23 Mayıs 1999 21:00

Öykücünün aynasından yansıyan ülke

Ankara Öykü Günleri'nde 'öykücülüğümüz ve genç öykücüler', Erdal Öz ve Aydın Çubukçu'nun da katıldığı panelde tartışıldı.

Paylaş
Öykücünün aynasından yansıyan ülke
Barış Acar
Öykü günleri kapsamında Semih Gümüş ve Aydın Çubukçu'nun yazılarından hareketle "Genç Öykücülerin Ağzını Bıçak Açmıyor mu? Öykünün Sefaleti mi?" konulu panel düzenlendi. Özcan Karabulut'un yöneticiliğini yaptığı panele Erdal Öz, İnci Aral, Semih Gümüş, Aydın Çubukçu, Hasan Öztoprak, Kadir Yüksel ve Sevinç Özer katıldı.
Panel, Aydın Çubukçu'nun Evrensel Kültür'ün Ocak '99 sayısında yayınladığı "Öykünün Sefaleti" ve yayın hayatına yeni başlayan "E" dergisinin bu yazıyı dosya konusu yapmasıyla, son olarak da yine Evrensel Kültür'den Aydın Çubukçu'nun cevabıyla oldukça ısınmış bir tartışma ortamında katılımın yoğunluğuyla başladı.
Önceki gün yapılan paneli başlatan Karabulut, kısaca söz konusu iki yazıya değinerek Gümüş'ün yazısında gençlerin iç konuşmalarla örülü olan öyküyü seçmelerini eleştirdiğini, Çubukçu'nun ise bunun kökeninde 12 Eylül darbesinin yattığını saptadığını ve yazısıyla toplumcu öykü damarına kan pompalamaya çalıştığını söyledi.
Erdal Öz ise, konuşmasına "Gümüş ve Çubukçu iyi ki bu yazıları yazdılar" diyerek başladı. Edebiyatın her şeyden önce dil olduğunu, ama bununla beraber sadece dil olmadığını belirten Öz, gençlerin öykünün tarihini bilmeden Borges'e, Woolf'a, Proust'a, Jayce'a özenerek yazmaya çalıştığına dikkat çekti. Böyle olunca da gençlerin nereye gideceklerini bilmediğini, bununla beraber öykünün bir sefalet içinde olduğuna katılmadığını bildirdi.
İnci Aral öykülerin kendi coğrafyası içinde anlam taşıdıklarını ve ayaklarını buraya basması gerektiğine dikkat çekerken; Sevinç Özer, üniversiteler anlamında kısa öyküyü tanımladıktan sonra '80 sonrası öykücülüğün narsisizm, şizofrens ve tarihsel zaman yoksunluklarıyla dolu olduğuna değindi.
Direktörlüğünü yaptığı "E" dergisi adına katılımcı olan Öztoprak, sansasyonel bir yaklaşımla dergilerinde yazdıklarına yeni bir şey eklemezken "Hiç kimseye, bu ülkede, egemenlik kurma girişiminde bulundurtulmaz" şeklindeki son sözü ilgi çekiciydi.
Umut verici toplantı
İki yazı üzerine bu kadar geniş katılımlı bir toplantı yapılmasını umut verici olarak değerlendiren Aydın Çubukçu, yazısının doğru olarak ele alınmadığını söyledi. Egemenliğin kalemle değil silah gücüyle kurulacağını söyleyen Çubukçu, asıl egemenlik kuranların sırtımızda olduğunu belirtti. 12 Eylül sonrasında cehaletin erdem haline getirildiğini ve İbrahim Tatlıses gibilerin "cahil ama zengin" idoller olarak yüceltildiğini hatırlatan Çubukçu, gençlerin bilgili ama ölü ya da mahpus olmakla, cahil ama zengin olmak arasında bir seçime zorlandığını söyledi. Öykünün de bu ortam içinde "kaydığına" dikkat çeken Çubukçu, yazısını kaleme alırken kendisini öyküden yansıyan dünyanın ilgilendirdiğini, ülke-toplum düzeltilmedikçe de öykünün düzelemeyeceğine vurgu yaptı. Toplumsal mücadelenin geliştiği ölçüde edebiyatın da öykünün de gelişeceğini söyleyerek konuşmasını bitirdi.
Semih Gümüş de genel kanıya katıldığını, öyküde diyaloğun olmadığını, gençlerin daha çok çocukluk dönemlerini ve iç dünyalarını yazdıklarını, başkalarının hayatlarını saptamaktan yoksun olduklarını belirterek yaşanan yılların öyküye yansımadığını söyledi.
Aydın Çubukçu ile düşünsel olarak anlaştıklarını ancak bunu dile getiriş anlamında farklı biçimler kullandıklarını bildiren Gümüş, insandan yola çıkan öyküden yana olduğunu ama dergisinde beğenmediği öykülere de yer vererek tıkanmayı önlemek istediğini ifade etti.
ÖNCEKİ HABER

Kökleri Anadolu'da bir sürgün

SONRAKİ HABER

DİSK’ten 15-16 Haziran eylemleri: Kıdemime dokunma

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa