11 Mayıs 1999 21:00

Özgürlüğe yenilmek: Goya

Ankara Devlet Tiyatrosu'nun bu sezon sahnelediği 'Goya'nın yönetmeni Şakir Gürzumar, ünlü ressamın kişiliğinde oluşan değişimlerini anlattıklarını ifade ediyor.

Paylaş
Özgürlüğe yenilmek: Goya
Muazzez Menemencioğlu
Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen "Goya" isimli oyun, Goya'nın ırmak kıyısındaki evinde geçiyor. Perde açıldığında Goya sahneye sırtını dönmüş olarak, sanki ben burda yokum der gibi oturmaktadır. Sahnenin üst bölümünde İspanya Kralı Fernando ve yardakçısı görünür. Kralın elinde bir kasnak vardır, oyun boyunca kral bu kasnağı işler. Yönetmen bu sembolü şöyle açıkladı: "Sessiz ve sinsice örümcek ağzı gibi nakışını işleyecek ülkeyi karanlığa sürüklediği gibi, bu ülkenin de başına buna benzer sinsi ağlar örüldüğü için bu sembolü kullandık. Sessizce işlenen nakış kralın Goya için tasarladığı öç alma tasarılarını kurguluyor. Nitekim oyunun sonunda, işlediği çevreyi Goya'nın evine kralın bilgisi ve onayı ile yapılan baskında sandalyede işkence sonucu elleri kolları bağlı iken sırtına haç, göğsüne kralın işlediği çevresi iliştirilir.
Goya saraydan ayrılmak zorunda bırakılınca "mason"lukla suçlanıyor. Ama gerçekte Goya mason değildir, ama özgürlükçüdür, özgürlük savaşı vermektedir.
Devlet Tiyatrosu'nun yetenekli, bol ödüllü yönetmeni Şakir Gürzumar'la "Goya" adlı oyun üstüne bir söyleşi yaptık.
Oyun seçimi sizin mi?
Seçim benim, bir yıldır üzerinde çalışmaktaydım. Oyun Goya'nın bir biyografisi değil. Şimdi izleyicilere de bir takılma oluyor: "Niçin Goya sahnede hiç resim yapmıyor?" diye. Goya oyununun yazımında da yazar Antonio Buero Vallejo'da baskı görmüş bir yazar. Genelde, geçmişte var olan, şimdi de var olmakta devam eden, sanki var olmaya devem edecekmiş gibi gözüken, sanatçı, aydın, düşünür kesime bir baskı düzeninin kurulması. Bunu da kral kuruyor. Bu baskı sonucunda bunun teröre kadar götürülebilmesi, bu terörün de, kimlikleri belli olan kişiler tarafından değil, birtakım timler kullanılarak yaptırılmasıdır. Goya'nın birlikte yaşadığı kadına, Goya'nın gözleri önünde tecavüz edecek derecede baskının teröre dönüştülmesidir. Bu anlamda, bizim ülkemizde de çok büyük örtüşmesi var bu oyunun. Goya benim bakışımda birçok aydını, birçok sanatçıyı, birçok düşünürü temsil ediyor.
Goya'nın saray resimleri ve toplumsal resimler yaptığı biliniyor ancak, krala karşı özgürlük savaşı verdiği bilinmiyor galiba.
Goya uzun bir süre sarayda kalıyor, uzun bir süre kral Fernando'ya hizmet ediyor. Ama daha sonra kendi alanında resimler yapmaya başlıyor. Daha doğrusu sanatçı olarak yaşama bakış açısı değişiyor. Saray portreleri yapmaktan uzaklaşıyor. Uzaklaşması, sanatçı kimliğini biraz daha ön plana çıkarmaya çalışması giderek Goya'yı saraydan uzaklaştırıyor. Ve de o dönemde kral Fernando'nun zamanında kurulan baskı düzenlerine karşı çıkıyor bir devrimci olarak. Hatta masonlukla suçlanıyor. Kara çalmak için o dönemde en belirgin kullanılan özelliklerden biri masonluktu. İlerici yapısıyla saraydan uzaklaşıyor ve saraydan oldukça uzak bir yerde satın aldığı bir eve kapanıyor. O sırada 40 yaşlarında geçirdiği bir hastalıkla sağır oluyor. Bu sağırlık ve aynı zamanda üzerinde kurulan baskı, devrimci yapısı, üstünde birçok bunalımlar yaratıyor. Bu halisünasyonlar, giderek gelişiyor ve devrimci yapısını duvarlarda resmetmeye başlıyor. İlericiliğiyle ilgili resimlerinin dışında, oyunda gördüğünüz, sinevizyonda gösterdiğimiz duvarların üstüne yapılan resimlerin karamsarlığını, o karamsarlıkta, gelecekle ilgili bir umudunun olmayışını görüyoruz. Zaten oyunun finali de hep bunlar olmuştur ve olacaktır diye bitiyor. Kralın ailesiyle dalga geçiyor. Ama bunlar oyunda net verilmiyor. Örneğin şişman papaz, kralın yerini alıyor oyunda. O şişman papaz bir kadın görünümünde ama kral diyor kadına.
Kafasında yarattığı canavarların büyük etkisi oluyor, böylece doğrudan kralı karşısına alıp sürekli alay etme, ama çok inceden alay etme yolunu seçerek macerasını sürdürüyor. Bu terörün etkisinden sonra çevresinin yoğun baskısına direnemeyen Goya, oyunun sonunda kraldan af diler ve Fransa'ya gider. Ben bu bölümü çıkardım. Çünkü bizim ülkemizde biraz daha direncin diretilmesinden yanayım. Yani son bölümdeki kraldan af dileyen biyoğrafi olmadığı için, kraldan af dilemesi bu oyun içerisinde izleyiciyi çok ilgilendirmiyor. Ama yenikliği kabul etmesi çok ortadaydı ve bunlar her zaman olmuştur. Olmaktadır ve olacaktır diye de oyunu bitiriyoruz zaten. Çünkü direnci bitiyor, çok yaşlı. Bu sahne sanatı olduğu için yerden yere sürüklenmeler, son derece şiddetli hırpalamaları fazla gösteremedik. Bütün bunlar kendisini bezdiriyor.
Oyunda Goya'nın 'sevdiği' kadına hırçın davrandığını görüyoruz. Bu neden?
Leoccadia (Zeynep Bronat) Goya'yı çok seviyor. Bu oyunda da seziliyor, metinde de. Goya ileri şekilde bir deha, beyinde giderek -biz bu oyunu çalışırken psikiyatr ile çalıştık, aynı zamanda babil alfabesi ile de çalıştık Goya anlaşılabilsin diye- ciddi anlamda bu bunalımlar, kişide korkunç derecede bir gerginlik yaratıyor. Genelde bu gerginlikteki patlamalar en yakınındaki kişiye karşı oluyor. Çok fazla içki içiyor. Bu durumda olan insanlarda genelde kuşku ön plana çıkıyor. Goya en yakın olarak Leoccadia'ya sıçrıyor sürekli.
Kendisinin aldatıldığına dair kuşkuları var. İktidarı her anlamda kaybetmeye başlıyor sanatsal anlamda, kişisel anlamda, toplumsal anlamda, cinsel anlamda. Bütün çöküşleri bir anda yaşayıp bu bunalımların içine girdiği için yanındaki kadına davranışları da biraz bu şekilde oluyor. Zaten karısı değil, kadın evli bir başkasıyla ama uzun süredir kocasından ayrı yaşıyor, yani evlilik çoktan bitmiş. Kahya olarak almış yanına kadını. Yasal olarak evlenmiyor çünkü kadın boşanmış değil. Kilisenin üstüne gelmesinin nedenlerinden biri de evlilik bağı olmaması. Ama Goya Kahyam diyor kadın için. Kahya olarak çalıştırıyorum diyor.
ÖNCEKİ HABER

Göktepe ailesi suç duyurusunda bulundu

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: İstanbul'da en büyük ihaleler canlı yayınlanacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa