25 Mayıs 1999 21:00

Öykünün sınırı nedir?

Öykünün sınırı insandır, doğadır, dildir, kendidir, ötekidir...Öykünün sınırı romanınuzun soluklu havasının başladığı yerdir, şiirin iki kelimeye yoğunlaştırdığı...

Paylaş
Öykünün sınırı nedir?
Barış Acar
Öykünün sınırı insandır, doğadır, dildir, kendidir, ötekidir...Öykünün sınırı romanınuzun soluklu havasının başladığı yerdir, şiirin iki kelimeye yoğunlaştırdığı duygunun başladığınoktadır, denemenin, çeşitli düzyazı türlerinin sınırlarıyla belirlenmiş yerdir...
Bu 'dir'ler, 'dır'lar sonsuzcasına uzatılabilir. Şimdiye dek bir çok yerde ve zamanda uzatılmıştır da.Öykü yazarlarından, öykü de yazmış romancılara, yavaş yavaş öyküye kayan şairlere, kuramcılarakadar bir çok kişi bunu cevap aramaktadır. Önceki gün, 50'lerden 2000'lere neredeyse beş kuşaköykücünün okurlarıyla birlikte tartıştığı konu buydu.
Erhan Bener, Necati Tosuner, Sevinç Özer, Cemil Kavukçu, Aslı Erdoğan ve Halil Gökhan katıldı"Öykünün Sınırları Nerede Başlar, Nerede Biter?" isimli panele. Yer yer asıl konunun dışınataşılarak kurama, kuram anlamında öykü-kısa öykü tartışmasına giren konuşmalar Sevinç Özer'indünden bugüne edebiyat dünyasındaki değişimi özetlemesiyle başladı. Edebiyatın özgürlükçüykenehlileştiğini, devrimciliğini kaybettiğini, toplumsal belleği yitirdiğini ve günlük yaşamın hızınayetişemediğini kaydetti.
İlk sözü alan Erhan Bener öykünün/ edebiyatın önündeki sınırı öncelikle siyasal anlamda dilegetirerek tarih boyunca düş gücünü insanlara açanların iktidarlar tarafından tehdit edildiğinisöyledi. Geçen yıllarda yayınlanan Nasreddin Hoca fıkralarını anan Bener, bunların resmi iktidarakarşı olduğunu ve yine de günümüze kadar ulaşmış olmalarının insanın düşgücünün hiçbir zamanengellenemeyeceğinin ispatı olduğunu belirtti. Öykünün kendi içindeki sınırın ise yazarın kişiliğininsınırlarıyla çizildiğini sözlerine ekledi.
Öykünün sınırının sınırsızlık olduğunu belirten Necati Tosuner, "Öyküdeki gerçeklik eğerçarparsa elektrikten daha güçlüdür" dedi. Şiirde öyküden, öyküde denemeden özenle kaçınmanınönemine değindi.
Nazlı Eray, öyküde sınırın yazarların sınırı olduğunu belirtirken öyküde çarpıcılığın yoğunluktankaynaklandığını, böylece öykünün romandan ayrılabileceğini söyledi.Cemil Kavukçu ve Aslı Erdoğan öyküde belirleyici olanın sonun çarpıcılığı ile trajik olanın enyoğun şekilde ifadesi olduğuna değindiler. Öyküyü yaşamın küçük kesitlerinin anlatışı olarakdeğerlendiren Kavukçu, sınırın iç dinamik de gizli olduğunu ve bu yüzden öykünün daha ekonomikolduğunu öne sürdü. Erdoğan ise sınır sandığımız şeylerin aslında geçmiş kuşaklardan kalanalışkanlıklar olduğuna dikkat çekerek farklı bir açılımda bulundu.
Halil Gökhan konuşmasında daha çok okur-yazar ilişkisi üzerinde durarak bu sınırın gelecekteortadan kalkacağını savundu. İnternette bir edebiyat sitesi yönettiğini ve bine yakın üyesi olan buedebiyat klübünün geleceği işaret ettiğini sözlerine ekledi.
ÖNCEKİ HABER

Mehter'den Mozart'a

SONRAKİ HABER

Diyarbakır'da kayyum, çocuklar için gönderilen bisikletleri yandaşa dağıtmış

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa