15 Mayıs 1999 21:00

'Dayanışma lafta kalmamalı'

Onbeş ülkeden, 300'ü aşkın sendikacı ve işyeri temsilcisinin katılımı ile gerçekleştirilen,Uluslararası Sendikal Dayanışma Konferansı'nın ilk gününün ikinci oturumunda söz alan değişikülkelerden sendikacılar, ülkelerindeki sendikal hareketin ve işçilerin karşı karşıya bulunduğusorunları dile getirerek, çözüm önerilerini sundular.

Paylaş
'Dayanışma lafta kalmamalı'
Onbeş ülkeden, 300'ü aşkın sendikacı ve işyeri temsilcisinin katılımı ile gerçekleştirilen,Uluslararası Sendikal Dayanışma Konferansı'nın ilk gününün ikinci oturumunda söz alan değişikülkelerden sendikacılar, ülkelerindeki sendikal hareketin ve işçilerin karşı karşıya bulunduğusorunları dile getirerek, çözüm önerilerini sundular. Konferansın tabana yayılması vedayanışmanın lafta kalmaması gerektiğini söyleyen sendikacılar, uluslararası eylem birliğine vurguyaptılar.
İlk olarak söz alan ve aynı zamanda divan üyesi olan Alman Sendikalar Birliği (DGB)Karlsruhe Başkanı Sabine Leidig, önce DGB hakkında kısa bir bilgi verdi. 10 milyona yakın üyesibulunan DGB'nin, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra her türlü politik akımı çatısı altında toplayan birsendikal birlik olarak kurulduğunu söyleyen Leidig, son 10 yıl içinde politik ve ekonomik haklarınciddi bir biçimde kısıtlandığına dikkat çekti.
Birçok olgunun, neoliberal politikaların Avrupa'da sosyal demokrat damgasıyla devam edeceğinigösterdiğini belirten Leidig, "Bize dayatılan 'uluslararası rekabetin bir parçası olmaktan başkaalternatif yok' anlayışından kurtulmaya çalışıyoruz" dedi. Sabine Leidig, kendi ülkelerinde başarıelde etmek isteyen sendikaların, başka ülkelerdeki sendikal mücadelelerle bütünleşmeden başarılıolmasının mümkün olmadığını vurguladı.
'Sınıf sendikacılığı hayata geçirilmeli'
Ülkelerinde en yoğun özelleştirmenin, sosyal demokratların iktidarda olduğu süreçte yapıldığınadikkat çeken Fransa Genel-İş Sendikası (CGT) eski Genel Sekteri Roger Nadaud, Fransa işçisınıfının tarih içerisinde elde ettiği kazanımlara yönelik saldırıları örnekleriyle anlattı. Enönemlisinin de bu saldırıların sol iktidar döneminde olmasına dikkat çeken Nadaud, işçi sınıfınınmücadelesinin yükseltilmesi, yeniden devrimci bir sendikacılığın yaratılması için çabalarınsürdüğüne vurgu yaptı.
Bunun başarılamaması durumunda işçi ve emekçilerin acı çekeceğinisöyleyen Nadaud, bu uluslararası girişimin, yüzlerce delegeyi bir araya toplayan konferansın, sınıfsendikacılığının hayata geçirilmesine katkı olacağını umduğunu belirtti.İsviçre Metal, Makina ve Saat Endüstrisi Sendikası (SMUV) Ulusal Yabancılar KomisyonuBaşkanı Giarrana Giovanni ise, "Boş lafı bir yana bırakalım, eyleme geçelim. Bu eleştiri sürekliişçilerden geliyor. Bizi böyle eleştiren bu tabanın eyleme geçmesi yine bize bağlı" diye konuştu.
'Konferans tabana yayılmalı'
Giovanni'den sonra konuşan TÜMTİS Genel Başkanı Sabri Topçu da, sendikaya üye olmanınönünde baraj ve noter şartı başta olmak üzere yasal engeller olduğunu, işsizlik sigortasınınbulunmadığını ve sendika yönetimlerine gelinebilmesi için 10 yıl sigortalı çalışma şartınınarandığına işaret etti.
Bu uygulamanın, genç ve dinamik işçilerin merkez yönetimine gelmesiniengellediğini kaydeden Topçu, Türkiye'de demokrasiden, emekten yana sendikacıların gözaltınaalındığını, işkence gördüğünü, katledildiğini ve bu tür gelişmelerden herkesin sorumlu olduğunuifade etti. Diğer ülkelerden gelenlerin konuşmalarını dinleyince sorunların her yerde aynı olduğunudaha iyi anladığını ancak, Türkiye'de durumun daha da kötü olduğunu vurgulayan Topçu, "Sistemözgürlükten, demokrasiden yana sendikacıları kıskaç altına alıyor. Çok konferanslar yapıldı artıkbunlar tabana yayılmalı. Bu konferans burada kalmasın, işçilere yayılsın, tabanla tartışılsın" diyekonuştu.
Konferansa katılanların kendi ülkelerinde sınıf hareketini demokrasi, özgürlük ve dayanışma içinharekete geçirmesi gerektiğine işaret eden Topçu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık işçilerpolitikanın içine girmek zorunda. Ancak örgütlü güçle saldırılara karşı durabiliriz."
'Birleşmek zorundayız'
"Burada olmak emeğin dayanışması için büyük bir adım" diyerek sözlerine başlayan Hindistan İşçiKöylü Konseyi Yöneticisi Ashim Kumar Roy ise, Asya'daki işçi hareketinde ciddi bir yükselmeolduğunu vurguladı. IMF ve Dünya Bankası'nın ekonomiyi yeniden yapılandırma adı altındauyguladığı politikaların özelleştirme, esnek çalışma ve yeni tipte sözleşmelerin dayatılmasına yolaçtığına dikkat çeken Roy, emekçilerin sendikasız, sigortasız ve iş güvencesiz olduğununun altınıçizdi.
Uluslararası dayanışmanın, sendikal hakların kazanılmasında yardımcı olmasını umduğunusöyleyen Roy, "Politik ayrılıklar bir kenara bırakılarak işçilerin acil ve ciddi sorunları içinbirleşilmesi lazım" dedi.
'Politik hakları savunmadan sendikacı olunmaz'
Benin İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Azoua Gaston, Afrika'nın tüm geribıraktırılmış ülkeleri adına konuştuğunu vurguladı. Afrika'daki işçilerin sorunlarının da dünyaülkeleriyle hemen hemen aynı olduğunu belirten Gaston, okuma yazma oranın düşük olmasınındemokratikleşme mücadelesini zayıflattığını kaydetti. Özelleştirme, işten atılma gibi yasalarınçıkarıldığını, işçilerin '90 yılındaki ücretleriyle çalıştırıldığını anlatan Gaston, bütün bunların"köleliği dayatan" IMF ve Dünya Bankası'ndan kaynaklandığını vurguladı.
Gaston, "Bize diyorlar ki 'yalnızca ekonomik talepler isteyeceksiniz. Politikayla uğraşırsanızboynunuzu kırarız'. Politika yapmadan politik mücadele vermeden, politik hakları savunmadankendinize sendika diyemezsiniz. Çünkü karşınızdakiler politika yapıyor. Demokratik özgürlük içinmücadele etmelisiniz" dedi.
Rusya Savunma (Sachita) Sendikası yöneticisi Anotoliy Piyjov ise, Rusya'da ağır ve acımasızkoşulların bulunduğunu, bu koşulların Rusya proleteryasını savunmaya ve saldırıya ittiğinikaydetti. Piyjov, "Rusya proletaryası anlamaya başlıyor ki; acımasız bir sınıf savaşımına başlamakzorundadır" dedi. "Kapitalizm bir parazittir. Canavardır benim için" diyen Piyjov, emperyalistlerinsavaş rüzgârları estirdiğini, bu tür saldırgan savaşların dünya savaşına yol açabileceğini veüçüncü dünya savaşını önlemek için yöneten sınıfın yok edilmesi gerektiğini söyledi.
Emperyalizmin, işçi sınıfının mücadelesini ulusal sınırlara hapsetmeye çalıştığına dikkatçeken Piyjov, pratik kararlar almak gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şu sloganla bitirdi: "Bütündünyanın işçileri birleşin, zafer bizim olacaktır."
'Emperyalizm Cezayir'de gericiliği destekledi'
Piyjov'dan sonra söz alan, Cezayir asıllı Fransız İnşaat İşçileri Fedarasyonu (CGT) MerkezYürütme Kurulu üyesi Ali Bendris, CGT'nin Cezayir'de de örgütlü olduğunu, ancak Cezayir'lisendikacıların vize sorunu olduğu için toplantıya gelemediklerini ve bu nedenle Cezayir'dekisorunları anlatacağını ifade etti. Cezayir'de yaşanan krizin, uluslararası krizin bir parçası olduğunubelirten Bendris, ülkelerinin IMF kıskacı altında sömürgeleştirilmek istendiğini bildirdi. ABDemperyalizminin dünyanın jandarmalığını yaptığını ve bu jandarmanın Cezayir'deki çıkarları gereğiİslami gericiliği desteklediğini anlatan Bendris, '90lı yıllardan itibaren İslami faşizmin halka ve ilecigüçlere karşı saldırıya geçtiğini anlattı.
Birçok ilerici ve demokrat insanın öldürüldüğünü, bu saldırıların "vahşi kapitalizm"denkaynaklandığını vurgulayan Bendris, Cezayir'in yarısının yoksulluk sınırının altında yaşadığınıifade etti.
ÖNCEKİ HABER

HADEP'li seçilmişler açlık grevinde

SONRAKİ HABER

Erdoğan gerilimi artıyor: Pazar günü Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa