31 Mayıs 1999 21:00

Çok geç olmadan!

Eyidemirler Tuğla Fabrikası'nda iş kazası geçirerek yaralanan Mehmet Nemli'nin ailesi ve arkadaşları, her an tehlikede olan işçileri birlikte mücadele etmeye çağırıyor.

Paylaş
Çok geç olmadan!
Eyidemirler Tuğla Fabrikası'nda iş kazası geçirerek yaralanan Mehmet Nemli'nin ailesi ve arkadaşları, çalışma koşullarının ağırlığı nedeniyle her an iş kazası tehlikesiyle karşı karşıya olan işçileri birlikte mücadele etmeye çağırıyor. Fabrika aleyhine dava açacak olan Nemli ailesi, "Yarın çok geç olabilir" diyerek, Nemli'nin iş arkadaşlarından destek istiyor.
Mehmet Nemli, ranzaların arasında kaldığı için apandisiti patlayarak hastaneye kaldırılmıştı. Evli ve beş çocuğu olan Mehmet Nemli'nin eşi Altun Nemli de aynı fabrikada işçi. Altun Nemli, fabrikadan çıkar çıkmaz eşinin yanına, hastaneye gittiği için bizi ağabey Mahmut Nemli karşılıyor.
Herkesin başına gelebilir
Mahmut Nemli, İzmir'den kardeşi için gelmiş. Fabrikayı mahkemeye vermeye çalıştıklarını, fakat işten atılmaktan çekinen işçilerin kendilerine sahip çıkmadığını belirten Mahmut Nemli, "Ama bilmiyorlar ki, Mehmet'in başına gelen yarın kendilerinin de başına gelebilir. İşçilerin birlik olması gerekir" diyor. Mehmet Nemli'nin ablası Türkan Tokur ise olaya duyduğu tepkiyi, "Biz Tunceli'den zorunlu göç ederek buralara geldik. Mehmet ilk önce ara işlerde çalışıyordu. Hamallık yaptı, ahırda çalıştı. Eyidemirler'de bir yıldır çalışıyordu, iki ranza arasında kalarak iş yapamaz duruma geldi. Eşi de tuğla ranzasında sıkışıp ayağı kırıldı. Dört ay iş göremedi halen ayağı aksıyor, bir kez de kolu kırılmıştı. Altun, kırık koluna rağmen çalıştırıldı, çöp döküyordu. Yavaş hareket ettiği için Veysel Çavuş tarafından hakarete maruz kaldı. Şimdi kardeşim hastanede ve işveren bir kez olsun gelip 'geçmiş olsun' dahi demedi" sözleriyle dile getiriyor.
Mehmet arkadaş şanslı!
Daha önce aynı fabrikada 8 yıl çalışmış olan Aysel ise her yıl 10'dan fazla işkazası olduğunu belirterek "Ancak her işçi Mehmet arkadaş gibi şanslı olamıyor" diyor ve ekliyor: "Çünkü kol bacak kopmaları sıkça yaşanıyor ve benim dönemimde bir de ölümcül iş kazası yaşanmıştı. İşveren sigortasız işçileri, anlaştığı özel bir klinikte ya da sigortası olan işçilerin sevk kağıdı ile tedavi ettiriyor." Eyidemirler'de kadın işçilerin erkek işçilere tercih edildiğini söyleyen Aysel, kadınların "sesini çıkaramadığını" ve daha düşük ücrete "razı olduklarını" anlatıyor. Aysel, fabrikada 1990-97 yılları arasında çalışmış fakat sadece 3 yıllık sigortası var.
Göçmen işçiler
Yaklaşık 400 işçinin çalıştığı Eyidemirler'de Elazığlı işçilerin yanısıra Tokat, Van, Muş, Samsun, Diyarbakır'dan gelen işçiler de çalışıyor. İl dışından gelen işçilere çoğunlukla daha az ücret ödeniyor. Yatakları ile gelen bu göçmen işçiler, fabrikanın koğuşlarında yatıyorlar ve sadece bir öğün yemek veriliyor. Fabrikada bayramdan bayrama kullanılan izinler de ücretsiz. İlk etapta duş kabinlerinin varlığı insanı temizlik konusunda iyi şeyler düşünmeye sevk etse de, musluklardan su yerine kiremit tozu akması bu kabinlerin süs olmaktan başka bir işe yaramadıklarını gösteriyor. İşçiler, banyo yapmak için tenekelerde su ısıtmak zorunda.
Tuğla tozu, kömür külü
Bir keresinde ücretlerinin yükseltilmesi talebiyle işbıraktıklarını anlatan Aysel, "150-200 kişiydik, talebimiz kabul edilmedi, ondan sonra işten çıkarıldım" diyerek fabrikadaki çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı kadın-erkek tüm işçilerin birlikte mücadele etmeleri gerektiğini söylüyor.
Bu arada Aysel'in komşusu Murat da kazaya sesebiyet veren ağır çalışma koşullarını şöyle anlatıyor: "Ranzaya sıkıştı diyoruz ya, bunlar tuğla taşıyan, tekerlekli, en az 10 katlı ve elektrikle çalışıyor. Önüne ne gelirse sürüklüyor. Bir de bizim kamera dediğimiz iyi çıkmayan dolayısıyla atılması gereken tuğla ve tuğla tozu vardır. Bir fırını ısıtmak için kömür yakılır ve bu kömürün külünü ve yarı yanmış kömürü biz temizleriz. Tuğla tozunun ve kömür külünün kokusunu bilirsiniz. Bunun için bize maske verirler biraz da fazla ücret ama ne maske işe yarar, ne de ücret. Çünkü en fazla 3 ay çalışabilirsiniz. Fırından tuğlayı almak zor iştir, eldiven bile vermezler, biz tenekelere su koyar elimizi suya batırdıktan sonra tuğlaları alırız." Murat, konuşmasını işçilerin Mehmet Nemli'nin mahkemesine her türlü desteği sunmaya çalışacaklarını belirterek bitiriyor.
ÖNCEKİ HABER

Komisyonlar için gizli protokol

SONRAKİ HABER

Bütçe eylül ayında 18 milyar lira açık verdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa