03 Haziran 1999 21:00

'Anne, savaş niye oldu?'

6 yaşındaki bir kız çocuğu, Kırklareli'ndeki kampta Kosovalı annesine bu soruyu soruyor. Ancak binlerce mülteci Kırklareli'de bulunan Gaziosmanpaşa Göçmen Kampı'na gelmeye devam ediyor.

Paylaş
'Anne, savaş niye oldu?'
Serpil İlgün
NATO, 72. güne giren hava harekâtıyla "yanlışlıkla" birçok sivilin ölümüne neden olup, buna bir de kara harekâtını ekleme hazırlıklarıyla uğraşırken, bombardımanlardan ve Sırp saldırılarından kaçarak yollara düşen binlerce Kosovalı mülteci, Kırklareli'de bulunan Gaziosmanpaşa Göçmen Kampı'na gelmeye devam ediyor. Kamp yetkilileri, 29 Mayıs itibariyle 7226 kişinin barındığı kampın kapasitesini 20 bine kadar rahatlıkla çıkarabileceklerini söylerken, önümüzdeki günlerde 4000'e yakın mültecinin daha kampa geleceğini ifade ediyorlar.
544 prefabrik barakaya karşılık, kampta kurulan 1787 çadırdan 1225'inde 5629 kişi kalıyor. Kamptaki devasa depolar giyecek, yiyecek ve her türlü eşyayla dolmuş durumda ve yardımlar gelmeye devam ediyor.
'Açık cezaevi'
Jandarmanın polis desteği ile çevrelediği kampta ziyaretçileri, günün her saatinde çocuklarla dolu olan geniş bir oyun alanı karşılıyor. Her biri birbirinden güzel çocuklar, kamp ziyaretçilerine Türkçe ya da Arnavutça 'Merhaba' diyorlar gülümseyerek. İdari bina ile doktor ve hemşirelerin "İşssizlikten oturuyoruz" dedikleri iki prefabrik sağlık ocağını, artık yeterli gelmeyen ve kokudan yaklaşılamayan iki prefabrik tuvaleti geçtikten sonra, sağ tarafta prefabrik barakalar, solda ise bir yandan yenilerinin kurulmaya başlandığı çadırlar yer alıyor. Kampta, Kosovalı çocukların "eğitimi" için bir de okul yapılmış. Ağaçlara bağlanan ipler çamaşırlarla dolu. Çadır önlerine kurulan masalarda ya yemekler yeniyor ya da çay sohbetleri yapılıyor. Kızlı erkekli gençler, kamp alanında yürüyüşler yapıyor; futbol, voleybol gibi oyunlar oynuyor. İki çamaşırhane önünde kuyruklar var. Kurulan çeşmelerde kadınlar bulaşık yıkıyor. Objektiflerin kendilerine doğrultulmasına alışkın, poz veriyorlar.
Görüştüğümüz mülteciler, kampta ihtiyaçlarının karşılandığını belirterek, "Memnunuz ama mutlu değiliz" diyorlar. İzin alarak kamp dışına çıkabilseler de, "Açık cezaevi burası" diyor ve bir an önce dönmeyi istiyorlar. Isınan havalar, salgın hastalıklar, ısınma gibi birçok problemi şimdilik erteliyor.
Ancak kampta aylarca kalmaları durumunda soğuk ve beraberinde getireceği sorunlar, duyulan kaygılar arasında. Çoğu NATO'nun müdahalesini onaylıyor. "Barış istiyoruz" diyorlar ve bağımsız Kosova talebine vurgu yapıyorlar. Hemen hemen hepsi UÇK'yı destekliyor. Çoğunun eşi, çocukları, kardeşleri ya da yakın akrabaları, UÇK saflarına katılmış. Kosovalı göçmenler, hazırlıkları yapılan kara harekâtı hakkında konuşmak istemiyorlar.
Kaygılı bekleyiş
Çadır önünde kurulan masada çaylarını yudumlayan mültecilere yaklaşıyoruz. Güler yüzle karşılıyor ve çay ikram ediyorlar. Az da olsa Türkçe konuşabilen 57 yaşındaki Mihriye Veliyo, Priştine'den başlayan zorlu yolculuğunu ve iki oğlu ve gelininin savaşmak için kaldıklarını gözleri dolarak anlatıyor. Bir gelini ve 4 torunuyla bir ay önce Türkiye'ye geldiklerini söylüyor ve ne çocuklarından ne de diğer yakınlarından haber alamadıklarını anlatıyor. "Burdan memnunuz ama ne zamana kadar kalacağız burada" diyen Veliyo, savaşın durmasını istiyor. 27 yaşındaki gelini iki çocuk annesi Umriye de eşinden ve diğer yakınlarından haber alamamanın sıkıntısını yaşıyor.
Savaşın acı anlamına geldiğini söylüyor Veliyo. Umriye, "6 yaşındaki kızım 'Anne savaş niye oldu' diye soruyor. Ona cevap veremedim" diyor ağlayarak. Köylerinin de bombalardan nasibini aldığını duymuş. "Her yer harabeye dönmüştür, ama yine de dönmek isteriz" diyor.
Yanlarından ayrılıp çadırlar arasında dolaşmaya devam ediyoruz. Bizi Türkçe selamlayan 63 yaşındaki Salim Amca'yla sohbet ediyoruz. Uruhovaç'tan 20 gün önce 8 yakını ile birlikte gelmiş. "Bizim Sırp komşularımız da vardı. Şikâyetimiz yoktu. Bağımızla bahçemizle uğraşırdık. Savaş ettiler, yuvalarımızı dağıttılar. Savaştan kimseye yarar gelmemiştir" diyor. Kardeşleriyle çadırlar arasında gezinen 14 yaşındaki Musa, kendileriyle gelmeyen babası ve diğer yakınları için endişeleniyor ve UÇK'nın kazanacağını söylüyor.
Üç çocuk annesi Mihane ile çadır komşuları Gülten ve Mesuri gelecek kaygısı taşıyor. "Böyle ne kadar sürecek" diye soruyor Mihane. NATO müdahalesinin bir an önce sonuçlanmasını istiyor ve sık sık "Bağımsız Kosova" diye bağırıyorlar.
Kırklareli'deki kampa yakınlarını ve yurtlarını geride bırakarak ulaşanların sevinci kısa sürüyor. Savaşın ve göç yolculuğunun ağırlığı bir süre sonra yerini endişeye bırakıyor. Bomba sesleri sona erse de, izlerini yıllarca silemeyeceklerini biliyorlar çünkü.
ÖNCEKİ HABER

Yargı-Sen baskıları kınadı

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu'dan 2. yıl dönümünde “Adalet Yürüyüşü” açıklaması

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa