14 Mayıs 1999 21:00

Güle güle Zihni Ağabey

Herhangi biri gibi doğan, fakat adam gibi ölen insan sayısı azmış. Benim Zihni Ağabeyim, işte o adam gibi ölenlerden birisidir. Güle güle benim güzel ağabeyim.

Paylaş
Güle güle Zihni Ağabey
Hasan Kıyafet
Bir yıldız daha kaydı burcundan. Bir değer daha yürüdü sonsuzluğa. İşçi sınıfı yaman bir savaşımcısını, ödünsüz bir dostunu daha yitirdi. Ne kadar üzülsek, ne kadar yansak yeridir!
Zihni Turgay Anadol'u ne zaman, hangi tarihte tanıdığımı anımsamıyorum. Belki otuz, belki kırk yıl öncelere dayanan bir dostluk. Gerçekte süreç çok önemli değil. Önemli olan kurulan dostluğun kalıcılığı ve dayandığı nitel temellerdir. Zihni Ağabey'in dostluğuna, arkadaşlığına, ağabeyliğine doyum olmaz ki!
1918 yılında Devrek'te doğmuş. Bastonun hası onun memleketinde yapılırdı ama baston kullanmazdı. "Oğlum bastonu yaşlılar kullanır. Ben sosyalizmin çiçeği burnunda bir delikanlısıyım" derdi. Aynen dediği gibiydi. Düşündüğü gibi yaşadı ve dimdik öldü. Benim sevgili Zihni Ağabey'im!
1944 yılında TKP'ye girdi. Ezilenlerden, emekçi sınıftan yana tavrını yiğitçe aldı. Doğal olarak da o günden bedel ödemeye de başladı. Reşat Fuat Baraner, Suat Derviş, Hasan İzzettin Dinamo, Zeki Baştımar gibi yiğitlerle 3,5 yıl bir kesim zindanda yattı. Üç buçuk yıl askerlikten sonra temiz 22 ay daha yattı. Sonra gelsin sürgünler, yargılanmalar bilmem neler...
Nerede bir antifaşist yürüyüş, nerede emekçiden yana bir toplantı var bizim 'Küçük Dev Adam' oradadır. Onca kalabalığın arasında her 1 Mayıs yürüyüşlerinde birbirimizi görürdük. Ne geziyorsun bu gençlerin arasında diye takılırdım. Hemen kahkahayı basar: "Kıyafet, ulan oğlum bastonu kimler kullanır? Bak benim elimde Devrek bastonu var mı?" diye sorularını sıralardı.
Hasan İzzettin Dinamo ve Zihni Ağabey'le kafamız çok uyuşurdu. Demek yerindeyse üçümüz giderek 'Üç Ahbap Çavuş' olmuştuk. Söyleşilere, imza günlerine birlikte gidiyorduk. Bu kısa yazıya sığmayacak güzel anılarımız olmuştu. Karabük'e giderken Bolu Dağları'nda yağan karı Dinamo'ya göstermemek için gösterdiğimiz çabalar, Bursa yolunda Dinamo'nun otobüs kaçırma girişimi, tümü birer öykü konusu. Dinamo da Zihni Ağabey'e takılmaya bayılırdı. "Zihni ben Laz Kürt'üyüm, bunu biliyor muydun" der bıyıkaltı gülerdi. Zihni Ağabey bozulur: "Yahu bırakın şu Laz'ı Kürt'ü, Çerkes'i, ortada koskoca bir işçi sınıfı var işte" derdi. O son yıllarında uluslar sorununa daha değişik boyutlarda bakmayı bildi. Ezilen halkların ulusçuluğu ile, dominant ulusun ulusçuluğunu ayrı ayrı kefelere koyup değerlendirdi...
Zihni Anadol'la geçen yıl Bartın Kültür Şenliği'nde birlikteydik. Orman İdaresi'nin konuk evinde aynı odada kaldık. O tatlı anlatımı ile boyuna anlatıyordu: Bartın'da akrabaları dostları, özel olarak onun adına gelmiş; uzun uzun hasret gidermişlerdi. Ama Zihni Ağabey bütün bu dost akrabaya söyleşilerinin sonunda sıkıntılıydı: "Kıyafet ulan oğlum, bizimkiler sürekli eski hikayeleri anlatıyorlar. Oysa ben yeni hikayeler dinlemek istiyorum. Eveet, dert vaar, sıkıntı vaar, pekiyi çözüm? Bizimkiler işte burada çuvallıyorlar. Sen köy enstitülüsün. Dinini bellediğimin köy enstitülüleri tüm bizimkiler gibi sıkıntıları anlatırlar. Pekiyi dinine yandığımın çözümü nerede? Ulan oğlum sen köy enstitülüler içinde biraz farklı ses çıkartıyor gibisin. Bu aykırılığında devam et. Sınıf sorunu çözülmeden hiçbir bok çözülmez anladın mı? Konuş oğlum konuş çözülür mü?"
Zihni Anadol "Truva Atıyla" yazmaya başladı ve yazmasını Evrensel'de, son nefesine kadar sürdürdü "Can Pazarı Yolcuları" adlı yapıtı yol ışıtacak özelliktedir. O, çalışmasını son nefesine kadar sürdürdü ama, son sözünü söylemeden gitti. Ondan aldığımız mirası bizde yarım bırakacağız. Yani son sözümüz boğazımızda kalacak. Ama bir gün son sözümüzü söyleyecek birileri mutlaka bulunacak. O sıra yanı başımızda Zihni Ağabey, Dinamo ve de Nâzım mutlaka olacak...
Ölümünden kısa bir süre önce, özverili kardeşimiz Güngör Gençay'la birlikte evine gittik. Ölüm ve işkenceyle yüz yüze gelmiş insanlar iyi bilirler; Zihni Ağabey, ölümün soğuk yüzüyle karşı karşıyayken gülmesini bilenlerdendi. Öleceğini bile bile, bilmemiş görünerek bize diyordu ki:
"Ulan oğlum Kıyafet, Dinamo bize kalleşlik etti diyorsun. Yoldaşlığı yarım bıraktı, öldü. Aklından geçenleri anlıyorum. Benim de su koyuracağımı sanıyorsun değil mi? Boşuna beklersin. Bende o göz var mı? Sosyalizmin kuruluşunu görmeden ölenin de avradını..."
Herhangi biri gibi doğan, fakat adam gibi ölen insan sayısı azmış. Benim Zihni Ağabeyim, işte o adam gibi ölenlerden birisidir. Güle güle benim güzel ağabeyim. Toprağın bol, gittiğin sonsuzluk ışıklı olsun, hepimizin ağabeyisi!

* Üç Ahbap Çavuşun Son Yoldaşı

ÖNCEKİ HABER

Devrek No: 1

SONRAKİ HABER

Trump: Türkiye'ye yönelik yaptırımlara izin veren bir kararnameyi çıkaracağım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa