20 Mayıs 1999 21:00

'Hedefimiz partinin belkemiğini oluşturmak'

Uluslararası Sendikal Dayanışma Konferansı'na İngiltere'den katılan İrlandalı demiryolu işçisi SteveHedley, ileri işçi ve sendikacıların birleştiği...

Paylaş
'Hedefimiz partinin belkemiğini oluşturmak'
Taylan Bilgiç
Uluslararası Sendikal Dayanışma Konferansı'na İngiltere'den katılan RMT (Deniz, Demiryoluve Ulaşım İşçileri Sendikası) Harledson Mühendislik Şubesi Başkanı Steve Hedley ve TGWU(Ulaşım ve Genel İş Sendikası) Londra Şubesi üyesi Bronwin Handyside, İngiltere işçi sınıfımücadelesi, İşçi Partisi hükümeti ve savaş üzerine görüşlerini gazetemize aktardılar.
- 1 Mayıs 1997 seçimleri, 17 yıllık Muhafazakâr Parti hükümetinin düşmesi ve Tony Blairliderliğindeki İşçi Partisi'nin iktidara gelmesi ile sonuçlandı. İşçi ve emekçilerin Blair'denbeklentisi neydi?
Steve Hedley: Aslında Blair, halkta beklenti yaratmamak için elinden geleni yaptı. Ama yine de,Muhafazakâr Parti'nin emek düşmanı politikaları kitleleri o kadar bıktırmıştı ki, Blair'e umutbağlamışlardı. Neoliberal politikaların değişeceğini, "sınıflar arası işbirliği" döneminin yenidenbaşlayacağını düşünüyorlardı. Biz sosyalistler bu dönemde Blair'in hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini,özelleştirme ve diğer neoliberal politikaların aynen devam edeceğini anlatmaya çalıştık. Ama genişkitlelerin durumu çok kötüydü ve Blair'e "bir umut" diye baktılar.Bronwin Handyside: Evet. "Yeni İşçi Partisi" denilen şey de buydu zaten. Blair, sendika düşmanıyasaları değiştirmeyeceğini söylemişti. Patronlara çeşitli sözler veriyordu. Ama kitleler beklentiliydive bu sayede iktidara geldi.
- Blair öncesi dönemden de kısaca bahseder misiniz? Halk kitlelerinin bu kadar nefretettiği bir Muhafazakâr hükümet nasıl oldu da 17 yıl boyunca iktidarda kalabildi? Thatcheröncesi İşçi Partisi hükümetinin son dönemi, burjuvazi tarafından "Hoşnutsuzluk Kışı"olarak adlandırılır. Bu dönemden bahseder misiniz?
Hedley: Hoşnutsuzluk Kışı, James Callahan önderliğindeki işbirlikçi İşçi Partisi iktidarının, IMFreçetelerini uygulamaya başladığı, ama bunu da beceremediği ve kimseye yaranamadığı bir dönemolarak özetlenebilir. Hükümet IMF patentli istikrar paketlerini uygulamaya kalktığında büyük bir işçidirenişi ile karşılaştı. Birçok grev patlak verdi ve hükümet ne yapacağını şaşırdı. Bir yanda partitabanı ve geleneksel olarak partide büyük bir ağırlığı olan sendikalar vardı, diğer yanda iseburjuvazinin istekleri. Hoşnutsuzluk Kışı, İngiltere'de sınıflararası uzlaşma politikasının ve uzlaşmacısendikacılığın iflasını haber veriyordu.
Handyside: Bu dönemin ardından galip gelenin işçi sınıfı değil, Muhafazakâr Parti'yi çözüm olarakgösteren burjuvazi olmasının nedeni, sınıfın militan bir önderliğe sahip olmamasında yatıyor.Thatcher iktidara geldiğinde işçilere savaş açtı ve madencilerinki gibi cephe grevleri büyük biryenilgiyle sonuçlandı. Basın işçilerinin grevi, küçüklü büyüklü diğer eylemler hep yenilgiylesonuçlandı ve büyük bir demoralizasyon sürecine girildi. Hükümet ve patronlar işçilere karşı aslataviz vermiyorlardı ve bu nedenle reformist politikalar iflas etti. Sendika karşıtı yasalar çıkarıldı.
İşbirlikçi sendika önderlikleri, işçilere artık açıkça "Reform dönemi bitti, artık kaderimize razı olmakzorundayız, çünkü kazanamayız" diyorlardı. Bu süreç, bütün dünyada yaşanıyordu. Zaten "Yeni İşçiPartisi" denilen şeyin kökleri Blair'e değil, buralara dayanır.
- Peki bugünkü durum ne? Halk Blair hükümetinden hoşnut mu?
Hedley: Hükümet ile halk hâlâ balayı döneminde diyebiliriz. Thatcher'dan o kadar bıkılmış ki, Blair'e"hiç yoktan iyidir" diye bakılıyor.
- Sınıf bilinçli-sosyalist işçilerin yürüttüğü faaliyet ne aşamada?
Hedley: Geçtiğimiz aylarda önemli bir adım attık ve Londra'da bir Grev Destek Grubu (SSG)oluşturduk. Destek gruplarının mücadelemizde önemli bir yeri var ve yıllardır belli grevleridesteklemek üzere böyle gruplar oluşturulmuştur. Başlangıcı 1984'te kurulan Madenci Grevi DestekGrubu'na kadar uzanır. En etkilisi ise Liverpool liman işçilerini desteklemek için oluşturulan gruptu.Ancak bugüne dek, hedefi tüm grevleri desteklemek olan, kalıcı bir örgüt oluşturulamamıştı.Liverpool direnişi destek gruplarının birleşmesiyle oluşan SSG içinde farklı sendikalardan insanlarbulunuyor. Toplam 100 destekçi, 30 aktif militanımız var. Bir de gazete çıkarıyoruz. Adı "Unite!"(Birleş!).
- SSG'nin uzun vadeli hedefleri neler?
Hedley: İşçi sınıfı, mutlaka kendi partisini oluşturmalıdır. Ama sınıfın ileri kesimleri henüzörgütlenmiş değiller. Destek Grubumuz geliştikçe ileri işçiler de gelişecek. Bu sürecin, yeni birkomünist partinin belkemiğini oluşturacağına inanıyorum.
- Sosyalist işçiler, daha önce de benzer girişimlerde bulundular ama başaramadılar. Aklagelen ilk örnek, maden işçilerinin önderi Arthur Scargill'in Sosyalist İşçi Partisi (SLP). Bugirişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hedley: Kaçırılmış bir fırsat. Sınıfın en değerli militanları bu partide birleşmişti. Ama içanlaşmazlıklar nedeniyle parti baştan ölü doğdu. Biz SLP'nin hatalarını tekrarlamayacağız.
Handyside: Scargill militan bir işçiydi. Ama sınıfın partisini oluşturmak, kollektif bir yapı kurmak içinsabırlı bir çaba gerekir. SLP tepeden inmeci, müthiş bürokratik bir yapıydı.
- Çıkardığınız gazeteden bahseder misiniz?
Hedley: Hedefimiz, Unite!'ı aylık bir işçi gazetesi haline getirmek. İşçilerin kendi gazetelerine sahipçıkacaklarını, onu besleyeceklerini umuyoruz. Faşist ve ırkçı olmayan tüm işçiler bu gazeteyeyazabilecek. Biz de, onların yazılarının ardından değerlendirmeler yapacak, önerilerde bulunacağız.Kısacası hedefimiz, gazeteyi sadece solculara değil tüm işçilere çıkarmak.
Handyside: Unite!, TGWU liderliğinde şimdiden rahatsızlık yarattı. Aynı durumun tüm sendikaliderlikleri için geçerli olduğu söylenebilir.
- Biraz da, demiryolu bakım işçilerinin geçen Haziran'da gerçekleştirdiği ulusal çaptakigrevden bahsedelim. Steve, sen bu grevde işten atılmıştın değil mi?
Hedley: Öyle oldu. Grev hattındayken, içeri girmek isteyen grev kırıcıları dövmek ve şiddetuygulamak suçlamasıyla işten atıldım. Ama ben masumum. Şiddete karşıyımdır. (Gülüyor)
Handyside: Evet, hiç şiddet yanlısı değildir. Şu kollara bir bak (Steve'in dövmelerini gösteriyor). Çokmasum.
Hedley: Şirket yöneticileri beni işten attıklarını ilan ettiklerinde tüm işçiler yanımda toplandılar vekararın geri alınmasını istediler. Yönetim geri adım attı ve işe geri alındığımı açıkladı. Ama ertesi güngeldiğimde, bir daha işten atıldığımı öğrendim. Bu sefer yanıma sadece 60 işçi çıktı, daha sonra 40'ıgeri döndü. Yanımda sadece 20 işçi vardı ve onlar da bir kalemde işten atılabilirlerdi. Ben de geridönmelerini söyledim. Resmi grev daha sonra başladı.
- Gelen haberlere bakılırsa, NATO içinde Yugoslavya'ya karşı yürütülen bombardımana ençok destek İngiltere'den geliyor. Hükümet bu desteği nasıl sağlayabildi? Sendikalar vesosyalistlerin savaş karşısındaki tutumu nedir?
Handyside: İşçilerin savaşı desteklediği doğru değil. Ama bu sorunla pek ilgilendikleri desöylenemez. NATO'ya verilen halk desteğinin ardında ise, Kosovalı mültecilerin durumunun yattığınıdüşünüyorum. Evet, mülteciler çok acı çekiyor ama Blair de bu acıyı savaşa destek yaratmak içinkullanıyor. Tam bir ikiyüzlülük. Geçenlerde eşiyle bir mülteci kampını ziyaret ettiler. Ekranlara,eşinin ağlayan görüntüleri yansıdı. Tiksinti vericiydi. Bir saat kaldıktan sonra çekip gittiler. Blair'ineşi, mültecilere yardım etmek için ikinci el otomobilini satmış! Hükümet medyayı çok iyi kullanıyor.
Milletvekillerinden sadece 20 kadarı savaşa karşı çıktı. Yani düzen partileri de savaş cephesindebirleşmiş durumda. Sendikalardan ise sadece UNISON'un Londra şubesi savaşa karşı bir açıklamayaptı. Diğerlerinden ses yok. Burada, yine ücret sendikacılığı ve sendika-siyaset ilişkisi sorununageliyoruz. Bence bu konferansın en önemli yönü, sendikaların siyaset yapmasının gerekliliğinivurgulaması oldu zaten.
Sosyalistler, çeşitli eylemlerle savaşa karşı çıktılar. Özellikle Troçkistlerin büyük yürüyüşleri oldu.Ama İngiltere solunun Yugoslavya konusunda ikiye bölündüğünü söyleyebiliriz. TroçkistlerinYugoslavya konusundaki sloganı "Bombardımanı durdur, bağımsız Kosova". NATO harekâtınınderhal sona ermesini ve Kosova Kurtuluş Ordusu (UCK)'nun silahlandırılmasını talep ediyoruz.
Hedley: Bu politikaya şiddetle karşıyım. Düşman NATO'dur. UCK ise onların işbirlikçisi. Nasılonların silahlandırılmasını savunabilirsin?
Handyside: Ama UCK'nın ileride sosyalist bir çizgiye varma olasılığı var. Afrika'daki çeşitli ulusalkurtuluş hareketleri, İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) ve diğerleri de sosyalist değil, ama onlarıdestekledik.
Hedley: IRA İngiliz emperyalizmine karşı savaşıyordu. Miloseviç ise adi bir diktatörden başka birşeydeğil. Bahsettiğin hareketlerin hepsinde antiemperyalist bir nitelik vardı. UCK ise antiemperyalistdeğil, aksine, emperyalistlerin oyuncağıdır. "UCK silahlandırılsın" diyorsunuz, ama bu zatenyapılıyor. ABD'den gizlice silah alıyorlar. İlla açıkça yapılacak değil ya. Televizyonlarda gördük,ellerinde Amerikan ağır silahları vardı.
Handyside: Eğer bir ölüm-kalım mücadelesi veriyorsan şeytandan bile silah alırsın.
Hedley: UCK'nın sosyalist bir çizgi izleme olasılığı olsaydı, ABD onlara silah vermezdi. UCK, NATOharekâtını destekliyor ve bu da onları emperyalizmin işbirlikçisi yapar.
- Sizce NATO ve ABD'nin hedefi ne?
Hedley: Balkanlar'a yerleşmek, Yugoslavya'nın doğal kaynaklarını yağmalamak. Stratejik petrolgeçiş yollarını ve limanları ele geçirmek.
Handyside: Ben de katılıyorum.
ÖNCEKİ HABER

Meclis'te Kavakçı karmaşası

SONRAKİ HABER

Kırmıtlı Kuş Cenneti'nde tuzakla yapılan kuş katliamı tepki topluyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa