakılıyor. Şaşırtıcı bir performans göstererek filmin en önemli sahnelerindeki özgün oyunu ile tek başına filmi sürüklüyor. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Filmde, geçimini Rio De Janerio Merkez İstasyonu'nda okuma yazma bilmeyen insanların mektuplarını yazarak sağlayan emekli öğretmen Dora ile kimsesiz kalmış bir çocuğun arayış peşindeki öyküsü anlatılır. Aranılan, kavuşmak için olmadık zorluklara katlanılan ise, çocuğun hayatında hiç görmediği babasıdır. (Filmdeki kimlik ve ülke arayışı ile ilgili metafor üzerine bir not: Brezilya dilinde baba ve ülke kelimeleri birbirine çok yakındır: pai, pais). src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Dora (Fernanda Montenegro), yazdığı mektup başına aldığı 1 "real" ile (postalarsa ayrıca 1 real daha almaktadır) geçinen mutsuz ve acımasız hayli geçkin, ahlaki erozyona uğramış bir kadındır. Yaşlı ve kırışık yüzü, hayata küsmüş görünüşü, yıpranmış Brezilya'yı çağrıştırır. Yazdığı mektupları eve götürüp hayata daha olumlu bakabilen ev arkadaşı İrene'e okur, çoğunlukla postalamaz ve bundan zevk alır. Bir gün, istasyondaki tezgahına dokuz yaşında oğlu ile genç bir kadın (Ana) gelir ve kayıp kocasına bir mektup yazdırır. Mektubu saklayan Dora, ertesi gün Ana ile oğlu Josué' yi (Vinicius de Oliverira) tekrar mektup yazdırmak üzere karşısında bulur. Ana'nın istasyondan çıkışında otobüs altında kalıp ölmesi üzerine çocuk, kimsesiz kalır. Josqué, yaşından beklenmeyen bir olgunluk içinde, acısını kolay atlatır, ancak, hiç tanımadığı babasını görmek için inanılmaz bir istek içindedir. Dora istemeye istemeye onu eve götürür ve ertesi gün başından atmak için, gerçek niyetlerini bilmediği organ taciri mafyaya satar. O parayla da bir televizyon satın alır. Daha sonra, vicdan azabına yenik düşerek, Josué'yi mafyadan kaçırır ve birlikte, Jesus (İsa) adında bir marangoz olan babasını aramak üzere geri kalmış kuzeye doğru yola düşerler. Yol boyunca, yoksul, çaresiz, dine ve kaderciliğe sığınmış Brezilya halkından insan manzaraları verilir ve yıllarca sömürülmüş Brezilya tüm gerçekliğiyle gözler önüne serilir. Salles, asıl hikâyeyi bu yolculuk ve arayış sürecinde kurgulayarak, Dora'nın değişimini ve Josqué ile olan umut ve sevgi serüvenini mükemmel bir sinema dili ile anlatmakta. Filmde kamera, sanki diğer sınıfı reddedercesine hep yoksullara, işsizlere, köylülere çevrilidir. Yeni Dünya Düzeni'nin tahribatına uğrayan bu mutsuz, aileleri dağılmış insanlar, bir kurtarıcı (mesih) peşindedirler ve umutlarını dine bağlamışlardır. Yoksul halkın sefalet içindeki görüntüleri, İsa figürleri, ayinler, adaklar gibi dinsel motiflerle yan yanadır, film boyunca. Babaları Jesus'u bekleyen üç kardeşin de isimleri Eski Ahit'ten alınmadır : Josué, Moises, Isaias. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>"Merkez İstasyonu", sıcacık, insanın içini ısıtan, duygu yüklü olduğu kadar, Brezilya özelinde son yıllarda dünya halklarının yaşadıkları, özellikle şu küreselleşme masalı üzerine düşündüren iddialı bir film. src=/resim/b1.gif width=18 height=18>Sinematografik açıdan yalın ve özenli bir yönetimi, etkileyici müziği ve son derece başarılı bir performans sergileyen oyuncu kadrosu ile kaçırılmaması gerekir.
ÖNCEKİ HABER

'Ne Kürt ne de Türk anaları acı çeksin'

SONRAKİ HABER

Diyarbakır'da kayyum, çocuklar için gönderilen bisikletleri yandaşa dağıtmış

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa