30 Mayıs 1999 21:00

Tualdeki gözlerin mücadelesi

Tam 12.5 yıla hüküm giydi. Kaybetmek üzere olduğu gözlerinin mücadelesini veriyor cezaevinde. Gözlerini büyük tuallere çizmeye başlamış. Onun mücadelesi cezaevinde bulunan bütün tutukluların mücadelesi aslında.

Paylaş
Tualdeki gözlerin mücadelesi
Beyda Yıldız
Yıllar önce, Devrimci Sol üyesi olduğu iddia edilen Erdoğan Elibol ile gözaltına alındı. Bu, günler sürecek işkencelerin ve bu işkenceler sonucu kaybetmek üzere olduğu gözleri için yapacağı mücadelenin de başlangıcı oldu. Adı Leyla Büyükdağ Bütüner. Gebze Cezaevi'nde ve tam 12.5 yıla hüküm giydi. Cezaevinde resim yapmaya başlamış. En çok da gözlerini çiziyor...
"Gözlerimdeki ağrılar çok fazla" diyor Leyla, kendisiyle Gebze Cezaevi'nin demir parmaklıkları, cam bölmeleri arkasında birbirimize sesimizi duyurmak için bağıra bağıra görüştüğümüzde. "Bugün canım yanıyor örneğin. Günlük ağrılara alıştım aslında. Ama bazen dayanılmaz oluyor" diyor Leyla. Gözlerindeki rahatsızlığın adı retina yırtılması. Nedeni ise işkence. Kendisine işkence yapan polislerin sesini unutmadığını söylüyor Leyla: "O sesleri hatırlamamam imkânsız. İlk 3-4 gün işkence yaptılar. Bir iki gün sonra da 'Sen iyileşmişsin' deyip askıya aldılar. Kapıkule Karakolu'nda kaba dayaktan geçirdiler. Kafamı duvarlara vurdular. Eski merkezi Gayrettepe'de bulunan TMŞ'de ise sistemli işkenceden geçirdiler. Miyop olduğuma dair raporu görünce güya kafamı korumaya çalışıp, rahatsızlığımla dalga geçerek devam ettiler işkenceye. İşkencecilerin sesini bugün duysam hatırlarım."
'Herkesin mücadelesi'
Leyla, cezasının tecil edilmesini ve bu süre içinde tedavi edilmeyi istiyor. Ancak muhatap bulamamaktan yakınıyor. Adalet Bakanlığı'nın duyarsız davranmasından rahatsız. Gerçi kendisiyle ilgili basında çıkan haberlerin bakanlığın tavrını belirleyici nitelikte olduğunu söylüyor. Bir ara tedavisi süresince başka bir cezaevinde kalması düşünülmüş. Kendisinin bunu istemediğini söyleyen Leyla, "Bugün burada kendi hayatımı idame ettirebilirim. 5 yıldır buradayım. Nerede dönemeç, basamak var biliyorum. Başka bir cezaevi benim için dezavantaj olacak" diyor.
Cezasının tecil edilmesi için başlatılan kampanyadan çok da umutlu olmadığı görülüyor Leyla'nın, "Çünkü" diyor, "Kanserli insanları bırakmıyor cezaevi. Bu insanların ya cenazesi çıkıyor ya da çıkarıldıktan 3 gün sonra ölüyor. O yüzden pek umudum yok. Ama bu mücadeleyi bırakmak da istemiyorum. Hasta olan çok fazla insan var. Ben sadece biriyim. Tüm bu insanların mücadelesi bu." Altı Nokta Körler Derneği'nin konuyla ilgilendiğini anlatıyor sonra. Hatta kitap kasetleri göndermişler. Ancak bu yaşamını doldurmuyor. Cezaevinde evlendiği tutuklu eşi Dursun Bütüner de görüşme günlerinde kendisine kitap okuyor.
Tuallerde bir çift göz...
Leyla içeride resim yapmaya başlamış. "Soyut çalışıyorum. Genellikle büyük tuallere yapıyorum. Kendimi iyi hissettiğim zamanlarda elime koca koca fırçalar alıyorum" diyen Leyla'nın en çok çizdiği şeyin gözleri olduğunu öğreniyoruz eşinden. Bunun yanında gitar dersleri almaya başlamış. Leyla, en çok sınırsız gökyüzünü özlediğini gülümseyerek anlatıyor: "Dönmeden volta atabileceğim, yürüdükten sonra duvarlarla karşılaşmayacağım uzun mesafeleri özlüyorum"
Leyla son bir aydır askerin baskısının arttığına dikkat çekiyor. Cezaevinde sürekli elektriklerin kesildiğini ve mum alındığını söyleyen Leyla, mumların artık alınmadığına dikkat çekiyor. Bazı ilaçların "ödenek yok" denerek alınmadığını da söylüyor. Akşam mücver yiyecekler. Ancak çok yağlı olduğu için bu yemeği pek sevmiyormuş. Ayrılırken elini cama dayayıp "Hoşça kal" diyor.
ÖNCEKİ HABER

Lastik-İş Genel Kurul'u tartışmalı başladı

SONRAKİ HABER

"Ali Babacan, Erdoğan’a partiden ayrılacağını söyledi" iddiası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa