16 Mayıs 1999 21:00

Görüşler...

Ali Akdağ, Yol-İş İstanbul 1 No'lu Şube Başkanı

Paylaş
Görüşler...
Ali Akdağ, Yol-İş İstanbul 1 No'lu Şube Başkanı
Sermayenin giderek sınır tanımaması, tekellerin dünyaya egemen olması, tekellere ve kartellere karşı, tek tek ülkelerin işçilerinin mücadelesinin başarıya ulaşamayacağını, bugün de arkadaşların net olarak söylediği gibi bir fabrikada, bir işyerinde bir grev varsa, o işyeri de o uluslararası tekellere bağlıysa, o tekellere bağlı başka işyerlerindeki üretim de devam ediyorsa, o grevin, o direnişin başarıya ulaşmasının imkânı yok. Bunun karşısında dünyanın işçi sınıfının birlikteliğini oluşturmaktan geçiyor.
Kartellere karşı mücadelenin pekiştirilmesi, diğer ülkelerdeki işçilerin de o dayanışmaya katılarak, birlikte mücadeleyle başarı elde edilebileceği inancıyla böyle bir konferansa gereksinim duyuldu.
Bugün gözlediğimiz kadarıyla da gerçekten uluslararası sendikal anlamda, Asya'dan, Avrupa'dan, Amerika'dan, Afrika'dan cidden bu işe hassasiyet gösteren, bu işin bilincinde olan, dışarı dünyadaki ekonomik politikaları yönlendirenin, uluslararası sermayenin finans kurumları olan IMF ve Dünya Bankası'nın direktifleriyle, adeta sermayenin çıkarlarının kollandığını bugün bu insanlar dile getirdi. Duyarlılık gösterdiklerini gözlemledik. Türkiye'deki sorunlar, Türkiye'deki sendikaların çağrıda isimlerinin olmasına rağmen az katılmaları, Türkiye'ye özgü bir durum olsa gerek diye değerlendiriyorum.
Kenan Kaya Basın-İş Genel Başkanı
Sınıfsal mücadeleye baktığımız açı çok önemli. İşçi sınıfının önü birçok tıkanıklıklarla dolu, birçok sorunlarla dolu. Bu gerek kendinden kaynaklı, gerek 12 Eylül'ün ürünü antidemokratik yasalarından kaynaklı baskılarla içiçe. Böylesine bir anlamda uluslararası sınıfsal sorunların etrafından bir bütünleşmenin, dayanışmanın olması mükemmel bir olay.
Ama bu mükemmele ulaşmak için biz Türkiye işçi sınıfının penceresinden olaya bakmamız ve kendi içimizdeki sorunlara bakışımız, sınıfsal temelde işçi sınıfı bilincinin ve karşı duruşun nasıl sergileneceği ortaya konmalı. Biz sendikaların işçimizi bu set oluşumuna karşı örgütleyip, bunu bir de uluslararası düzeye taşıması gerekli. Ama önce ölçü, her işçinin kendi sendikasından doğru bu mücadelenin nasıl yükseltileceğini, bu mücadelenin en azından kendi işkolundaki mevcut sendikaların dışında, diğer işkolları sendikalarıyla organize olup karşı duruşu sergilemesi gerekir. Bunlar olmadığı, buradaki sac ayakları yerli yerine oturmadığı süreç içinde uluslararası sendikal dayanışmanın güdük kalacağını kesinlikle düşünüyorum.
İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu bazında, sosyal güvenlikte, sağlıkta özelleştirme, emeklilik yaşının yükseltilmesi, mezarda emeklilik sistemine olanca gücümüzle 1986'dan bugüne karşı, eylemsel tavrımızla, işçi gücümüzle, üyelerimizi bu anlamda eğitme, aktif mücadele sürecini yaşayarak geliyor. Ama bizim yaptıklarımız, en azından İstanbul'da kurulu bulunan 83 tane Türk-İş'e bağlı şube tarafından pek de destek bulmadı. Mücadelenin en doruk noktasında 35-40 şubeyi kapsadı. O da sadece işçilerin sözleşmelere sadece ücret diye baktığı, sıkıştığı dönemlere rast geldi. Onun dışında sosyal aktivitelerdeki tıkanıklığa karşı çıkabilmenin olguları, yaklaşık 15-20 sendika ile devam ettiriliyor. İşte eksiklik burda. Bir sendikal bürokrasi tıkanıklığı var. Öyleyse iş yine işçinin kendisine düşüyor.
ÖNCEKİ HABER

Çalışma Grupları raporlarını sundu

SONRAKİ HABER

DAY-MER'in 30. Kültür ve Sanat Festivali, geniş katılımlı resepsiyonla başladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa