07 Mayıs 1999 21:00

Denizler her yerde...

12 Mart faşist cuntası tarafından 27 yıl önce idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın mücadelesi yurdun dört bir yanında düzenlenen etkinliklerle yaşatılıyor.

Paylaş
Denizler her yerde...
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 27. yılında 68'liler Birliği Vakfı Ankara Şubesi tarafından düzenlenen "Bağımsızlık ve Demokrasi Haftası" kapsamında şiir ve müzik dinletisi yapıldı. İstanbul ve Kırşehir'de de düzenlenen etkinliklerle Denizlerin mücadele yaşamı anlatıldı.
Mücadele sürüyor
Ankara Sanat Tiyatrosu'nda önceki gün düzenlenen etkinlikte konuşan 68'liler Birliği Vakfı Ankara Şube Başkanı Halil Çelimli, 1920'lerde Karadeniz'de boğdurulan Mustafa Suphilerden seçim döneminde katledilen SİP'li Hüseyin Duman'a kadar yitirdikleri tüm devrim şehitleri önünde saygıyla eğildiklerini belirterek, mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.
Darağaçlarının, işkencelerin, saldırıların kendilerini yıldırmadığını, yıldıramayacağını ve tam bağımsız Türkiye istediklerini belirten Çelimli, halklar arasındaki savaşın emperyalizmden kaynaklandığını ifade etti. Çelimli, savaşa karşı barışı savunacaklarını ve emperyalizme karşı savaşacaklarını söyleyerek, ayrışmayı değil, emperyalizme karşı işçi sınıfının ve Anadolu halklarının birliğini savunduklarını kaydetti.
"Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz" diyen Çelimli, konuşmasını Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam sehpasındaki son sözleriyle bitirdi. Mehmet Özer'in şiirler eşliğindeki slayt gösterisiyle devam eden etkinlikte, Hareket Tiyatrosu "Anka Kuşu" adlı oyunu sahneledi. Etkinlik Grup Çığ'ın verdiği müzik dinletisinin ardından sinevizyon gösterisiyle sona erdi.
Bergama'dan Yatağan'a
EMEP Sarıgazi Belde Örgütü'nde de önceki gece saat 20.00'de düzenlenen anmada, Denizlerin mücadelesinin Bergama ve Yatağan'da yaşatıldığı belirtildi.
Saygı duruşuyla başlayan etkinlikte, Belde Başkanı Hüseyin Genç kısa bir konuşma yaptı. Anmada, ayrıca Sarıgazi Emek Gençliği'nin oluşturduğu Genç Çığlık Şiir Grubu şiir, Grup Sürgün ise müzik dinletisi sundu. Anmaya katılanlar sık sık, "Deniz, Yusuf, Hüseyin, sürüyor, sürecek mücadelemiz", "Faşizme ölüm, halka hürriyet" ve "Her şey parti, her şey devrim için" sloganlarını attılar.
İHD Kırşehir Şubesi de, Denizleri anmak için bir etkinlik düzenledi. Etkinlikte, "'68'den 6 Mayıs'a" konulu belgesel film gösterimi de yapıldı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


YÖK sistemi despotik
Öğretim Elemanları Sendikası (ÖES) Genel Başkanı İzzettin Önder, YÖK'ün İstanbul Üniversitesi (İÜ) Merkez Kampüsü'nde bulunan İktisat, İşletme ve Siyasal Bilimler Fakülteleri'ndeki bazı bölümleri birleştirme kararını eleştirerek, "Bu karar, YÖK sisteminin ne kadar despotik tepeden inmeci olduğunu gösteriyor.
Böyle kararların alınması kurumları yıpratır, ilişkileri, etkinlikleri bozar. Üniversite modeli bu mudur?" dedi. Önder, karara usul yönünden karşı olduklarını söyledi.
Önder, gazetemize yaptığı açıklamada, üniversiteyle ilgili kararların olabildiğince alt kademelerden başlayarak alınması gerektiğini belirterek, "Biz, rektör seçimlerinden önce de, yaptığımız açıklamalarda, toplantılarda, üst kademelerin uygulama yeri olmasını talep etmiştik. Bu kararın içeriğinden çok usulü bizi rahatsız ediyor" dedi.
Sınıflar kalabalıklaşacak
İktisat Fakültesi Dekanı'nın YÖK Başkanı Kemal Gürüz'le görüştükten sonra toplantı yapacağını ve öğretim elemanlarına bilgi vereceğini açıklayan Önder, üç fakültedeki iktisat, maliye ve işletme bölümlerinin birleştirilmesinin mantıksal şablona uymadığını belirterek, şöyle konuştu: "Şu anda, bu fakültedeki bölümler gelişmiş ve yerleşmiş durumda. Bu nedenle ayrı olmalarının aslında bir sakıncaları yok. Çünkü, ayrı fakültedeki bölümler bir arada faaliyette bulunabiliyorlar, gelişebiliyorlar. Ayrıca, farklı fakültelerde, daha az sayıda mevcutla öğrenciler eğitim alabiliyor. 100'er yüzer bölünerek okuyabiliyorlar. Ama bölümler birleştirilirse, sınıflar da kalabalıklaşacak."
Geleneğe uymuyor
Üniversitelerle ilgili kararların, konuşularak, fikirler paylaşılarak, kadrolar ve yer açılarından tartışılarak alınması gerektiğini vurgulayan Önder, "Tartışmaların sonunda, İstanbul Üniversitesi bölünsün denilebilir. Çünkü, İÜ'de şu anda 80 bin öğrenci öğrenim görüyor. Bir şehir gibi. Ama yangından mal kaçırır gibi üniversitelerle ilgili kararlar alınamaz" dedi.
Önder, YÖK tarafından kadrolara sorulmadan bölümlerin birleştirilmesi kararının alınmasının üniversitelerin geleneğine uymadığını belirterek, "İçerik tartışılabilir, verilen karar doğru da olabilir. Ama karar ne olursa olsun usulsüzlük söz konusu" dedi.
Alınan karar YÖK tarafından kabul edildiği için, üniversite senatörleri ancak Danıştay'da dava açabilecekler.
ÖNCEKİ HABER

Vaatler rafa, işçiler kapıya

SONRAKİ HABER

Büyük şirketlerin kredi borçları yeniden yapılandırılacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa