14 Mayıs 1999 21:00

Devrek No: 1

Fahri Erdinç'in "Devrek No: 1" adlı bir öyküsü vardır. Siyasal hükümlülerin de bulunduğu bir hapishaneyi anlatır.

Paylaş
Devrek No: 1
Sennur Sezer
Fahri Erdinç'in "Devrek No: 1" adlı bir öyküsü vardır. Siyasal hükümlülerin de bulunduğu bir hapishaneyi anlatır. Kömürün adam başı hesabıyla pek az verildiği, odaların eski kovadan, yarım gaz tenekesinden mangallarla ısındığı bu hapishanede, siyasilerden Zihni Efendi, "kanun kitabını ezberlemişliğiyle", "tutukluların alacağı cezayı kılı kılına söylemesiyle", "danışmalara para almamasıyla" tanınır. Zihni Efendi, karısını ve oğlunu yıllardır görmemiştir. Karısıyla mektuplaşmakta, en son meme emen bir bebek olarak gördüğü oğluna, bir oyuncak hazırladığını anlatmaktadır: "Zihni, o çocuk oyuncağı kamyonla sahiden aylardır meşguldü. Her aramadan güç hal ile kurtarabildiği nafile bir bıçakla, bu kamyonun pencerelerini oymak, hele çamurluğuna biçim vermek kolay değildi. Fakat yalnız hapishane denen yerde iğne ile kuyu kazılabilirdi; işte buna inanıyor, bıçağından çok sabrına güveniyordu." Her mektupta anlatılan bu oyuncak kamyon sonunda, karlı bir şubat gecesi biter. Zihni karısına "Kamyon bu gece bitti. Plakasına varıncaya kadar her şeyi tamam. Bu plakanın üzerine 'Devrek No: 1' yazdım. Artık kamyonun bu isimle tescili için gelince belediyemize baş vururum" diye yazar. Aylardan şubattır. Karısı ve çocuğunu nisanda görebilecektir.
Zihni mektubunu tamamlayamadan, odalardan birindeki genç Karadenizlinin ağzından burnundan kan geldiği haberi ulaşır. Veremli delikanlı, yarı uykuda bit kontrolü için soyulunca durumu ağırlaşmıştır. Mahkûmların büyük bölümü, neredeyse umutsuzlukla onun ölümünü beklemektedirler. Delikanlı bir ara gözünü açıp "İki yudum sıcak bir şey" diye sayıklar. Mangallar çoktan sönmüş. Yakacak bir şey yok. Gardiyan kapının yumruklanmasını umursamıyor. Bir ara hırsızlıktan hükümlü biri bir avuç kömürle bir demet kâğıt getirir. Artık yarı ölüm halindeki delikanlıya sıcak bir şey verilebilecektir.
"Zihni, kâğıtları eline alır almaz tanımakta gecikmedi, bunlar altıncı odadaki adamın bir yıldan beri üzerinde çalıştığı romanın müsveddeleriydi. Birden gözleri doluksayan Zihni bu kâğıtları kaptığı gibi odadan fırladı, peşinden merakla bekleyenler onun teker teker sayılan nalınlı ayak seslerinden sonra, koridorda tekme altından geldiği anlaşılan zayıf çatırtılar duydular. Nalınlı adımlar yine birer birer sayıldı ve Zihni kucağında rengârenk tahta parçalarıyla kapıda göründü, üzerinde 'Devrek' yazılı plaka, ikiye bölünmüş bir parça üzerinde hâlâ sallanıp duruyordu. Onu görünce yasin okuyan Hikmet Efendi'nin çenesi tutuluverdi. Zihni sadece gömleğinin yeniyle gözlerini silerek Hızır'a yaklaştı: 'Şimdi kardeşim, dedi, şimdi sana çay yapacağız.' (...) Neden sonra Hızır çayını yudumlarken: "Benim Hızır adımı kulağıma yalan demişler, Hızır sensin' diyerek Zihni'ye minnetle bakıyordu."
Zihni, mektubunu olayı anlatıp şöyle bitirir: "İşte böyle karıcığım. Kıvılcım'a kamyonu unutturmaya çalış daha iyi. Şu anda resmine baktıkça yaramazın dudak büktüğünü görür gibiyim. Fakat eminim ki, bu hikâye kendisine anlatılabilecek kadar büyüdüğü zaman, kamyonuna acımayı düşünmeden, evvela benden genç Karadenizlinin sağ olup olmadığını soracak. O zaman böyle bir soruya ne cevap vereceğimi bilemiyorum tabii. Fakat şimdilik bu delikanlı yaşıyor."
Fahri Erdinç'in yazdığı bu öyküdeki Zihni, Zihni Anadol'dur. Zihni Anadol'u, bu bir insanın bir gün daha fazla yaşaması için emeğini, çocuğunun sevincini feda edebilen insan adamı, daha iyi tanımanız için yazdım bu gerçek olayı. Zihni Anadol, okumanın önemine inanırdı. Onu sevenler, onun kitaplarını ve gerçekçi edebiyatı okumalı. O zaman, Zihni Anadol ile buluşacaklar.
ÖNCEKİ HABER

'Türkiye kraldan çok kralcı davranıyor'

SONRAKİ HABER

Meteoroloji'den Ankara ve 5 il için sağanak uyarısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa