24 Mayıs 1999 21:00

Sofrada yemek mi, yemeği yiyen mi?

Ankara'da Öykü günleri "Şairler Niçin Öykü Yazıyorlar?" ve "Küreselleşme, Postmodernizm ve Öykü" konuların ele alındığı panellerle devam ediyor.

Paylaş
Sofrada yemek mi, yemeği yiyen mi?
Barış Acar
Ankara'daki Öykü günleri sürüyor. Özellikle genç öykücüler üzerine yapılan tartışmalarla yoğun geçen ilk iki günün ardından önceki gün gerçekleştirilen toplantılarda "Şairler Niçin Öykü Yazıyorlar?" ve "Küreselleşme, Postmodernizm ve Öykü" konuları ele alındı.
Salih Bolat, Ahmet Telli, Haydar Ergülen, Tarık Günersel, Ali Cengizkan ve Şükrü Erbaş'ın katıldığı ilk panelde "Şairler neden şiir yazıyorlarsa, o yüzden öykü yazıyorlar." görüşüyle daha çok şiire yönelindi. Tahsin Yücel, Sadık Aslankara, Burhan Günel, Halik Suiçmez ve Cengiz Ertem'in sunduğu "Küreselleşme, Postmodernizm ve Öykü" panelinde de aynı şekilde öyküye pek fazla değinilmezken postmodern hareketin kökenleri ile ilgili zengin açıklamalarda bulunuldu.
Halit Suiçmez, küreselleşmeyi kapitalizmin dünyayı tek bir merkezden sorunsuzca yönetmesi şeklinde açıkladıktan sonra, postmodernizmin kapitalizmin krizlerini aşmak için sürekli olarak icad edilen yaklaşımlardan biri olduğunu söyledi. Bir önceki gün yapılan tartışmaya atıfta bulunan Suiçmez, Aydın Çubukçu'nun toplumsal mücadelenin yükselmesiyle beraber edebiyatın da yükseleceği fikrine katıldığını ve 1970'lerin Türkiye'sinde yaşananların bunu doğruladığını belirtti. Suiçmez, postmoderinzmi yeni dünya düzeninin ideolojisi olarak tanımladıktan sonra şu noktalara değindi: "Postmodernizm başta Marksizm olmak üzere bütün toplumsal projelere karşıdır. Bu anlamda M. Teacher'ın şu sözü ilginçtir: 'Toplum yoktur, aile vardır.' Jameson'ın belirttiği gibi Postmodernizm askeri ve ideolojik olarak Amerikan ideolojisinin üst yapısal ifadesidir."
'92 yılından bu yana postmodernizm konusunda araştırmalar yapan Burhan Günel, '60'lı yıllardan bugüne kadar yaşanılan süreçte Türkiye edebiyatının kısa bir panoramasını yaparak başladığı konuşmasında; 1995 yılında büyük kapitalist şirket ve yöneticilerin gerçekleştirdikleri bir toplantıdan 'Sofrada yemek mi olacağız, yoksa yemeği yiyen mi?' sorusu doğrultusunda dünyayı iyi eğitilmiş yüzde 20'nin, yüzde 80'i yönetmesi sonucunun çıktığını belirterek başladı. Polonya asıllı Amerikalı bir sosyoloğun 'Dünyadaki gergin durumu ancak yeteri kadar beslenme ve insanları düşünmeden uzak tutacak eğlence dengede tutabilir.' sözlerinin bol eğlence, bol pornografi, seks ve ucuz müzik olarak kendini gösterdiğini, bunun sanattaki ayağının postmodernizm olduğunu söyledi. Tahsin Yücel ise bir ölüm ilanından yola çıkarak postmodernizmin her şeyi basitçe bir 'oyun'a indirgediğini, buna katılmanınsa kendi açısından mümkün olmadığını belirtti.
ÖNCEKİ HABER

Cannes ödülleri ilklerin

SONRAKİ HABER

"Suudi Arabistan bir gazeteci öldürdü ve Trump bunu önemsemiş gözükmüyor"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa