26 Mayıs 1999 21:00

AB-GB süreci tartışıldı

Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC), Türk-İş, DİSK, Hak-İş ve KESK tarafındanortaklaşa düzenlenen "Sendikalar ve Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri Sempozyumu"nun son gününde...

Paylaş
AB-GB süreci tartışıldı
Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC), Türk-İş, DİSK, Hak-İş ve KESK tarafındanortaklaşa düzenlenen "Sendikalar ve Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri Sempozyumu"nun son gününde,"Entegrasyon sürecinde Türkiye'de sosyoekonomik durum ve sivil toplum örgütleri" konusu tartışıldı.Türkiye'ye, Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde, 'Avrupa'nın Meksikası olma' rolü biçildiğini ifadeeden DİSK temsilcisi Ahmet Asena, küreselleşme sürecinin toplumlar arasında gelir dağılımını hızlabozduğuna dikkat çekti.
Asena, AB ile ilişkilerde emek örgütlerine düşen rolün, kararlara katılarak,hakların korunmasını sağlamak olduğunu savundu. AB sürecinin dışında kalarak muhalefet etmeninimkânsızlığını savunan Asena, "AB'yi emperyalist kurum olarak düşünmek mümkün, ancak Avrupaile bütünleşme süreci sadece sermayenin talebi değil" diyerek, Avrupa'da sol, sosyal demokrat,hatta komünist partilerin de bunu istediğini söyledi.
GB ithalatı patlattı
KESK adına konuşan Hasan Hayır ise Gümrük Birliği (GB) sürecini, karar mekanizmasınakatılmadan girilen bir süreç olarak değerlendirdi. GB'ye girilirken ihracat patlaması iddialarının ortayaatıldığını, ancak gelinen süreçte tam tersine ithalatta patlama olduğunu kaydeden Hayır; bu açıklarınyükünün de işten atmalar, reel ücretlerin düşürülmesi, sendikal hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasıolarak işçi ve emekçilere çıkarıldığını söyledi.
Bütün bunlara karşı ETUC'a üye emek örgütlerinin bir araya gelmeleri gerektiğini belirten Hayır,AB'ye karşı çıkmanın marjinalleşmek anlamına geleceğini, bunun için de ETUC'la birlikte olduklarınısöyledi.
'Ekonomik birlik, bağımlılıktır'
TMMOB Genel Başkanı Yavuz Önen, "üyelerinin yüzde 75'i ücretli olan bir örgütün bakış açısıyla"olaya yaklaştı. 200 bin üyelerinden 150 bininin ücretli olduğunu ve ücretlerin de giderek düştüğünübelirten Önen, ücret skalasının en altında mühendis ve mimarların bulunduğu bir ülkenin Avrupaülkeleri ile rekabet edemeyeceğini söyledi. AB sürecinin böylesi bir topluma ne getireceğini soranÖnen, Türkiye-AB ilişkilerindeki yanlışlığa ve tam üyelik sürecini yaşamadan GB'ye girdiğine dedikkat çekerek, "Siyasi birlik içinde olmadan, ekonomik anlamda birlik bağımlılıktır" dedi. Önen, bu"ekonomik bağımlılık sürecini" reddettiklerinin altını çizdi.
Önen, GB'nin ithalat-ihracat dengesini Türkiye aleyhine bozduğunu, vergi kayıplarını artırdığını (3milyar dolar), AB'nin GB sürecinde taahhüt ettiği 500 milyon dolarlık krediyi vermediğini, tekstil veotomotiv sektörlerinde krizin meydana geldiğini, tarım sektöründe vergi indirimi tavizi verildiğini,demode teknolojilerin hızla uygulandığını, nükleer ve kimyasal atıkların getirildiğini, ülkenin ucuzişgücü ve karapara cenneti haline getirildiğini, kayıtdışının ve tekelleşmenin engellenemediğinisöyledi.
Sivil toplum ideolojisine de değinen Önen, emek-sınıf mücadelesi aksından hızla uzaklaşıldığına,sivil toplum, yerelleşme gibi birtakım yapıların ortaya çıkarıldığına dikkat çekti.Barış talebiyle başlatılan "bir milyon imza" ve Susurluk çetelerinden hesap sorulması için başlatılan'Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık' eylemlerini örnek vererek, bir sonuç çıkmadığına değinenÖnen; Susurluk davasından tek bir tutuklu kalmadığı gibi, TBMM'nin de bunlarla dolduğunu,Türkiye'de çetelerin en büyük sivil toplum örgütü haline getirildiğini anlattı.
Sermayenin, işçi sınıfının,bürokrasinin yan yana gelmesi olan Sivil İnisiyatif'in sivil toplum iradesi gösteremeyeceğini belirtenÖnen, OHAL bölgesi ile dışındaki sivil toplum yaşamındaki ciddi farklara dikkat çekti.ABD'nin teknolojik üstünlüğünü askeri üstünlüğe dönüştürdüğünü, 1998'de askeri harcaması 112milyar dolar iken, 2000 yılında 274, 2005'de ise 331 olmasının planlandığını belirten Önen, "KüçükAmerika" olan Türkiye'de de 15 yıllık askeri harcamanın 180 milyar dolar olması planını örnek verdi.Böylesi militarist bir sürece dörtnala giden Türkiye'de, emek örgütlerinin demokrasi, barış, kalkınma,örgütlenme özgürlüğü taleplerini öne çıkarması gerektiğini savunan Önen, Türkiye'nin kendi gücüyleAvrupa'da, dünyada saygın bir yer edinmesini istediklerini kaydetti.
'Türkiye mutlaka AB'ye girmeli'
AB-Türkiye Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Vecdi Seviğ ise, Türkiye'nin mutlaka AB'ye girmesiniistediklerini söyledi. AB'nin Türkiye'ye tepkisine karşı Türkiye'de "AB ne istiyorsa baştan hayır"mantığının yanlış olduğunu savunan Seviğ, bugüne kadar çıkan yasaların Avrupa istiyor diyeçıkmadığını öne sürdü. Seviğ, AB'ye tam üyeliğin Türkiye'nin hakkı olduğunu savundu.
ÖNCEKİ HABER

'Küreselleşmeye karşı Avrupa Birliği!'

SONRAKİ HABER

Tunus'ta peş peşe iki intihar saldırısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa