09 Mayıs 1999 21:00

Devlet üreticiyi yalnız bıraktı

EBK ve SEK'in ardından TİGEM'in de özelleştirme kapsamına alınmasına tarım ve gıda işkollarında faaliyet gösteren sendikacılar tepkili.

Paylaş
Devlet üreticiyi yalnız bıraktı
Tarım, gıda işkolu çalışanlarının sivil toplum örgütleri Ankara'da biraraya gelerek, Türkiye hayvancılığını, geleceğini ve hükümetin yeni paketini tartışmaya açtı. Devletin uyguladığı politikalar yüzünden hayvancılığın bugün batma noktasına geldiği değerlendirmesini yapan örgüt yöneticileri, Et ve Balık Kurumu (EBK) ve Süt Endüstrisi Kurumu (SEK)'ndan sonra şimdi de TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü)'in de özelleştirme kapsamına alınmasını eleştirdiler.
Ankara Veteriner Hekimler Odası'nda biraraya gelen örgüt yöneticileri adına ortak açıklamayı okuyan Tarım Gıda-Sen Genel Başkanı Mehmet Çiçek, devletin uygulanmakta olan hayvancılık projelerinde veteriner hekimlerinin etkin ve yönlendirici gücü ve katkısından yararlanılmamasının bugünkü noktaya gelinmesine yol açtığını söyledi.
Çiçek, Türkiye hayvancılığının ana sorunlarının, mera, yem bitkileri ekimi, münavebeli ekim, ekilebilir bir arazinin parçalanarak küçültülmesi, hayvancılığın meslek haline getirilmemesi, özellikle kanatlı hayvan üretimi başta olmak üzere, yem üretiminin hammadde ithaline bağlı olması, verimli ovaların beton yığınına dönüştürülmesi ile ürünlere gerekli ve yeterli desteğin sağlanamaması olduğunu ifade etti. Bu sorunlar ortada iken, bir litre suyun bir litre süttün pahalı satıldığı yerde besi hayvancılığının ana kaynağını oluşturan süt hayvancılığının geliştirilmesinin beklenmemesi gerektiğini kaydeden Çiçek, mera sorununun çözülememesinin de küçükbaş hayvancılığın gelişmesini engelleyeceğini hatırlattı.
'Başarısız projelerin devamı'
Hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla, devlet tarafından sağlanan teşvik, destek ve prim uygulamalarının yem, süt, et ve yumurta üretimine ayrılması gerektiğinin altını çizen Çiçek, Bakanlar Kurulu kararı ile uygulamaya konan "Hayvancılığın Geliştirilmesi Hakkındaki Karar"ının da geçmişte uygulanmış ancak başarılı olamamış projelerin bir tekrarından ibaret olduğuna dikkat çekti. Bu proje kapsamında hayvancılığın geliştirilmesi için ayrılan 10 trilyonu yetersiz bulduklarını açıklayan Çiçek, kaynağın dağılımının da 'ölü doğacak yatırımları' teşvik etmekten öteye gitmeyeceğini ifade etti.
Çiçek, daha önce de uygulanan benzer projelerle getirilen damızlık ithal hayvanların tamamına yakınının kesime gönderildiğini veya damızlık sıfatını yitirerek, ülkede büyük ekonomik kayıba yol açtığını söyledi.
Kaynak dağılımı yanlış
Bu proje ile, hayvancılıkta yeni bir modelmiş gibi getirilen Sözleşmeli Çiftçi uygulamasının da daha önce uygulandığını ve başarısızlığa uğradığını anlatan Çiçek, uygulayıcı kuruluşlarda aranan şartların esnek bırakılmasının da suistimale yol açabileceğine dikkat çekti. Görev ve risklerin yetiştiriciye yüklendiği bir proje olduğunu, hizmetlerin üreticiye ücretli götürüleceğini, kaynağın dağılımının ise Türkiye hayvancılığının durumu ile çeliştiğini anlatan Çiçek, hayvancılıkta en büyük sorunun beslenme sorunu olduğunu söyledi. Hayvancılıkta yem ve yem maddeleri üretiminin yüzde 70'lik bir öneme sahip olmasına rağmen, sözkonusu projede bu alana ayrılan payın yüzde 3 gibi komik bir pay ayrıldığını belirten Çiçek, bu payın en az yüzde 30 olması gerektiğini savundu.
İthalata izin
Hayvan ıslahında en önemli yöntem olan sun-i tohumlamaya yüzde 5 pay ayrılırken, damızlık yetiştiriciliğine yüzde 69'luk pay ayrılmasının düşündürücü olduğuna dikkat çeken Çiçek, bunun yurt dışından ithal etme düşüncesiyle uyuştuğunu söyledi. Projede ayrıca, "ithal gebe düve verilebilir" cümlesiyle ithalata izin verildiğinin de altını çizen Çiçek, geçmişte ithalatta yaşanan yanlışlıkları hatırlatarak, kendilerinin ithatala karşı olduklarını belirtti.
Bu projeden sonra da hayvancılık sorunlarını devam edeceğini belirten Çiçek, "Çünkü, yem fiyatları döviz bazında artarken, yumurta iki yıl önceki fiyatlarla satılmaktadır. Besi üreticileri, ürünlerini pazarlayacak yer bulamadıklarından EBK'unda 2-3 aylık kesim sırası beklemektedir. Süt üreticileri maliyetin altında 80 bin liraya süt satmaktadır" diyerek, devletin bu sorunlara çözüm bulmasını istediklerini söyledi.
Ankara Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası, Tarımcılar Vakfı, Türkiye Ziraatçiler Derneği, Tekel Mensupları Yardımlaşma Vakfı, Tüketici Hakları Derneği, Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği, VESTED, Biyologlar Derneği temsilcilerinin de katıldığı toplantıda ortak açıklamadan sonra yapılan konuşmalarda, biraraya gelişlerinin yeni kurulacak hükümete bir uyarı olduğu ifade edildi.
Sözkonusu kuruluş temsilcileri olarak özelleştirmeye kesinlikle karşı oldukları vurgulanarak, devletin EBK ve SEK'ten sonra TİGEM'i özelleştirme kapsamına almasının, Türkiye hayvancılığını öldürmek anlamına geleceğine dikkat çekildi. "Sözleşmeli Çiftçi" uygulamasının da gizli özelleştirme anlamına geldiği belirtilerek, üreticinin ürününün önceden fiyatının belirlendiği, beslenme masraflarının üreticiye kaldığı vurgulandı. Üreticinin doğrudan özel sektörle muhatap olduğunun ve ürününün yok pahasına satıldığının altı çizilerek, EBK, SEK vb. kurumlar devreden çıkarılarak, üreticilerin kimsesiz bırakıldığı vurgulandı.
ÖNCEKİ HABER

İLKSAN'da pasta büyük, kurt çok

SONRAKİ HABER

Filistin’den ABD çalıştayına karşı boykot çağrısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa