16 Mayıs 1999 21:00

Subaşı'nda Kürtlere tahliye dayatması

İzmir'in Torbalı ilçesine bağlı Subaşı beldesinde yıllardır çadırlarda yaşayan Kürtler zorla tahliye edilmek isteniyor. CHP'li belediyenin, para vererek satın aldıkları arazilerde ev yapamadıkları için çadır kurarak oturan Kürtlere karşı yürüttüğü bu uygulamanın tek nedeni oyların HADEP'e verilmiş olması.

Paylaş
Subaşı'nda Kürtlere tahliye dayatması
Hüsniye Ersan
Torbalı-Subaşı Belediyesi'nde, zorunlu göç nedeni ile uzun süredir çadırda yaşamakta olan insanlar, çadırları yıkılarak belde dışına çıkmaya zorlanıyor. Kürt illerinde evleri yakılarak göçe zorlanan 200'e yakın insan, yıllardır, Torbalı-Subaşı beldesinde parayla satın aldıkları arsalara çadır kurarak yaşamlarına devam etmişler. 15 yıldır da geçimlerini tarla ve bostan işlerinde ırgatlık yaparak sağlamışlar. Belediye semte su getirtmiş ve telefon hattı çektirmiş. Ancak son seçimlerde belediye başkanlığını kazanan CHP'li Muzaffer Zeyrek, HADEP'e oy vermeleri nedeniyle çadırda yaşayanları, "Nereden geldiyseniz oraya dönün. Eğer gitmezseniz bir bölük jandarmayla çadırlarınızı üzerinize yıktırırım" diyerek tehdit ediyor.
'Bir şey değişmez'
Subaşı beldesinde oturanlar, röportajda konuşmaktan korktuklarını dile getirerek sorunlarının gazetede çıkmasıyla hiçbir şeyin değişmeyeceğini, hatta zarar göreceklerini söylüyorlar. Çünkü daha önce bölgeyi ziyaret eden İHD heyeti ile Milliyet ve Özgür Bakış muhabirleri halkla konuştuktan sonra belediyeye gidip görüşmeler yapmışlar. Ziyaretçilerin gidişinin ertesi günü belediye başkanının adamları, çadırda yaşamlarını süren çaresiz insanlara, "Siz görürsünüz, buraları derhal terk edin. Sizler burada terör estirmek niyetindesiniz. Çünkü İHD ve gazetecileri benim üzerime gönderdiniz. Bu hatayı yapmayacaktınız. Nerden gelmişseniz oraya gidin" diyerek halkı azarlayıp, birkaç çadırı önce yaktırıp sonra kepçeyle toplayıp üzerine toprak attırmış.
Subaşı Belediye Başkanı burada yaşayan halka 'son ikaz' olarak çadırlarda yaşamlarını sürdürenler için 17 Mayıs Pazartesi gününe kadar süre vererek jandarma vasıtası ile tahliye kararı almış. Bu baskılar ve hakaretlerden sonra konuşmaktan ve isim vermekten çekinen halk, bir daha gazetecilerle konuşmama kararı almış. Yine de konuşmak için ikna olan bazıları tüm dertlerini anlattıktan sonra 'en azından rahatladıklarını' söylediler. Çadırlarda yaşayanlardan bir göçer, ailesinin 12 nüfusa sahip olduğunu ve şimdiki çadırlarında 10 yıldır oturduklarını, sadece 12 kişiden 4'ünün ırgatlığa gidebildiğini belirtti. İsmini vermek istemeyen bu kişi sorunlarını ağlayarak şöyle anlattı: "Benim Güneydoğu'da evim vardı ama yakıldı. Buraya geldim, bu arsaya 10 yıldır vergi ödüyorum. 12 nüfus burada, bu çadırda barınıyoruz. 4 kişi haricinde çalışanım yok. Çocuklar okula gidiyor. Param yoktu ki bir bina dikeyim. Seçimden önce reisimiz bizlerle iç içe oturup bize 'Ben Kürtlerin belediye başkanıyım' derdi. Şimdi ne oldu. Bizler HADEP'e oy verdiysek o bizi utandırsaydı. Şimdi bize düşman oldu. Yakışır mı böylesi bir devlet adamına. Bizler ne hata işledik. Kimin namusuna zarar verdik. Kimi katlettik. Bizler dişimizle tırnağımızla bu arsaları aldık. Üzerlerine birer çadır diktik ve hatta belediye başkanı bizlere birçok kolaylıklar gösterdi. Şimdi bizleri atıyor. Bu arsaların parasını da vermiyor. Bari bize arsalarımızın karşılığını versinler de bizler de o parayla başımızın çaresine bakalım. Nedir bu bizleri bölmek için yaptıkları."
CHP'liler de karşı
Çadırlarının önünde çaylarını yudumlayıp kara kara düşünen bir ailenin yanına vardığımızda onların da kötü bir durumda olduklarını görüyoruz. Yaşlı ev reisi işitme engelli, 5 çocuğu cezaevinde, onların çocukları ve hanımları da kendisiyle birlikte oturuyor. Torunlarını okula gönderen, çadır yaşamının karmaşasını göğüsleyen bu yaşlı adam konuşacak bir şey bulamadığından gözlerinin yaşları pınar oluyor. Eşi yaptığımız sohbette, "Biz çok perişanız. Burada 15 yıldır yaşıyoruz. Belediye başkanı gelsin, bu çadırda yaz kış demesin yaşasın görsün. Bizim bu acımızı ancak o zaman anlardı. Bizler jandarmadan, reisten korkuyoruz. Ne konuşalım. Bizim elimizden tutanımız yok ki nereye gidelim. Nasıl yapalım. Bu çocuklar ne olacak. Kürt-Türk birlikte yaşamasını biliyoruz, ama bizi engelliyorlar. Bizi bu devlette istemiyorlar. O zaman bize bir yer desinler gidelim" diyor. Belde de görüştüğümüz yerli halk da olaydan şikâyetçi. Kısa sohbetler yaptığımız 15'e yakın insanın hepsinin görüşleri aynı: "Evet oyumuzu CHP'ye verdik. Ama inanın ki bu belediye başkanının komşularımıza yaptıklarını onaylamıyoruz. Biz zararları yok. Bayram oluyor ziyaretimize geliyorlar. Ayıptır yapılan. İnanamıyoruz CHP'li bir başkan böyle şeyi nasıl yapar. Bu şekilde sağ partili bir insandan ne farkı kaldı. Bunlar insan değil mi? Diyelim ki burayı HADEP aldı. HADEP bize aynısını yapsaydı ne olurdu?"
ÖNCEKİ HABER

Görüşler...

SONRAKİ HABER

Sanayi üretimi ağustosta bir önceki yılın aynı ayına göre %3,6 azaldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa